Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin (ABB) 2021-2024 yılları arasında yaptığı "konser" harcamalarında usulsüzlük yapıldığı iddialarına ilişkin 3’ü tutuklu 14 kişinin yargılanmasının ikinci duruşması, Ankara 34. Ağır Ceza Mahkemesi'nde dün görüldü. Bir önceki duruşmada, tutuklu yargılanan 5 sanığın tahliyesine karar verilmiş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, delil durumu ve kamu zararı gerekçesiyle itiraz etmesi sonucunda eski ABB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Hacı Ali Bozkurt, Evren Teknik Grup Müzik Organizasyon şirketi sahibi Onur Evren, Festiva ve Enfest Organizasyon şirketi sahibi Selahattin Çelikkaya hakkında yeniden tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmıştı. Duruşmada, tutuklu sanıklar Hacı Ali Bozkurt, Onur Evren ile Selahattin Çelikkaya, tutuksuz sanıklar eski ABB Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili Haluk Erdemir, eski ABB Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkan Vekili Hüseyin Zehir, ABB çalışanları Celal Akbaş, Kurtuluş Bakır, Eren Demir, Levent Erdoğan ile Universe Prodüksiyon Şirketi sahibi Sıla Evren, Festiva ve Enfest Organizasyon Şirketi ortağı Kaan Alp, Craft Sanat Organizasyon Şirketi sahibi Üstün Alpay, Gurudan Tur. Dan. Org. Rekl. San. Tic. A.Ş. yetkilisi Arda Akman vekilleri hazır bulundu.
‘HEPSİ NEVZAT UZUNOĞLU’NUN KARARIYLA ALINIYOR’
Duruşma, tanık Osman Cem Taşbaş’ın ifadesinin alınmasıyla başladı. Taşbaş, “Ben bu fiyatların yüksek olduğunu söyledim. Hepsi ABB Özel Kalem Müdürü Nevzat Uzunoğlu’nun kararıyla alınıyor. Tanık olduğum şeyler var. Ben İstanbul Fest’e gittim bu işleri merak ettiğim için. Orada herkes bu fiyatların yüksek olduğunu söylüyordu. Selahattin Çelikkaya’nın defalarca Nevzat Uzunoğlu ile görüştüğünü biliyorum ancak ne konuştuğunu bilmiyorum. Ebru Gündeş evraklarının sosyal medyaya sızmasını da benden bildiler. Çünkü her şeye ben itiraz ediyordum, rahatsızlığımı dile getiriyordum” dedi.
‘UZUNOĞLU YAVAŞ’A SÖYLER, ÖYLE KARAR VERİLİRDİ’
İhalelere ilişkin görüşmeler hakkında da bir bilgisi olmadığını kaydeden Taşbaş, “Bunların kararını Hacı Ali Bozkurt yapıyordu. Hepsini proforma faturalar üzerinden yapıyordu. Mansur Yavaş’ın özel aracı içinde ben Nevzat Bozkurt’a bu konserlerin pahalı olduğunu söyledim. Tüm konserlerin kararını Mansur Yavaş ve Nevzat Uzunoğlu verdi. Hacı Ali Bozkurt vermedi. Nevzat Uzunoğlu'na söylerdi, o da Mansur Başkan'a derdi ve öyle karar verilirdi” ifadelerini kullandı.
‘SEKTÖR DEDİKODULARI’ ELEŞTİRİSİ
Taşbaş'ın beyanlarının ardından sanıklara soru sorma hakkı verildi. Telefonunda pek çok soruşturmaya dair belge olduğu ve bu belgelere nasıl ulaştığı sorulan Taşbaş, “Bana taraflar attı bu belgeleri. Kimlerin attığını söylemek istemiyorum" dedi. Sanık avukatları, “Taşbaş’ın ifadelerinin duyumlara ve sektör dedikodularına dayandığını” söyleyerek söylemlerini eleştirdi. Bir başka avukat ise, Taşbaş’ın dosyalar noktasında yalan söylediğini iddia ederek belgelerin taraflardan geldiğine yönelik mahkemeye kanıt sunmasını istedi.
