Binlerce borçlu yurttaş, kazanma umuduyla kısa sürede tuzağa düşüyor: Yurttaş sanal tefecilerin ağında

Binlerce borçlu yurttaş, kazanma umuduyla kısa sürede tuzağa düşüyor: Yurttaş sanal tefecilerin ağında

18.02.2026 04:00:00
Güncellenme:
Ufuk Sepetci
Takip Et:
Binlerce borçlu yurttaş, kazanma umuduyla kısa sürede tuzağa düşüyor: Yurttaş sanal tefecilerin ağında

Bankalardan kredi alamayan yurttaşlar sosyal medya gruplarında borç arıyor. Uzmanlar, yüksek faizli senetli borçlanmanın çaresizliğin göstergesi olduğunu ve bunun ekonomik sorunun ötesinde toplumsal güven krizine yol açtığını vurguluyor.

AKP iktidarının yarattığı ekonomik kriz sonucu derinleşen yoksulluk ve yüksek enflasyonla beraber yurttaş geçinemez oldu. Borçlarından dolayı bankacılık sisteminden dışlanan ya da kredi limitlerini tüketen yurttaşlar ise çareyi sosyal medyada aramaya başladı.

Sosyal medya platformlarda “Senetle para verilir”, “elden nakit”, “yüz yüze işlem” başlıklarıyla açılan ilan gruplarının yanında bir yandan da “Haciz kapıda”, “Bebek var, kredi alamıyorum” diyerek borç arayanlar yer aldı. Konuya ilişkin ekonomist Onur Çanakçı ve sosyolog Zeliha Bürtek ile konuştuk.

“Türkiye’de yurttaşların yaklaşık yüzde 85’inin geliri giderini karşılamıyor” diyen Çanakçı, “24 milyonu aşan icra ve iflas dosyası var. Bu kadar insan ve şirket bankacılık ürünlerinden kısıtlanmış durumda” ifadelerini kullandı.

Yurttaşların kayıt dışı finans ağlarına yöneldiğini belirten Çanakçı, “Yüzde 15- 20 aylık faizle borç almak son aşamadır. Mesele ekonomik olmaktan çıkar, güvenlik riskine dönüşür” dedi. Sosyal medyada organize dolandırıcılık riskine de dikkat çeken Çanakçı, “30 bin lira senetle verilir deniyor, önce 500 lira yatırın deniyor. Bin kişi 500 lira yatırsa ciddi bir meblağ ortaya çıkar. Kimse 500 lira için dava açmaz ama bu yöntemle yüz binlerce lira toplanabilir” diye konuştu.

Devletin artan mali baskılar karşısında daha sert tahsilat mekanizmalarına yöneldiğini ifade eden Bürtek, “İnsanlar hiç beklemedikleri anda vergi borcu, SGK borcu gibi yüklerle karşı karşıya kalıyor. Daha önce zamana yayılan uygulamalar bugün daha sert ve ani biçimde hissediliyor. Bu durum gündelik hayatı kırılganlaştırıyor” dedi.

‘ÇARESİZLİK GÖSTERGESİ’ 

Bürtek, “Hem devlet hem yurttaş maddi kaynak üzerinden var olma mücadelesi veriyor. Eğer sistem içinde güvenli ve yasal yollar daralıyorsa kişi başka yollar aramaya yönelir. 25 bin lira alıp 100 bin lira ödemeyi kabul etmek rasyonel bir tercih değil, çaresizliğin göstergesidir” diye konuştu.

Ekonomik kırılganlığın derinleşmesinin yalnızca bireysel mağduriyetler üretmediğini belirten Bürtek, “Bu süreç toplumsal güveni aşındırır. İnsanlar hem devlete hem birbirine karşı güvensizleşir. Bu da ekonomik krizden daha kalıcı sonuçlar doğurabilir” dedi.