Aziz İhsan Aktaş davasında 5. celse sona erdi: Aktaş'tan Ferit Tutşi'ye dikkat çeken soru!

Aziz İhsan Aktaş davasında 5. celse sona erdi: Aktaş'tan Ferit Tutşi'ye dikkat çeken soru!

3.02.2026 09:07:00
Güncellenme:
Batuhan Serim
Takip Et:
Aziz İhsan Aktaş davasında 5. celse sona erdi: Aktaş'tan Ferit Tutşi'ye dikkat çeken soru!

Kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” olarak bilinen ve aralarında 5’i tutuklu 7 CHP’li belediye başkanının da bulunduğu 200 sanıklı davada ikinci haftaya girildi. Bugünkü duruşmaya Aziz İhsan Aktaş da katıldı. Beşiktaş Belediyesi Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz savunmasında, "Benim bir itibarım var, ben birilerine çamur atarak suçlamalarda bulunmayacağım. Ben suçlu değilim ki böyle bir yola başvurayım" dedi.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Cezaevi yerleşkesinde yapılan yargılamada bugün beşinci celse görüldü.

Mahkemenin, tutuklu sanıkların savunmalarında sona yaklaşılmasıyla birlikte tutukluluk durumlarına ilişkin bu haftanın sonunda ara değerlendirme yapması bekleniyor.

Davada, iddianamede “suç örgütü lideri” olarak gösterilen Aziz İhsan Aktaş tutuksuz yargılanırken, 33 sanık tutuklu bulunuyor. İlk 4 günde 20 tutuklu sanığın savunması alındı.

AZİZ İHSAN AKTAŞ DA DURUŞMAYA KATILDI

Hakkında 704 yıla kadar hapis cezası talep edilen, iddianamede “suç örgütü lideri” olarak nitelenen ancak buna karşın itirafçı olarak tutuksuz yargılanan Aziz İhsan Aktaş da bugünkü duruşmaya da katıldı.

Tutuklu sanıkların salona getirilmesinin ardından Mahkeme Heyeti’nin de salonda yerini almasının ardından duruşma başladı.

İlk savunmayı, tutuklu İSFALT Satın Alma Müdürü Rana Uysal yaptı.

SAVUNMASINI YAPARKEN SESİ TİTREDİ, ZORLANARAK TAMAMLADI

İlk savunmayı, tutuklu İSFALT Satın Alma Müdürü Rana Uysal yaptı. “İhaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla 1 Ağustos 2025 tarihinde tutuklanan Uysal, savunmasını sesi titreyerek ve zorlanarak tamamladı. 

Aziz İhsan Aktaş’ı tanımadığını vurgulayan Uysal, “Ben Aziz İhsan Aktaş’ı da İsmail Güven’i de tanımıyorum. Dökümanda yer alan imza da bana ait değil. Satın alma müdürlüğünün görevi, şirkette bulunan 14 müdürlüğün ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda ihale süreçlerini yürütmek ve yetkilere göre de müdürlüğün onayına sunmaktır” dedi.

Uysal; ödenek, bütçe yapmak gibi bir görevi bulunmadığını aktardı. 

“Kimseye ayrıcalık yapmak için değil, en uygun fiyatı almak için” ihale ilanı açıldığını ve yaklaşık maliyet hesabı yaptıklarını dile getiren Uysal, “İddianamede Aziz İhsan Aktaş’ın ihale puanı olduğu belirtilmekte ancak puanlama sistemi ihale ilanında yayınlanmakta ve tüm isteklilere bildirilmektedir” ifadelerini kullandı. 

İddianamede yer alan beş ihaleden üç tanesinde yaklaşık maliyet hesabında imzası bulunduğunu belirten Uysal, “Burada şirketin üç kontrol mekanizması var. Hukuk müşavirliği, İBB iştirakler koordinasyon müdürlüğünün hukuk müşavirliği bir de Mustafa Mutlu. Mutlu, İSFALT’ta kasım 2019 ile şubat 2024 arasında ihale ile ilgili her konuda danışmanlık hizmeti vermiştir. İddianamede belirtildiği gibi hiçbir zaman şartname ve benzeri şeyler hazırlamamıştır. Mutlu’nun bir gizlilik sözleşmesi de mevcuttur. Sözleşmelerin içinde de gizliliğin ne olduğunu açıklayan maddeler mevcut. Mustafa Mutlu buradaki tüm ihalelerin yaklaşık maliyetlerini de bilir” dedi. 

