2. Açılım Süreci kapsamında 5 Ağustos 2025’te çalışmalarına başlayan TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komsiyonu dün gerçekleşen 21. toplantısında ortak raporu onaylarak nihai çalışmalarını tamamladı. Rapor kapsamında gözler PKK/KCK terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan’a umut hakkı verilip verilmeyeceğine çevrilirken, arka perdeden raporda Cumhuriyet’in tasfiye edildiği görüldü.
TÜRK DEVLET GELENEĞİNDEN CUMHURİYET ÇIKARILDI!
Raporun “Türk-Kürt Kardeşliğinin Tarihî Kökleri ve Kardeşlik Hukuku” başlıklı 3. bölümünde laik ve üniter Cumhuriyet rejimine atıf yapılmadığı dikkat çekti. Tarihsel zeminin incelendiği başlıkta; sadece Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı Kürtlerin değil, bölgedeki diğer ülke yurttaşları Kürtlerin de Türkiye’ye gönül bağının olduğu vurgulandı.
“Anadolu’dan Mezopotamya’ya uzanan medeniyet havzasında kurulan şehirler, ticaret yolları, ilim merkezleri, vakıf geleneği ve yerel dayanışma ağları; farklı toplulukların birbirine eklemlenmesini sağlayan müşterek bir hayat düzeni üretmiştir” denilen bölümde; “Selçuklu’dan Osmanlı’ya uzanan devlet tecrübesi, güvenlik ve asayişi temin eden idari mekanizmalarla birlikte, örfi-hukuki teamüller üzerinden toplumsal düzeni tahkim etmiştir” ifadeleri kullanıldı.
CUMHURİYET ÖNCESİ TARİH ‘ORTAK PAZAR’ ÜZERİNDEN ELE ALINDI
Cumhuriyet rejiminin devlet geleneğinden çıkarıldığı ifadede Cumhuriyet öncesi tarihe atıf yaparak, söz konusu tarih “ortak pazar”, “ortak emek” ve “ortak sorumluluk” kavramları üzerinden değerlendirildi. Bu değerlendirme; terör elebaşısının 24 Kasım 2025’te AKP, MHP ve DEM Parti’den birer milletvekiliyle kurulan komisyon heyetiyle İmralı’da yaptığı görüşmedeki “Komün kelimesinin halkın şirketleşmesi, Türkiye için bunu önerdiği” yönündeki görüşünü akıllara getirdi.
MECLİS’E 1924 ÖNCESİ TARİH KABUL ETTİRİLDİ
Süreç; PKK terör örgütünün 12 Mayıs 2025’te sonsuz barışın teminatı Lozan Barış Antlaşması ile Devrimi Anayasası olan 1924 Anayası’nı hedefe koyarak yaptığı fesih açıklamasıyla şekillenmişti. Sürecin Meclis ayağı komsiyonun nihai çalışması olan raporda ise söz konusu tarihsel yorumda sıklıkla 1924 öncesine atıf yapıldığı görüldü. Raporda; Cumhuriyet’in temel niteliklerini sağlayan Devrim Yasaları’nın kabul edildiği 2. Meclis Dönemi’ne değil, Kurtuluş Savaşı’nın yönetildiği ve Cumhuriyet rejiminin ilan edilmesiyle görevini tamamlayan 1. Meclis Dönemi’ne atıf yapıldı.
ERDOĞAN’IN ‘TÜRK-KÜRT-ARAP İTTİFAKI’ SÖYLEMİ RAPORDA YER ALDI
Bu kapsamda raporda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türk-Kürt-Arap ittifakı” söylemi üzerinden; “Yakın tarihimizde de kardeşliğimizin kurumsal ifadesi, Millî Mücadele yıllarında ve TBMM’nin kuruluş iradesinde belirginleşmiştir. Çanakkale’de, Sakarya’da ve Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana bir arada yürüyen irade; güvenlik kaygıları ile hürriyet alanını birlikte düşünmeyi, adalet ve refahı ortak hedef hâline getirmeyi mümkün kılan siyasal aklı beslemiştir. Millî Mücadele’nin tüm cephelerinde omuz omuza savaşanların torunlarıyız. Gayet açıktır ki Türk-Kürt-Arap kardeşliği coğrafyamızın asli kodudur” denildi.
CHP TARİHSEL ANLATIMI KABUL ETMEDİĞİNİ BELİRTEREK ‘EVET’ OYU VERDİ
Gerici bir tarihsel anlatıma oturtulan rapora CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi haricinde CHP’nin diğer 10 komisyon üyesi milletvekilleri ‘Evet’ oyu verse de eleştirilerini dile getirdi. Bu kapsamda CHP’li komisyon üyelerinden İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen; raporda yurttaşlığın eşitlik ve duygu birlikteliği üzerinden değil kimlik ve inanç üzerinden tariflendirildiğini eleştirirken; Ankara Milletvekili Murat Bakan ise şu eleştiriyi getirdi:
“Cumhuriyet’in kurucu değerleri, üniter yapı, laik devlet ve resmi dil vurgusu çok önemli elbette, kırmızı çizgimiz. Raporda; Türk-Kürt-Arap vurgusunun tekrarı metni yurttaşlık zemini yerine etnik bir çerçeveye kaydırıyor. Türkiye Cumhuriyeti etnik kökenler üzerinden değil, eşit hak ve ödevlere dayalı vatandaşlık üzerinden tanımlanır. Toplumu etnik kimliklere ayırdığınızda farkında olmadan hiyerarşi, temsil tartışması ve dışarıda kalanlar Çerkez, Laz, Gürcü, Boşnak vesaire sonucu doğurur. Türk, Kürt, Arap vurgusu iyi niyetli kardeşlik söylemi amaçlasa da komisyon metinlerinin anayasanın eşitlik, vatandaşlık ve idarenin tarafsızlık ilkelerine uyumlu bir dille yazılmalıydı.”
