2025 yılına CHP'ye yönelik mutlak butlan davası damga vurdu: Adalette büyük kriz

2025 yılına CHP'ye yönelik mutlak butlan davası damga vurdu: Adalette büyük kriz

1.01.2026 04:00:00
Güncellenme:
Aytunç Ürkmez
Takip Et:
2025 yılına CHP'ye yönelik mutlak butlan davası damga vurdu: Adalette büyük kriz

2025’te Ankara’da yargı, siyasetin merkezine oturdu. CHP kurultaylarına yönelik açılan “mutlak butlan” davası ve başlatılan ceza soruşturmaları, yerel seçim yenilgisinin ardından AKP’nin muhalefeti yargı eliyle dizayn etme çabasının en çarpıcı başlıklarından biri olarak Türkiye’nin gündemine girdi.

2025’in en tartışmalı alanı yargı oldu. Bu yıl yargı, AKP’nin muhalefeti dizayn için kullandığı siyasi bir aparata dönüştürüldü. Son yerel seçimden ağır bir yenilgi alan AKP, seçimin 1. partisi CHP’nin kazandığı belediyelere yönelik yargı operasyonları başlattı. Belediyelere yönelik operasyonların merkezi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı olurken, Ankara’da da CHP’ye yönelik yürütülen “mutlak butlan davası” Türkiye’nin gündemine oturdu.

YARGI YOLUYLA CHP’NİN YÖNETİMİ DEĞİŞTİRİLMEK İSTENDİ

CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleşen 38. Olağan Kurultayı ile 6 Nisan’da gerçekleşen 21. Olağanüstü Kurultay’ın mutlak butlandan (yok hükmünde sayılması) iptali ve CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve iadesinin talep edildiği dava yargının gündemine oturdu. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde “mutlak butlan” davası sürerken, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca da 38. Olağan Kurultay’a ilişkin “şaibe” iddiaları kapsamında şubat ayında soruşturma başlatıldı. 

YARGIDA YILIN KELİMESİ: MUTLAK BUTLAN!

Mutlak butlan davası Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görüldü. Davayı açan eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve 4 delege tarafı; başsavcılığın soruşturma başlatmasını “kurultayın hukuken sakat olduğunu” gösterdiğini vurgularken, kurultayın “kamu düzenini ve güvenliğini” zedelediğini iddia edip taleplerinin kabulünü istedi. CHP tarafı ise “YSK’nin anayasayla tarif edilen yetki alanına mahkemenin girmesi halinde, Türkiye’de her seçim sonucunun adli bir konuya dönüştürüleceğini” belirtti. Bununla birlikte CHP tarafı, olağanüstü kurultayla da davanın konusuz kaldığını vurguladı. 

BAŞSAVCILIK İDDİANAMEYİ HAZIRLADI

Mutlak butlan davasında bu görüşler sürerken, Başsavcılıkça yürütülen kurultaya yönelik soruşturma da haziran ayında tamamlandı ve Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nce kabul edildi. İddianame kapsamında; başta CHP Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay olmak üzere 12 şüpheli “İmamoğlu’nun eşgüdümünde delegelere CHP Genel Başkanı Özgür Özel lehine oy kullandırttığı” iddia edildi. Şüpheliler hakkında 3’er yıl hapis ve “siyasi yasak istemi” istendi. Dosyada bulgu olarak kullanılan eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın şikayetinde “iki tur arasında tüzüğe uymadan kısa tutulduğu” yönünde iddia bulunurken, dosya savcısının “Birinci tur oylama sonucunda ikinci tur oylamaya geçilmesini geciktirerek algı yaratmak” tespitinde bulunması dikkat çekti.

MAHKEME İLE BAŞSAVCILIK ARASINDA KRİZ YAŞANDI

CHP kurmayları bu iddianameyi “Hukuk davasına sonuç yaratsın için düzenlenmiş gibi duruyor” biçiminde yorumladı. Ancak iddianameyi kabul eden mahkeme, daha sonra “görevsizlik” kararı vererek, dosyanın ağır cezaya gönderilmesini talep etti. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkemenin bu kararını reddetti ve yeniden mahkemeye gönderdi. Başsavcılık ile mahkeme arasındaki bu süreç Anayasa Mahkemesi’ne kadar taşındı. İddianameye ilişkin bu kriz sürerken, asliye ceza mahkemesi ise 30 Haziran’daki duruşmasında kararını açıklamak için iddianameye verilen görevsizlik kararının sonuçlanmasını beklediklerini belirterek, davayı erteledi. İlerleyen süreçte CHP’nin 22. Olağanüstü Kurultayı’nı yapma kararı almasıyla, mahkeme bu kez de olağanüstü kurultayın tamamlanmasını bekleme kararı aldı. Yargılamanın sonucundan Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi, davayı reddetti. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki dava ise bu ay içinde başlayacak.

