Dr. Günal Kurşun, Madımak davasının bu yıl ocak ve mart aylarında iki kez Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) “açıklanacak kararlar” listesinde yer aldığına dikkat çekerek “AYM’nin kararı öyle bir karar ki açıklandığında borsa düşecek, Türkiye’nin uluslararası prestiji azalacak, yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve etkililiği konusunda ciddi soru işaretleri oluşacak. Siyasi iktidar da bu nedenle kararın açıklanmasını engelliyor” dedi. Madımak katliamında katledilen aydınlardan Behçet Aysan’ın kızı Eren Aysan, Nesimi Çimen’in oğlu Mazlum Çimen ve Metin Altıok’ın kızı Zeynep Altıok adına dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıyan avukatlardan Dr. Günal Kurşun Cumhuriyet’in sorularını yanıtladı.

- Dosya hâlâ Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) görülmeye devam ediyor, buna karşın AİHM inceler mi, “İç hukuk yolları tüketilmedi” diyebilir mi?
Madımak ile ilgili AYM’ye en son başvuru 2014’te yapıldı. Bu başvuruyu AYM 12 yıldır elinde tutuyor. Söylediğiniz doğru, iç yargı yollarının tüketilmemiş olması gerekçesiyle AİHM ret kararı verebilir, biz de başvurumuzu bunu bilerek yaptık. Ama diğer taraftan AİHM’nin bakması gereken bir diğer kural da “makul sürede yargılanma” hakkı. Bu da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 6. maddesinde düzenlenen “adil yargılanma hakkı”nın bir alt hakkı olarak tanımlanır. Dolayısıyla biz burada makul sürede yargılanma hakkının da ihlal edildiği gerekçesine dayanıyoruz.
- AİHM’ye giderken madde madde sıralarsanız temel olarak dayandığınız noktalar nedir?
Bir; insanlığa karşı suç olduğu, iki; insanlığa karşı suçlarda zamanaşımı işlemez kuralı, üç; AYM’nin bu kadar zaman dosyayı uhdesinde tutarak hem adaletin yerini bulmasını geciktirdiği ve engellediği hem de AİHM’ye yapılacak olası başvuruların önüne geçtiği, dört; makul sürede yargılama hakkının ihlal edildiği, beş; mağdurlar açısından bir giderim sağlanmadığı, failler hak ettikleri cezayı almadığı için cezasızlık kavramına katkıda bulunulduğu gerçeklerine dayandık.
‘BUGÜN BİLE SUÇ İŞLENİYOR’
Türk hukukuna “insanlığa karşı suçlar” maddesi 2006’da girdi. 1993’te insanlığa karşı suç işlenmeye başlandı. Biz burada insanlığa karşı suç olduğunu düşünüyoruz. İnsanlığa karşı suçlarda zamanaşımı işlemez. Halbuki zamanaşımı kuralı nedeniyle bazı sanıklar geçen yıl serbest bırakıldı. Olay insanlığa karşı suç olarak nitelendirilmiş olsaydı böyle bir sonuçla karşılaşmazdık. Suç her an işlenmeye devam ediyor. Bugün dahi insanlığa karşı suç işleniyor. Böyle düşünmemizin nedeni davanın sonuçlandırılmamış, adaletin sağlanamamış olması. 2006’dan sonra en azından bir yargılama yapılabilirdi. Ancak yapılmadı.
‘LİSTEDE VARDI AMA...’
Bu süreçte bir diğer önemli nokta, AYM’nin sitesinde o hafta açıklanacak kararlar, mahkemenin gündemi sayfasında ilan edilir. Bu dava 2026’nın ocak ve mart aylarında “açıklanacak kararlar” listesinde ilan edilmesine rağmen açıklanmadı.
- Bunun anlamı nedir?
Bence karar verildi ama uygun konjonktür bulunmadığı için açıklanmıyor. Ülkedeki yargı siyasetini yöneten kişi ya da kurumlar uygun görmedikleri için bu karar bir türlü açıklanamıyor. Çünkü mahkemenin sitesinde yanlışlıkla iki kez aynı dosya “karar verildi, açıklanacak” diye ilan edilemez. Bu kadar yanlışlık tesadüf olamaz. AYM’nin görevi kendisine yapılmış başvuruyu en kısa sürede neticelendirmektir. 12 yıl uhdesinde tutarak, AİHM’ye dava açılmasını da engellemek değildir. Biz de burada AYM’nin etkili bir başvuru yolu olmadığı argümanına dayandık. Ben hukuki değil siyasi mesele olarak bu kararın açıklanmadığı kanaatindeyim. 12 yıl süren bir dava olmaz.