‘TÜRK-İSLAM SENTEZİYLE YAZILMIŞ’
Gazetemiz Cumhuriyet’in edindiği bilgiye göre CHP, raporun ilk beş bölümünün dilinin “Cumhur İttifakı’nın bir siyasi metni gibi yazılması nedeniyle” eleştiriyor. Bu kapsamda “Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri” ve “Terörsüz Türkiye hedefi” başlığı altında yapılan değerlendirmelere değinen CHP kurmayları; “Bu kısımlarda Cumhur İttifakı’nın ideolojisini temsil eden, Türk-İslam sentezli bir yaklaşım var. Bu kısımlara katılmıyoruz ve içimize sinmiyor. Bu bölümleri biz yazsak başka terimleri tercih ederdik ve farklı bir dil kullanırdık. Ancak tüm partilerin uzlaşacağı bir metin ortaya çıkartmak zordur. Burada asıl önemsediğimiz raporun 6. ve 7. bölümünde yer alan önerilerdir. Özellikle demokratikleşme adımları konusunda raporda ortak görüşle verilen başlıklar bizim için çok kıymetli” diyor.
ÖCALAN, KOMİSYON RAPORU OYLARKEN AÇIKLAMASINI YAYIMLATTI
DEM Parti İmralı Heyeti ise dün süreç raporunun oylama için görüşüldüğü dakikalarda PKK/KCK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın açıklamalarını duyurdu. Açıklamaya göre terör elebaşısı; “Sürecin bundan sonraki ilerleyişinde komisyon raporunun bu niteliği son derece önemli olacaktır. ‘Terörü tasfiye’ mantığıyla yaklaşan bir siyaset çözümü değil, çözümsüzlüğü ifade eder. Ben, bu toplantımızı Demokratik Entegrasyona bir giriş toplantısı olarak değerlendiriyorum” dedi.
‘CUMHURİYET’İN MAYASINDA, TEMELİNDE KÜRTLER DE VARDIR’
Cumhuriyetin kuruluşuna giden sürecin Türk ve Kürt birlikteliği üzerine inşa edildiğini belirten terör elebaşısı; “Bu cumhuriyet kesinlikle Kürtsüz inşa edilmedi. Bunu inkâr edenler, her gün sivri ve tahripkar bir dille her sözü söylüyorlar. Cumhuriyet’in mayasında, temelinde Kürtler de vardır. Sonrasındaki hukuksal metinlerin Kürtleri dışlaması, Kürtlüğü ve Kürtçeyi yasaklaması inkârı ve isyanı üretmiştir. İçinde bulunduğumuz süreç, inkârı ve isyanı sona erdirme sürecidir” ifadelerini kullandı.
YENİ ‘YURTTAŞ TANIMI’ TALEP ETTİ
Orta Çağ’da dinsel bir birlikteliğin olduğu, günümüzde ise çağdaşlık ölçüleri temelinde Cumhuriyet’le bütünleşilmesini gerektiğini vurgulayan terör elebaşısı; bunun için konunun birkaç ceza hukuku maddesinin değişimine indirgenmemesi gerektiğini vurguladı.
Bu kapsamda “yurttaşlık tanımına” değinen terör elebaşısı; “Vatandaşlık; etnisiteye, dile, inanca, düşünce sistemine bakılmaksızın devletle bağlılığı anlatır. Mesela sosyalist mi, kapitalist mi, Müslüman mı, Hıristiyan mı, Kürt mü, Arap mı fark etmez. Hepsi devlete vatandaş olabilir. Dininde özgür olacak, milliyetinde özgür olacak, düşüncesinde özgür olacak. Türkiye’deki vatandaşlık tanımı bunu karşılıyor mu? Biraz muğlaktır. Dinsel, ideolojik ve milliyetsel, ulusal anlamda varlığını özgürce ifade edecek ve örgütleyecek” dedi.
ÖCALAN KENDİSİYLE ÇELİŞTİ
27 Şubat 2025’te terör örgütünün feshi için yaptığı açıklamada; “Aşırı milliyetçi savruluşun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır” demiş, 24 Kasım 2025’te komisyon heyetiyle İmralı’da yaptığı görüşme de ise “aradıkları devletin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu, Kürtlerin bu devletle Ortadoğu’da yer alacaklarını, Türkiye için halkın belediyeleşmesi, şirketleşmesini önerdiğini, bunun da komün (demokratik belediyecilik) olduğunu” belirtmişti.
Bunlara karşın Öcalan, son açıklamada ise “Biz Demokratik Toplum olarak yaşamak istediğimizi söyledik ve başına da ‘Barış’ı koyduk. Demokratik toplum, toplumsal hüviyetini özgürce inşa edebilmeyi ifade eder. Toplumun kültürel unsurları vardır; sağlık kurumları, eğitim ve spor kurumları, hastaneleri, ekonomi kurumları olur. Toplum bunları özgürce inşa edebiliyorsa demokratik bir nitelik kazanır. Güçlü devlet bunun esnekliğini gösteren devlettir” demesi dikkat çekti.