15 yıldır bu ihale işlerinde görev yaptığını söyleyen Uysal, savunmasına şu sözlerle devam etti:

“Hem İSFALT’taki görevimi anlatmaya hem de iddianamedeki iddialara yanıt vermeye çalıştım. 15 yıllık süreç içerisinde çalıştığım şirketlerin gizli kalması gereken hiçbir bilgisini üçüncü şahıslarla paylaşmadım. Mustafa Mutlu’nun görevi gereği bu bilgileri biliyor olması, sözleşmesinde yazan hususlardan dolayıdır. Mustafa Mutlu’nun bu bilgileri Aziz İhsan Aktaş ile paylaşıp paylaşmadığını bilemem. Ben Mustafa Mutlu’nun Aziz İhsan Altaş’la ne ilişkisi var bilmiyorum. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum ve beraatımı talep ediyorum.”

Mustafa Mutlu, davada “Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” başlığı altında değerlendirilmesine karşın “itirafçı” olduğu için tutuksuz olarak yargılanıyor.

“BAKMAM GEREKEN BİR AİLEM VAR VE BEN 6 AYDIR HAKSIZ ŞEKİLDE TUTUKLUYUM”

Ardından savunma yapan İSFALT’ın son tutuklu sanığı, Genel Müdür Yardımcısı Sencer Hacıoğlu, üzerine atılı tüm suçlamaları reddetti ve tahliyesi ile beraatını talep etti.

Hacıoğlu, “Bakmam gereken bir ailem var ve 6 aydır çalışamıyorum. Haksız tutuklama kararının sonlandırılmasını istiyorum. Eylem 43’te el yazısıyla yer alan not bana ait değil” ifadelerini kullandı.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de duruşmayı takip etmek üzere mahkeme salonuna geldi.

“ÖMRÜM ÇETELERLE MÜCADELEYLE GEÇTİ, HALA BEDEL ÖDÜYORUM”

İSFALT tutuklularının ardından son yargılama başlığı olan Beşiktaş Belediyesi’ne geçildi. Bu konu başlığındaki ilk savunmayı ise “Özel Belgede Sahtecilik, İhaleye Fesat Karıştırma, Kamu Kurum Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık, Suç Örgütünün Hiyerarşik Yapısına Dahil Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme” suçlamalarıyla yargılanan Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz yaptı. 

“Ben yoksul bir ailenin çocuğuyum, hayatım boyunca mücadele ettim” diyerek sözlerine başlayan Yılmaz, “70 yaşındayım, hayatım haksızlık ve hukuksuzlukla mücadele ile geçti. Ömrüm çetelere karşı mücadele ederek geçti. Bu konuda bedeller ödedim, ödemeye de devam ediyorum” ifadelerini kullandı. 

“10 AYDIR TUTUKLUYUM VE BUGÜNÜ BEKLİYORUM”

Yılmaz, savunmasının devamında şunları söyledi: 

“Ben CHP’liyim. Ben solcuyum. Ben sosyal demokratım. Bunun altını çizmek istiyorum. Haksız, hukuksuz ve adaletsiz bir şekilde hazırlanan iddianame ile ilgili görüş ve tespitlerimi paylaşacağım. 10 aydır tutukluyum ve bugünü bekliyorum. Haksız, hukuksuz olarak tutuklandım. "

“SAYIŞTAY RAPORLARININ ANLAMI YOKSA DEVLETİN KURUMLARININ NE ANLAMI VAR?”

"Biz muhalif bir belediyeyiz. Muhalif belediyelerde denetimlerin nasıl yapıldığını herkes bilir. Sayıştay müfettişleri 2 senede bir olması gerekirken her sene denetime gelirlerdi. Ben ve arkadaşlarım bu denetlemelerden alnımızım akıyla çıktık. Eğer devletin kurumunun raporunun bir anlamı yoksa bu kurumların ne anlamı var? Bu kurumların anlamı olmazsa devlet çöker. 

Mahkemeniz, benim ihalelere sadece olur verdiğimi görecektir. Buradan haykırarak söylemek istiyorum: Olur vermenin anlamı nedir? Savcılık bunun anlamını bilmiyor mu?"

"BİRİLERİNE ÇAMUR ATARAK SUÇLAMALARDA BULUNMAYACAĞIM"

"Bilirkişiler yüzlerce ihale denetliyor, mevzuata hakimler. Benim imzamın karşılığını ve bir suç işlemediğimi biliyorlar. Bunu savcılığa da bildiriyorlar ve savcılık bunu göz önünde bulundurmuyor. Bu ön yargı neden? CHP’li olduğun için mi? Peşinen suçlu ilan edildim. 