‘SÜRECE VAKIF DEĞİLİM’
Daha sonra, tanık Fulya Koçak dinlendi. Koçak, Hacı Ali Bozkurt’un sekreterliğini yaptığını anlatarak kendisiyle arasında baba-kız ilişkisi olduğunu anlattı. Koçak, konserlerin oluşturulma sürecine yönelik verdiği ifadede “Ben o toplantılarda bulunmadığım için sürece vakıf değilim ama Selahattin bey sık sık Ali bey ile görüşürdü. Konuşmalarına şahit olamadım. Ali Bozkurt ile güzel bir ilişkimiz olduğu için konuşurduk. İsimleri kendisinden duyuyordum. Ben daha önce 2 daire başkanıyla da çalıştım bu zamanlarda hiç özel konser yapılmamıştı. Ali başkan TRT kökenli birisiydi. Kültürü biraz daha canlandırmak gibi bir amacı vardı. O sebeple onun döneminde etkinliklerin artış gösterdiğini düşünüyorum” dedi.
‘İMZA ATMAKTAN İMTİNA EDENLER VARDI’
Mevzuatı bilmediğini, duyduklarına göre konuştuğunu söyleyen Koçak,”Ali başkan işini iyi yapardı. bana zaman zaman sıkı pazarlıklar yaptığını anlatırdı. İhalelere ilişkin söylentiler ayyuka çıkmıştı. İmza atmaktan imtina eden çalışanlar vardı fiyatların yüksekliği sebebiyle. Son zamanlarda Taşbaş ile Hacı Ali başkan arasının bozuk olduğunu biliyorum. Bu da fiyatların yüksekliği sebebiyle. Bunlar da benim duyumlarım” ifadelerini kullandı.
‘FOTOĞRAFI TAŞBAŞ’A GÖSTERMEK İÇİN ÇEKTİM’
Koçak, “Kültür etkinlikleri şube müdürlüğünde bir arkadaşımız vardı. O saha personeliydi. Bir gün Sağlık Sokak’taki konutta belediye başkanlığına giderken araba bulamayıp Onur Bey’in arabasına biniyor. Orada bir saat olduğunu, bu saatin Ali başkana verileceğini söylüyor ve bunu yayıyor. Sonradan bu kişi başka bir müdürlüğe gönderildi. Aradan 2 ay kadar geçmişti. Ali başkan, odasına izinsiz girildiğini söylemişti. Odasının anahtarı sadece bende ve birkaç kişide vardı. Anahtara sahip olma sebebimiz de odasını düzenlemekti. Odayı düzenlerken Rolex poşeti gördüm. Başkan geldi ve; ‘Fulya ben o poşetin nereden geldiğini hatırladım. Onu TRT’den bir arkadaşım, içine çikolata koyup getirmişti’ dedi. Ben sadece saatin poşetini gördüm. Bir fotoğraf çektim. O sırada Osman Cem Taşbaş ile konuşuyorduk ona göstermek için çektim. Ama sosyal medyada kesinlikle ben paylaşmadım” diye konuştu.
TANIKLAR, SÜRECE HAKİM DEĞİLMİŞ
SEGBİS üzerinden dinlenen tanık Ahmet Subutay Yitgin, “Selahattin Çelikkaya ile çalıştığım sürede ben bu olaylara ilişkin bir şey duymadım" dedi. Tanık Murat Özkan, “Ben isimleri tanımam. Olaylara ilişkin de bir bilgim yok. Ben sadece İsrafil Çetin'in beni işe alma vaadinden ötürü çek tahsil ettim. Para nereye kime gitti hiçbir bilgim yok benim" ifadelerini kullandı. Tanık Yavuz Özer de “Konserlerin nasıl yapıldığına dair bilgim yok, ihalelerin nasıl yapıldığını da bilmiyorum. Bu kişiler belediyenin jeneratörlerini firmanın gibi kullanıyorlardı. Yalnızca bunu biliyorum" dedi. ABB Kültür ve Sosyal İşler Dairesi’nde organizasyon şefi olarak çalışan tanık Bayram Ceylan da dava konusu konserlerin pazarlık süreçlerine yönelik bilgi sahibi olmadığını söyleyerek “Gençlik Parkı'ndaki konserlerde ise sanatçıların kaşesini öğrenirdim ve Hacı Ali Başkan'a iletirdim. Örneğin bir kaşe 50 bin ise Hacı Ali Başkan ‘50 bin çok 35 bine indir' derdi. Ben de bunu karşı tarafa iletirdim. Onlar da ‘Hacı Ali Başkan 35 bin diyorsa bildiği vardır. Tamam öyle yapalım' derlerdi" şeklinde konuştu. Ceylan, “Biz memuruz. Maaşlarımız bellidir. 10 milyonluk konseri 50 milyona yapmışlar gibi bir şey söylememişizdir. Çünkü bilmediğimiz şey hakkında böyle bir şey söylemeyiz" dedi.