- AYM’nin bu kadar uzun süre karara bağlamadığı bir başka dava var mı?
Böyle bir örnek yok. Madımak davası, bu kadar uzun uhdesinde tuttuğu, karara bağlamadığı tek örnek.
- Kararın “uygun konjonktür bulunmadığı için açıklanmadığı”ndan söz ettiniz. Mağdurların lehine bir sonuç çıksa ne olabilir?
Bu uzama, mağdurların haklarının korunmasına yönelik olumlu bir sonuç oluşmayacağını gösteriyor. Olumlu olsaydı zaten şimdiye kadar açıklanırdı. Çünkü bu davanın akıbetini bekleyen çok sayıda insan var. Bu insanların adalet duygusunu tatmin etmek, mağdurların adalete erişimini sağlamak açısından bu kararın önemi büyük. AYM’nin kararı öyle bir karar ki açıklandığında borsa düşecek, Türkiye’nin uluslararası prestiji azalacak, yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve etkililiği konusunda ciddi soru işaretleri oluşacak. Siyasi iktidar da bu nedenle kararın açıklanmasını engelliyor.
‘KORUMA KALKANIYLA YAŞADILAR’
Öte yandan “Ne karar çıkarsa mağdurlar açısından olumlu olur” sorusunu da tartışmamız gerek. Pek çok failin vefat ettiğini gazetelerden okuduk. Bunlar çok uzun süre kaçak yaşamalarına rağmen cenazeleri evlerinden çıktı ve toprağa verildi. Anlıyoruz ki bir koruma kalkanı altında yaşadılar. Yıllarca aranan insanların evlerinde saklandığı ve bulanamadığı bir başka örnek var mı... Bu, faillerin bir güç tarafından korunduğu kanaati uyandırıyor. Bu nedenle toplum barışamıyor, insanların bir yanı yaralı kalıyor. Bu olabilecek en kötü durum.
- AİHM’nin iç hukuk yolları tüketilmeden kendisine gelen bir davayı kabul ettiğine yönelik bir örnek bulunuyor mu?
Buna benzer dünya tarihinde bir olay yok aslında. AİHM uzun süreli yargılamalarda net süreler koymuyor ama ilke olarak “Dosyanın kendine özgün şartları içinde değerlendirme yapılmalı. Olayın büyüklüğüne, sanık sayısına bakılmalı” diyor. Madımak’a baktığımızda her ne kadar uzun süren, çok sayıda sanık olan ve kalabalık bir dosya yükü olsa dahi bu kadar süreye yayılan bir yargılama olması makul görülmemeli. AYM açısından 12 yıl boyunca bu dosyayı uhdesinde tutup karar verememiş olmak açıklanabilir değil. Neyi bekliyor AYM, toplanacak delil, alınacak sanık ifadesi mi kaldı? Mahkemenin iş yükü ile 12 yıllık süre açıklanamaz. Öte yandan mahkemenin iş yükü mağdurları ilgilendirmez. AYM diyelim ki hiç karar açıklamazsa, sonsuza kadar AİHM’ye başvuru yapamayacak mıyız? Bunun bir limiti olmalı. AYM karar açıklayabilse açıklardı. Açıklayamadığına göre AYM engelleniyor.
‘UMUTLUYUM’
- AİHM reddederse ne olur?
Eğer AİHM bizim argümanımızı haklı bulursa kabul edilebilirlik kararı verecek ve davaya bakmaya devam edecektir. Eğer iç yargı yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle ret kararı verirse davamız reddedilmiş olacak ama mağdurlar açısından herhangi bir kayıp oluşmayacak. İleride AYM kararını verdiği zaman AİHM’ye dosyayı götürmek mümkün.
- AİHM’nin kararı ile ilgili öngörünüz nedir?
Umutluyum, elimizden geleni yaptık. Mahkemenin başvuruyu ciddiye alıp titizlikle inceleyeceğine inanıyorum.
- Başvuru kabul edilirse diğer ülkeler açısından da örnek teşkil edecek değil mi?
AİHM, yalnızca Türkiye açısından değil, böyle büyük olaylarda, insanlığa karşı suçlarda, savaş suçları açısından da Avrupa çapında ses getirecek bir karara imza atabilir. Bunun da ayrıca bir değeri olacaktır.