İddianamede ihalelere onay verdiğim yazıyor, böyle bir şey söz konusu değil, benim ihaleye onay verme yetkim yok. Benim ihale biriminde ihale yetkilisi de dahil hiçbir arkadaşıma talimat vermem, yönlendirmem söz konusu değildir. İhaleleri alan firmalar ve firma yetkilileri ile ilişkim olduğu da bilirkişi raporlarında tespit edilmedi. 

Üzerime atılı tüm suçlamalar mesnetsizdir ve kabul etmiyorum. Benim bir itibarım var, ben birilerine çamur atarak suçlamalarda bulunmayacağım. Ben suçlu değilim ki böyle bir yola başvurayım. Sayın Başkan, ben ‘Aziz İhsan Aktaş’ adıyla anılan bir suç örgütünü tanımıyorum. Böyle bir örgütün varlığını ispatlamak benim sorumluluğum da değildir. Bu, devletin sorumluluğundadır."

“DOSYADA GİZLİLİK KARARI VARKEN BAŞTAN SUÇLU İLAN EDİLDİK”

"Dosyada gizlilik kararı varken, iddianame hazırlanmadan önce ve hazırlanma sürecinde, yandaş medya organlarında, televizyonlarda ve sosyal medyada hakkımızda haberler yapılmış, kamuoyunda baştan suçlu ilan edilmiş bulunuyoruz. Masumiyet karinesi açıkça ihlal edilmiştir.

Burada yargılanan herkes masumdur. Ancak adil bir yargılama yapılır, hukuk kurallarına uygun şekilde deliller ortaya konur ve suç ispatlanırsa, o zaman verilecek karara saygı duyarım. Bunun dışındaki hiçbir suçlamayı kabul etmem mümkün değildir.

Dosyada gizlilik kararı varken, avukatlarımız günlerce, aylarca belge ve bilgiye ulaşamazken; gerçekte var olmayan, soyut beyanlara ve soyut iddialara dayalı suçlamaların dosyada yer almasını anlamakta güçlük çekiyorum. Bunun mutlaka değerlendirilmesi gerekir."

“DEVLET PARTİ DEVLETİ DEĞİL, HUKUK DEVLETİDİR”

"Biz bu devletin insanlarıyız Sayın Başkan. Sırf Cumhuriyet Halk Partili olduğumuz için mi suçlanıyoruz? Sırf solcu olduğumuz için mi suçlanıyoruz? Devlet; parti devleti değildir. Hukuk devletidir. Bu ilkenin bu dosyada da gözetilmesini talep ediyorum.”

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Mahkeme başkanı, duruşmaya yaklaşık 1 saatlik ara verdi.

Aranın ardından ise savunmalar, “Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” iddiasıyla yargılanan Rıza Akpolat’ın eşinin eniştesi Burak Kangal ile devam etti.

Öte yandan CHP’li Gökhan Günaydın ve Gül Çiftçi de mahkeme salonunda duruşmayı takip eden isimler arasında yer aldı.

"AKPOLAT İLE TANIŞTIKTAN SONRA ZENGİNLEŞTİĞİMİZ SÖYLENİYOR, AMA..."

Bir duyum üzerine 8 aydır tutuklu bulunduğunu söyleyen Kangal, “Eşim de tutuksuz olarak yargılanıyor, bir de 6 yaşında kızımız var. Böyle bir aileyiz” ifadelerini kullandı. 

Kangal savunmasının devamında, “Eşim ile benim birikimlerimiz var, ailemizden kalan birikimlerimiz var, döviz olarak biriktirmiştik. Araştırmalar yaptık, kendimize ev baktık. Baldızımın evi Acarkent’te, onların da yönlendirmesiyle o bölgede bir ev baktık. En sonunda Acarkent’ten bir ev almaya karar verdik” dedi. 

Evi satın alacakları gün işlemlere geç kalmamak adına eşinden yardım istediğini ve 689 bin avroyu bozdurması için kendisinden ricada bulunduğunu aktardı. Kangal, “698 bin avroyu ona verdim, bozdurdu, sonra bankada buluştuk. Para sayım işlemlerinin ardından tapu dairesine geçtik” diye ekledi. 

MASAK raporlarında evi alması için mali durumumun yetersiz olduğunun değerlendirildiğini söyleyen Kangal, savunmasına şu sözlerle devam etti:

“MASAK raporunda şirketime yüzde 5 ortak olduğum yazıyor, ben yüzde 39 ortağım. 2024 yılı için 240 bin TL olan aylık gelirim, MASAK raporunda yıllık olarak gözüküyor. Benim evlerim var, kiraya veriyorum ve bunu Gelir İdaresi’ne beyan ediyorum. Orada ödenen kiralar bile yazar. 960 bin TL sadece kira gelirim var. Şirketten 1.5 milyon TL’ye yakın huzur hakkı alıyorum. Benim yıllık gelirim toplam 7 milyon 830 bin lira. Bunu MASAK bir şekilde bulamıyor. Ama bu benim her yerde görülebilecek resmi gelirim. 