‘EN PAHALI İŞİMİZDE TAŞBAŞ’IN İMZASI VAR’
Çınar’ın dinlenmesinin ardından Mahkeme Başkanı sanıklara tanık beyanlarına karşı savunma yapmaları için söz verdi. Tutuklu sanık Hacı Ali Bozkurt, Rolex saat konusunda savunmasını, “Eski bir sunucu ile projemiz vardı. Bu sunucu arkadaş ‘sabah erken saatte randevu verdiğin için çikolatayı evde denk gelen poşete koydum' dedi. Bu poşetin masanın üstüne konulup fotoğrafının çekinmesi art niyetli bir durum” diyerek yaptı. Taşbaş’ın ifadelerine de yanıt veren Bozkurt, “Bizim en pahalı işimiz 2023 yılının 29 Ekim'i. Burada Osman Cem Taşbaş'ın imzası var. Daha sonra ne oldu da sonraki işlemler onun için pahalı gelmeye başladı, bunun araştırılması lazım. Sanatçıların astronomik rakamlar istemeleri, Türkiye'deki enflasyon artışı da göz önüne alınırsa bizimle alakalı bir durum olmadığı görülür. 197 gündür iki tane iftiracı yüzünden ben bu çileyi çekiyorum. Ben şerefle bu devlete, millete hizmet ettim. Bunları hak etmiyorum” diye konuştu
‘DEDİKODU VE ENTRİKADAN ÖTEYE GİTMİYOR’
Tutuklu sanık Onur Evren de savunmasında, “Kendi aralarındaki dedikodu ve entrikadan öteye gitmeyen ifadeler söz konusu. Hiçbir işi pahalıya yapmadık” dedi. Bir diğer tutuklu sanık Selahattin Çelikkaya ise, “Biz ilk gün söylediğimiz gibi sadece işimizi yaptık. Osman bey, ne kadar inkar etse bile en az malzemeli işlere en yüksek ücretli imzaları atmıştır” savunmasını yaptı. Savcı, bu duruşmaya katılmayan İsrafil Çetin’in zorla getirilmesi emri düzenlenmesini, bilirkişi raporunun dönüşünün beklenmesini, sanıkların tutukluluk halinin devamını karar verilmesini mütalaa etti.
KARAR AÇIKLANDI
Mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların cezaevinde geçirdikleri süreyi, dosyadaki delillerin büyük ölçüde toplanmış olmasını, tanıkların dinlenmesini ve savunmaların alınmasını dikkate aldı. Bu aşamada tanıklar üzerinde baskı kurulma ihtimalinin ortadan kalktığını değerlendiren heyet, konser organizasyonlarına ilişkin piyasa rayiçleri ile olası kamu zararının mali boyutunu ortaya koyacak bilirkişi raporunun ise henüz dosyaya sunulmadığını belirtti.
BİR SONRAKİ DURUŞMA 7 TEMMUZ'DA
Heyet, sanıkların kaçma veya delilleri karartma ihtimalinin bulunmadığına, bu aşamadan sonra tutukluluğun amacına hizmet etmeyeceğine ve ölçülülük ilkesine aykırı olacağına hükmederek tutuklu sanıkların adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Mahkeme, diğer sanıklar hakkında uygulanan adli kontrol tedbirlerinin devamına hükmederken, bilirkişi raporunun beklenmesine karar vererek duruşmayı 7 Temmuz’a erteledi.
