Sahte diplomada kritik isim: Celal Gülen
Murat Ağırel
Son Köşe Yazıları

Sahte diplomada kritik isim: Celal Gülen

31.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sahte diploma operasyonlarını hatırlıyorsunuz değil mi?

Yargılaması halen sürüyor. TÜRKTRUST ve E-İMZATR isimli elektronik sertifika hizmet sağlayıcı kuruluşların Adana, Mersin, Hatay, Ankara ve İstanbul bayisi/ofisleri üzerinden sahte sürücü belgesi ve TC kimlik kartları kullanarak kamu kurum ve kuruluşlarında görevli kişiler adına elektronik imza başvuru ve üretiminde bulunulduğu ortaya çıkmıştı.

Bahse konu e-imzalar ile kamu kurumlarına ait sistemlere yetkisiz erişim sağlayarak yasadışı işlemlerin gerçekleştirildiğinin tespit edilmesi üzerine iki dalga operasyon yapıldı.

Yapılan operasyonlar ve soruşturma neticesinde 57 adet sahte diploma, 108 adet sahte sürücü belgesi ve dört adet sahte lise mezuniyeti tespit edildi.

İlk operasyonda 197 şüpheli gözaltına alındı, 37’si tutuklandı. İkinci operasyonda ise 61 şüpheli gözaltına alındı, 20’si tutuklandı.

İki ayrı iddianame hazırlandı ve 199 kişi iddianamede yer aldı.

Sahteciliğin Türkiye’nin dijital devlet altyapısının temelini oluşturan e-imza sistemi aracılığıyla gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştı.

Günlerce konuşulsa da unutuldu.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) başkanı, başkan yardımcısı ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK) eğitim ve öğretim başkanı ile 14 üniversitenin öğrenci işleri daire başkanları ve personeline ait e-imzaların kopyalandığı ortaya çıkmıştı.

Sadece bu mu?

Hayır, Çevre Şehircilik Bakanlığı ile de ilgili bir sahtecilik söz konusu ancak bu hususta bir ilerleme kaydedilemedi. Dosyayı yakinen takip ediyorum. Hazine arazilerinin sahte evraklar ile satıldığı hususları yine bu konuda yazdım. Yazmaya da devam edeceğim.

Ancak bu çete ortaya çıktığında örgüt lideri olarak yer alan Ziya Kadiroğlu’nun yardımcıları vardı.

Bu kişilerden birisi Gökay Celal Gülen.

Ziya Kadiroğlu’ndan çok bu kişi aslında örgütün beyni diye nitelendiriliyor. Zira teknoloji ve sistemler ile ilgili programcı olduğu nitelendiriliyor.

Neden tekrar bunu hatırlattım onu anlatayım. Çünkü konunun İstanbul Başsavcılığı’nın yaptığı bir operasyon ile bağlantısı var.

Savcılık açıklamasına göre hacker bir grup tespit ediliyor. “Siyah şapkalı hacker” diye nitelendiriliyor.

Yurtdışında bulunan bankalardaki uyuyan hesap olarak tabir edilen banka hesaplarında bulunan paraları bilişim hırsızlığı suretiyle kendi kontrolünde bulunan hesaplara aktardıkları anlaşılıyor.

Yurtdışında bulunan şahıslara ait ele geçirilen banka ve kart bilgileri kullanılarak kart kopyalama işlemi yaptıkları belirleniyor.

Hatta Facebook’ta veri tabanına girerek yaklaşık 19 milyon 800 bin kişiye ait kişisel verileri ele geçirerek depoladıkları anlaşılıyor.

Yanlış okumadınız: 19 milyon 800 bin.

Burada Instagram ve Facebook gibi birçok şahsın sosyal medya hesapları ile e-posta adreslerine ait kullanıcı adı ve şifrelerini tespit ederek depoladıkları görülüyor. Öyle ki 10 bin 768 dosyada farklı kullanıcı hesapları belirlenmiş.

Ancak savcılık açıklamasında bir kısım var ki çok önemli, aynen şöyle:

“...gibi kamu kurumlarına ait veri tabanlarına erişerek vatandaşların kişisel verilerine ulaştıkları ve bu bilgileri kullanılarak ‘Avatar’ ve ‘Sor Gelsin’ isimli panel olarak tabir edilen veri tabanı kendisine ait sorgu panelleri oluşturdukları, ayrıca ücret karşılığı kişisel verileri data olarak sattıkları...”

Bakın, bu savcılık açıklaması!

Yani kamu kurumlarının veri tabanlarına ulaşmışlar.

Peki bu hacker grubu ile ilgili gözaltına alınanlar kim?

İşte yine savcılık açıklamasına dönüyoruz, hemen oradaki isme bakıyoruz: Gökay Celal Gülen!

İsim benzerliği mi? Sordum savcılık kaynağına, “Hayır değil” cevabını aldım.

Yani sahte diploma davası diye belirtilen davada çetenin beyni diye nitelendirilen Gökay Celal Gülen, hacker davasında tekrar gözaltına alınıyor.

Bu kişiler sahte diploma davasında hangi kuruma sızmıştı?

BTK, yani Bilgi Teknolojileri Kurumu.

Hacker soruşturmasında verileri nereden elde etmişler?

“Kamu kurumlarının veri tabanından...”

Yani durum ortada değil mi?

İstifa eden bir Allah’ın kulu var mı? Yok, değerli okuyucular yok.

Soruşturma geçiren bir yetkili var mı? Yok.

Davada yargılanan var mı? Yok.

Yok, yok, yok ama hapiste gazeteciler var.

İsmail Arı, Alican Uludağ, Merdan Yanardağ var.