Bu evi almış olmamdaki anormalliği anlamış değilim. Akpolat ile tanıştıktan sonra zenginleştiğimiz, hayatımızın değiştiği söyleniyor. İddianamede yazdığı için söylüyorum, ben ilk Rolex saatimi 2005 yılında aldım. Benim evlenmeden önce de dünyada gezmediğim yer kalmamıştı. Benim geçmişim belli, 7 tane gayrimenkulüm var. Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklamak ile alakası yok.”

"EVİM VE İŞ YERİM HER AY ARANIYOR, HİÇBİRİNDE BİR SUÇ UNSURU YOK"

7 kişilik olarak planlanmış koğuşta, 40 kişilik yatak olduğunu, içeride 60 kişi kaldıklarını anlatan Kangal, duygulanarak ve sesi düğümlenerek şöyle devam etti: 

“Ancak beni en çok üzen bu fiziksel şartlar değil, ailemin durumu. Tutuklu olduğum sırada saat 10’da eşimle konuştum, saat 11’de evimize polis baskını oldu. Evde karım ve kızım vardı. Karım gözaltına alındı. Bir anne, 6 yaşındaki kızının yanında gözaltına alındı. Sebebi ona parayı bozdurmasını söylemem. Keşke o parayı ben bozdursaydım. O zaman gözaltına alınmayacaktı.

Benim evim her ay aranıyor, iş yerim aranıyor, hiçbirinde bir suç unsuru yok. Rıza Akpolat benim bacanağım, birlikte tatile gidiyoruz, yemeğe çıkıyoruz, bazen ben ödüyorum bazen o. Bunun ötesinde bir durum yok."

Savunmanın ardından Hakim, “Villanın esasında Akpolat’a ait olduğu ama sizin üzerinize yapıldığı iddiası var. Buna ne diyorsunuz?” diye sordu. 

Kangal, “‘Duydum’ lafları üzerine ben buradayım. Birisi ‘duydum’ deyip etkin pişmanlıktan yaralanıyor, serbest kalıyor, biz aylardır burada tutukluyuz. Kesinlikle öyle bir durum yok” yanıtını verdi.

"BEN NEDEN TUTUKLU YARGILANIYORUM?"

Ardından, “İhaleye Fesat Karıştırma, Edimin İfasına Fesat Karıştırma, Resmi Belgede Sahtecilik” suçlamalarıyla tutuklu yargılanan Beşiktaş Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Çağdaş Ateşci, savunma yaptı. 

Ateşci, “Benimle birlikte imzası bulunan arkadaşlarım tutuksuz yargılanıyorken ben neden tutuklu yargılanıyorum? Bu, Anayasanın eşitlik maddesine aykırı bir durum. Onlar da tutuklansın demiyorum ama arkadaşlarımla aynı süreçten yararlanmak istiyorum” dedi. 

Savunmasının sonlarında duygulanan Ateşci, “Biz cinayet işlemedik, hırsızlık yapmadık… Tüm iddiaları reddediyorum. Eğer bana bu iddiaları sorsalar, bir gün müsaade etmelerini ister, gerekli tüm evraklarla iddialara yanıt verirdim ve aylardır annemin gözyaşlarını görmek zorunda kalmazdım. Hayatımda ilk defa bencilce düşünmediğim bir yer burası. Kendimi hiç düşünmedim” ifadelerini kullandı.

AZİZ İHSAN AKTAŞ'TAN DİKKAT ÇEKEN SORU!

Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Ferit Tutşi de, savunmasını gerçekleştirdi. Tutşi, “Bu anı çok bekledim. Hakkımdaki iddialara yanıt vermenin yanısıra iki kız çocuğu babası olarak ileride çocuklarıma anlatmak benim için çok önemli” dedi. 

Çocuklarının psikolojisinin etkilenmemesi için onlara cezaevi yerine yurt dışında olduğunu söylediğini ve bu nedenle hiç görüşemediklerini anlattı. Duygusal anlar yaşayana Tutşi, “Bazen beni unutacaklarını düşünüyorum. Görüşe gelen çocukları görünce kötü etkileniyorum” ifadelerini kullandı. 

