Aile Hekimi Yönetmeliği'nde değişiklik: Hekimin cebinden aldığı malzeme kamunun sayılacak

Aile Hekimi Yönetmeliği'nde değişiklik: Hekimin cebinden aldığı malzeme kamunun sayılacak

9.04.2026 17:06:00
Güncellenme:
Aile Hekimi Yönetmeliği'nde değişiklik: Hekimin cebinden aldığı malzeme kamunun sayılacak

Yeni yönetmelik değişikliğiyle; aile sağlığı merkezlerinde, aile hekiminin cebinden aldığı malzeme artık kamu malı sayılacak. Duruma 'ciddi bir haksızlık' tepkisini gösteren hekimler "tıbbi malzemelerin devlet tarafından karşılandığı kamuya ait binalarda çalışmak istiyoruz" çağrısında bulundu.

"Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" bugün Resmi Gazete'de yayımlandı. Üzerinde bir çok kez değişiklik yapılan yönetmelikte yine değişikliğe gidildi. Yeni yönetmelikle birlikte esnek mesai uygulamasından, uzaktan sağlık hizmetlerine, aile sağlığı merkezlerindeki demirbaş düzenlemelerinden, kamera sistemi zorunluluğuna kadar birçok başlık yeniden düzenlendi. Aile Sağlığı Merkezlerine cari gider adı altında verilen ödenekler, mevcut enflasyon koşullarında oldukça yetersiz kaldığından, bazı giderleri hekimler kendi cebinden karşılıyor. Ancak söz konusu yönetmelik değişikliğiyle aile hekiminin kendi cebinden aldığı malzemeler de kamu malı olarak sayılacak. Hekim; bu malzemelerin üzerinde hak iddiasında bulunamayacak ve devrini isteyemeyecek. 

''CİDDİ BİR HAKSIZLIK''

Hekimler bu düzenlemenin ciddi bir haksızlık içerdiğini belirtiyor. Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası (AHESEN) Genel Başkanı Dr. Ahmet Kandemir'e göre söz konusu malzemelerin kamu malı sayılabilmesi için Bakanlık tarafından satın alınmış ve resmi demirbaş kaydına geçirilmiş olması gerekiyor. Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr.Ahmet Mehlepçi ise; cari gider ödemeleriyle ancak personel maaşlarını, sarf malzemelerini ve elektrik, su, doğalgaz gibi temel giderleri karşılayabildiklerini belirterek, bakanlığın malzemeleri hekimlere aldırdığını ardından da 'bunları bir yere götüremezsiniz' çıkışında bulunduğu ifade etti. Çözümün çok basit olduğunu kaydeden Mehlepçi, "Kamu binalarında, tıbbi cihazların ve demirbaşların devlet tarafından karşılandığı, altyapısı hazır aile sağlığı merkezlerinde çalışmak istiyoruz" çağrısında bulundu.

''BU HAVUZDA BOĞULACAĞIZ''

Mehlepçi, birinci basamak sağlık hizmetindeki sorunlar ve aile hekimlerinin yaşadığı sıkıntılara ilişkin de gazetemize açıklamalarda bulundu. Kronik hastalıkların tarama ve izlemlerinin, kanıta dayalı rehberler doğrultusunda aile hekimliği birimleri tarafından yapılması ve yönetilmesi için oluşturulan Hastalık Yönetim Platformu'nun (HYP) tamamen hekime ve hemşireye iş yükü olarak dayatılmış bir sistem olduğunu vurgulayan Mehlepçi, "Biz normalde kronik hastalık izlemi zaten yapıyoruz; ancak burada istenen, bu izlemleri bambaşka bir siteye tekrar tekrar yüklememizdir. Bu site HYP olarak geçmektedir ve bu bilgilerin niçin ve ne amaçla buraya yüklendiğini bakanlık hiçbir şekilde açıklamamaktadır" dedi. 

Mehlepçi; "Bizim düşüncemiz, aile hekimlerinin yaptırmış olduğu tıbbi mesuliyet sigortasının on yılı aşkın süredir devam ettiği ve burada biriken bir meblağ olduğudur. Muhtemelen ileride bu sisteme yüklenen bilgiler ışığında kişilerin sigorta primleri ve riskleri artacak; buraya girilen tanılar nedeniyle aile hekimlerine de tazminat davaları açılabilecektir. Böylelikle hem birikmiş olan sigorta teminatları harcanmış olacak hem de Türkiye’de bir tür özel sağlık sigortasına geçilmiş olacaktır. HYP, Aile Sağlığı Merkezinde çalışanlara hem iş yükü hem de tazminat riski getirmektedir. Üstelik hastaya da çalışana da herhangi bir faydası yoktur. Kısacası uluslararası sigorta şirketlerine bir veri havuzu hazırlanıyor. Hastalarımız da biz de bu havuz da boğulacağız" diyerek sözlerini tamamladı.