HSK SEÇİMLERİNDE ANAYASAYA UYULMADI

TBMM Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu; Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Seçimi kapsamında Meclis kontenjanından gönderilecek 5 adayın seçimi için 6 Mayıs’ta toplandı. Seçimlerin 1'inci turunda sonuç çıkmayınca 2. tura geçildi. 2. turda CHP usul tartışması açtı. CHP’li komisyon üyeleri, seçimde iç tüzük ve anayasa ihlali olduğunu belirterek seçimden çekildi. CHP, seçimleri Anayasa Mahkemesine taşıdı. Ancak; mahkeme HSK seçimin iptal ve yürürlülüğünün durdurulması talebi reddedildi. Bu karar AYM’nin önceki kararlarındaki içtihadından (anlayış, özel görüş) farklılık oluşturduğu için tartışma konusu oldu.

E-İMZA ÇETESİ DAMGASINI VURDU

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kamuoyuna “sahte e-imza çetesi” adıyla belirtilen soruşturma da Türkiye’nin gündemine oturdu. Başsavcılıkça hazırlanan iddianamelerde; çetenin TÜRKTRUST ve E-İMZATR isimli elektronik sertifika hizmet sağlayıcı kuruluşlarının Adana, Mersin, Hatay, Ankara ve İstanbul bayileri üzerinden sahte sürücü belgesi ve T.C. kimlik kartları kullanarak, kamu kurum ve kuruluşlarında görevli yöneticiler adına elektronik imza başvuru ve üretimi yaptığı kaydedildi.

YUNUS EMRE VAKFI NAYLON FATURA SKANDALI PATLADI

Bu yıl içinde Ankara’daki davalar arasında dikkat çeken bir diğeri ise iktidarın gözdesi Yunus Emre Vakfı yöneticilerine açılan “naylon fatura” davasıydı. Vakıflar Genel Müdürlüğü müfettişleri, Yunus Emre Vakfı'nın kasasının tabela şirketlerden alınan naylon faturalarla boşaltıldığını belirledi. Müfettişler, soygunun belgelerini 23 Aralık 2024’te Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim etti. 2 Ocak 2025’te polis operasyonuyla birçok isim gözaltına alınıp tutuklandı. Aralarında eski vakıf başkanı Şeref Ateş’in oğlu Enes Ateş’in de bulunduğu 23 kişi hakkında “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlarından iki ayrı iddianame düzenlendi.

CUMHURİYET AYDINLARI DAVALARI DA HAREKETLİYDİ

FETÖ ve Alman Vakıfları’na karşı mücadelesiyle tanınan ve 2002’de evinin önünde uğradığı silahlı saldırıyla katledilen Necip Hablemitoğlu davasının dosya savcısı Zafer Ergün karara karşı mütalaasını verdi. Ancak bu mütalaanın ardından Ergün’ün görev yeri değiştirildi, ardından Ergün'ün emekli olduğu öğrenildi. Gazetemiz Cumhuriyet’in katledilen yazarları Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok’un cinayetlerinin ele alındığı Umut Davası’nda bu yılki son duruşmasında ise dönemin emniyet genel müdürü olan eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar SEGBİS aracılığıyla tanık olarak dinlendi.

AYM’NİN KAHRAMAN KARARI UYGULANMADI

Gezi Parkı hükümlüsü Tayfun Kahraman hakkında ise AYM kritik kararlara imza attı. AYM, 31 Temmuz’da Kahraman'ın, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılanması gerektiğine karar verdi. Ancak mahkeme kararı dinemedi. Bu kararının ardından AYM, Kahraman’ın sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmesi için tedbir kararı verilmesi talebini reddetti; ancak sağlık durumu gerektirdiği takdirde teşhis, tetkik ve tedavi için hastanede yatarak tedavi görmesi de dâhil gerekli tüm tedbirlerin alınmasına hükmetti. Bu kararın ardından Kahraman 24 Aralık’ta MS atağı geçirdiği öğrenildi.