Tutşi, kendisini o göreve getiren kişilerin Mustafa Mutlu ve Aziz İhsan Aktaş olduğu iddialarını reddetti, bu konunun somut bir ispatının olmadığını savundu. Kendisini, mesleki öz geçmişinin bu göreve getirdiğini dile getirdi. Tutşi, “İddiaların, beraber konuşulup söylendiği belli. Benim belediyeye geçişimi onaylayan kişi Ozan İş. Bu iddiaları ona sormak lazım” dedi.

Tutşi’yi göreve getirdiği iddia edilen isimlerden Aziz İhsan Aktaş, savunmasının ardından Tutşi’ye, “Göreve geldiğiniz süre içerisinde Elif LPG’nin hak edişlerinin 6 milyon TL’den 3 milyon TL’ye düştüğünü söylediniz. Bunun sebebi nedir?” diye sordu. 

Tutşi, “Tüketilen yakıt miktarı azalmıştı. Tüketimi azalttığımız için hak edişlerde azalış olmuştur” yanıtını verdi.

GÜLAL ERDOVAN ANIL SUÇLAMALARI REDDETTİ

Duruşmada son olarak, Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmetleri’nin tutuklu eski müdürü Gülal Erdovan Anıl savunma yaptı. 

Anıl, hakkındaki  “Özel Belgede Sahtecilik, İhaleye Fesat Karıştırma, Edimin İfasına Fesat Karıştırma, Resmi Belgede Sahtecilik, Suç Örgütünün Hiyerarşik Yapısına Dahil Olmamakla Birlikte Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme” suçlamalarını reddetti. 

BUGÜNKÜ DURUŞMA SONA ERDİ

Tutuklu sanıkların savunmaları yarın devam edecek. Duruşmanın 6. gününde de saat 10.00 itibarıyla başlaması bekleniyor.

İLK HAFTA NE OLDU?

Yargılamanın ilk günlerinde en çok dikkat çeken başlıklardan biri, Aktaş’ın duruşmalara çok sayıda koruma eşliğinde katılması oldu. Avukatı ise korumaların devlet tarafından sağlanan resmi koruma olduğunu savundu.

Mahkeme heyeti, savunmalar başlamadan önce yapılan tefrik, görevsizlik ve yetkisizlik taleplerini reddetti. İlk gün boyunca 200 sanığın kimlik tespiti yapıldı.

İkinci ve üçüncü günlerde tutuklu belediye başkanlarının savunmaları öne çıktı. Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Aktaş’la belediye arasındaki iş ilişkilerinin kendi döneminde kesildiğini savundu. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ise suçlamaları reddederek iddiaların siyasi saiklerle gündeme getirildiğini söyledi.

Duruşma salonunda görüntü alınması da mahkeme ile izleyiciler arasında gerilime yol açtı. Mahkeme başkanı, yasağa rağmen görüntü paylaşılması üzerine duruşmaların seyircisiz yapılacağını söyledi. CHP’li milletvekillerinin itirazı sonrası bu karar geri çekildi ancak tekrar edilmesi halinde yasak uygulanacağı belirtildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da salonda çekilen görüntülerle ilgili soruşturma başlattı.

Üçüncü gün mahkeme başkanının “dosyaya kuyumcu hassasiyetiyle bakıyoruz” sözleri dikkat çekti. Aynı gün bazı belediye bürokratları ve şirket yöneticileri de savunma yaptı.

Dördüncü günde ise Esenyurt Belediyesi personeli Mert Çelik’in ifadesi öne çıktı. Çelik, kendisine yöneltilen bir soruya verdiği “hayır” yanıtının iddianameye “evet” olarak geçirildiğini söyledi.

YARGILAMA NASIL İLERLEYECEK?

Mahkeme, davayı 10 ana başlık altında yürütüyor. Tutuklu sanıklara öncelik veriliyor. Bu kapsamda son tutuklu sanık savunmasının, hakkında 415 yıla kadar hapis cezası istenen Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat tarafından yapılması bekleniyor. 

Aralarında Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin de bulunduğu 22 sanığın savunmaları ise bulundukları illerde talimatla alınacak.

Dosyada yer alan “Yaprak” ve “XYZ49QP” kod adlı iki gizli tanığın da ilerleyen celselerde SEGBİS aracılığıyla dinlenmesi bekleniyor.

GÖZLER ARA KARARDA

İkinci haftanın en kritik başlığı, tutuklu sanıklar yönünden verilecek ara karar olacak. Mahkemenin, savunmaları tamamlanan bazı isimler hakkında adli kontrolle tahliye kararı verip vermeyeceği merak konusu.

Duruşmaların 20 Şubat’a kadar aralıksız sürmesi planlanıyor.

İlgili Haberler