Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Eş Başkanı Nilgün Aşkar, Hatay Tabip Odası ile hazırladıkları ortak görüşü kamuoyuyla paylaştı. Konuşmasına, yaşanan felaketin üzerinden üç yıl geçtiğini hatırlatarak başlayan Aşkar, şunları kaydetti:
"Bugün burada sadece doğanın bir yıkımını değil; bile bile, göz göre göre ve raporlara rağmen gelen bir kamu cinayetinin hesabını sormak için toplanıyoruz. Bizler biliyoruz ki o enkazın altında kalan sadece canlarımız değil, liyakatsiz yönetim anlayışı ve cezasızlık zırhıdır. Elimizdeki belgeler, bu ölümlerin birer kaza değil, idari bir ihmal zinciri olduğunu kanıtlıyor. Dava konusu olan Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Hizmet Binası'nda, 2012 tarihli bir raporda ya güçlendirilmesi ya da yıkılması gerektiği belirtilmesine rağmen tam 11 yıl boyunca hiçbir önlem alınmadan sağlık hizmeti verilmeye devam edilmiştir. Deprem sabahı acil serviste şifa bekleyen, poliklinikte hizmet gören ve onlara hizmet sunmak için hazır bulunan sağlık emekçilerinden oluşan 68 canımız, bu ihmallerin kurbanı olmuştur."
"HALKIN CAN GÜVENLİĞİNİ HİÇE SAYAN ESKİ YÖNETİCİLER YARGI SÜRECİNE DAHİL EDİLMELİDİR"
Nilgün Aşkar, benzer bir sürecin İskenderun Devlet Hastanesi A Blok'ta da yaşandığını belirterek, şöyle konuştu:
"Bu binanın 2012 yılında depreme dayanıklı olmadığı tespit edilmiştir. 2015 yılında dayanıklılığı olumsuz tespit edilen binanın yıkılmasına ilişkin toplantılar yapılmıştır. 2016'da İskenderun Teknik Üniversitesi'nden alınan teknik raporda, binanın deprem güvenliğinin yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Raporun yıkım komisyonuna gönderildiği bu rapora istinaden, Sağlık Bakanlığı tarafından 2019 yılında yeni bina yapımının yatırım programına alındığı yönünde karar alınmasına rağmen tek bir çivi çakılmamış, bina yenilenmemiştir. Bu ihmalin sonucu olarak 6 Şubat depreminde 125 vatandaşımız bu hastanede can vermiştir. Bugün görüyoruz ki Sağlık Bakanlığı, bu ölümlerin sorumlularının yargılanmasını istemiyor. 2012'den bu yana koltuklarda oturan, bu raporları gören ancak hiçbir önlem almayarak halkın can güvenliğini hiçe sayan eski yöneticiler hakkında soruşturma izni verilmiyor. Bu, adaletin önüne set çekmektir. Soruşturma izni verilmeyen tüm eski idareciler derhal yargı sürecine dahil edilmelidir."
HASTANE YERİ TARTIŞMALARI...
Demokratik Sağlık-Sen Anadolu Şube Başkan Vekili Metin Yılmaz ise Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Hizmet Binası'na ilişkin 2007 yılından bu yana hastane yerleşkesinin yanlışlığına dair verdikleri mücadeleyi hatırlatarak, "Bugün burada 2007 yılından bu yana verdiğimiz haklı mücadelenin acısını paylaşıyorum. 2010, 2011, 2012 ve 2013 yıllarında Amik Gölü'nün kıyı şeridine yapılan hastanenin buraya yapılamayacağını, iki fay hattının ortası olduğunu söyleyerek mücadele verdik. 'Burada insanlar, canlar, anneler evlatlarından ayrılacak, yetim kalacak' dediğimizde maalesef 'ben yaptım oldu' zihniyeti adeta fışkırmış ve 2023 yılında bu mücadelemiz, acı içerisinde bizleri haklı çıkarmıştır" eleştirisinde bulundu.
"EVLERİN VE HASTANELERİN MEZARA DÖNÜŞMESİNİ KABULLENMİYORUZ"
Adalet Peşinde Aileleri Platformu Hatay İl Temsilcisi Zübeyde Kahraman da bugünkü duruşmaların önemine vurgu yaparak şunları söyledi:
"Bugün burada yalnızca bir duruşma için değil; yarım kalan hayatlar, susturulan sesler ve geri gelmeyecek sevdiklerimiz için buradayız. Bugün adalet arayışımızın iki duruşması vardı: Fuat Koku Sitesi ile Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ek Binası. Deprem bir doğa olayıdır. Ancak riskleri bilinen, depreme dayanıklı olmadığı ortaya konmuş yapılarda önlem alınmadığında yaşanan yıkım afet değildir; bu bir ihmaldir.
Hatay Eğitim Araştırma Hastanesi Ek Hizmet Binası ve İskenderun Devlet Hastanesi A Blok'ta onlarca insanın hayatını kaybetmesi kaderle, tesadüfle açıklanamaz. İnsanların en güvende olması gereken yerlerin, evlerin ve hastanelerin mezara dönüşmesini kabullenmiyoruz. Gerçeğin tüm yönleriyle açığa çıkarılmasını ve sorumluluk zincirinin eksiksiz biçimde ortaya konmasını talep ediyoruz. Kaybettiklerimiz için sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Unutmuyoruz, affetmiyoruz, vazgeçmiyoruz."