AKP’de açılım sürecine ilişkin fiili tıkanmanın sürdüğü değerlendirmesi yapılırken, seçmenin nabzının tutulduğu ve özellikle son dönemde yaşanan tartışmaların tabanda rahatsızlık yarattığının görüldüğü belirtiliyor. Parti kurmayları, özellikle “kurucu önder” söylemi üzerinden yükselen tartışmaların milliyetçi seçmende tepki oluşturduğunu ifade ediyor. AKP kaynakları, örgütün yurtiçi ve yurtdışındaki tüm unsurlarıyla silah bırakmadan herhangi bir yasal düzenleme yapılmasına sıcak bakılmadığını vurguluyor.
Parti içinde, “önce silah bırakma teyidi” yaklaşımının giderek daha güçlü biçimde benimsendiği belirtiliyor. Cumhur İttifakı ortağı MHP’nin yasal düzenlemeler konusunda ısrarcı olduğu, DEM Parti’nin de benzer bir çizgide taleplerini sürdürdüğü ifade edilirken, AKP kaynakları ise devletin güvenlik birimlerinden gelen raporların olumsuz olduğuna işaret ediyor. Aynı kaynaklar, DEM Parti’nin süreçte “uzlaşmacılıktan uzak” bir tutum izlediğini savunuyor.
AKP kulislerinde, “DEM Parti’nin dayatmacı tutumu ve olmayacak talepleri süreci bitirir” yorumları yapılırken, seçmene “örgüte teslim olunduğu” izleniminin verilmek istenmediği ifade ediliyor. Parti kurmayları, sürecin güvenlik eksenli yürütülmesi gerektiğini savunuyor.
‘HAKAN FİDAN’A SEMPATİ YÜKSELİYOR’
DEM Parti çevrelerinin hedef aldığı isimlerden biri olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a yönelik AKP içinde sempatinin arttığı da kulislere yansıdı. Parti içinde, Fidan’ın özellikle milliyetçi camiada karşılığı olan bir isim olduğu değerlendirmesi yapılıyor. Bazı partililer, “Hakan Fidan tüm milliyetçi camianın sevdiği bir isim” yorumunu yapıyor. Tam da bu tartışmalar sürerken AKP’de geçmişte belediye başkanlığı ve milletvekilliği görevlerinde bulunan Savcı Sayan’dan dikkat çeken bir paylaşım geldi.
‘TERCİHİNİ DEVLETTEN YANA KOYACAKTIR’
Sayan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:
2014 çözüm sürecinde de bütün iyi niyetine rağmen derin yapılar ve PKK süreci bozmak istedi. Kabul edilmeyecek şartları dayattılar. Sayın Erdoğan elinin tersiyle itti. Sonra, Apo ve derinler hendek savaşlarını başlattılar. Kandil üzerinden Türkiye’ye diz çöktüreceklerini sandılar. Hendeklerle Tayyip Erdoğan’ı yeneceklerini düşündüler. Ama söz konusu vatandı. Yine geri adım atmadı. Devleti kimseye teslim etmedi. Birileri yine ‘Terörsüz Türkiye’ söylemi ve Apo üzerinden Sayın Erdoğan’ı sıkıştırabileceklerini sanıyor. Sayın Erdoğan’ın üstüne ne kadar giderseniz gidin, halkın kabul etmeyeceği talepleri önüne koyarsanız, yine geri adım atmayacaktır. Yine tercihini devletten, milletten ve bayraktan yana koyacaktır. Bu ülkeyi Apo ve yandaşlarına teslim etmeyecektir. Bunun siyasi bedeli ne olur? Cumhur İttifakı içinde kırılmalar mı yaşanır? MHP rahatsız mı olur? Hiç fark etmez. Erdoğan, ‘Bu ülkeyi böldürmem, teslim etmem’ diyerek milletin önüne çıkarsa; bugün karşısında duran birçok milliyetçi kesim bile destek verir. İYİ Parti ve tabanından destek gelir, Yavuz Ağıralioğlu cephesinden de gelir, Büyük Birlik tabanından da gelir, hatta Zafer Partisi seçmeninden bile destek gelir. Mansur Yavaş gibi devlet refleksi güçlü isimler bile, konu vatanın bütünlüğü olduğunda Sayın Erdoğan’ın yanında aynı çizgide durabilir. O zaman Sayın Erdoğan seçimi yüzde 60’ın üzerinde bir rakamla kazanır. Çünkü bu milletin kırmızı çizgisi devlettir, vatandır, bayraktır.”
‘PARTİ DAHA MİLLİYETÇİ ÇİZGİYE KAYIYOR’
AKP kulislerinde de benzer değerlendirmelerin yapıldığı belirtiliyor. Parti kurmaylarının önemli bölümünün Savcı Sayan’ın çizdiği çerçeveye yakın düşündüğü ifade edilirken, son dönemde partinin daha milliyetçi bir eksende ilerlediği yorumları yapılıyor. Parti kaynakları, açılım sürecine ilişkin bundan sonraki adımların seçmen hassasiyetleri ve güvenlik bürokrasisinin değerlendirmeleri doğrultusunda şekilleneceğini ifade ediyor.
