Çeşme Belediyesi, “Herkes için erişilebilir, adil ve sürdürülebilir konut modeli” misyonuyla “Kiralık Sosyal Konut Sempozyumu” düzenledi. Sempozyuma, Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkanvekili Altan İnanç ile konunun uzmanı akademisyenleri katıldı.
Türkiye’de ilk kez hayata geçirilecek proje için düzenlenen “Kiralı Sosyal Konut Sempozyumu”nun açılış konuşmasını Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli yaptı.
“EMEĞİNİN KARŞILIĞIYLA BARINABİLME İHTİMALİ YOK OLDU”
Barınma ihtiyacının önemine vurgu yapan Denizli, “Bugün ülkemizin içinden geçtiği ekonomik buhranı en yoğun hissedenler emekliler, gençler, beyaz ve mavi yakalılar, öğrenciler, hayatının baharında ya da sonunda olanlar... Kısacası bugün ülkemizde emeğinin karşılığıyla barınabilme ihtimalini yok etmiş olan bir ekonomik gerçekle karşı karşıyayız. Bu nedenle hem merkezi hükümetin hem yerel yönetimlerin, üzerinde en çok durduğu barınma krizinin nasıl düzeltileceğine dair sorular sorulmaya, adımlar atılmaya başlanmış. Biz de yeni bir modelle bugün buradayız. Barınma krizi yalnızca, insanlara sunacak sıcak bir yuva olma meselesi değildir. İnsanlara, barındıkları yerde kendilerini kötü hissetmeyecekleri, insanca yaşayabilecekleri bir ortam yaratmak da barınma krizinin bir parçasıdır. Dolayısıyla biz bugün, Çeşme Vizyon ofisimizde yaptığımız çalışmalar ışığında barınma krizine yeni bir model sunuyoruz” dedi.
“TOPLUMUN BİR KESİMİNİ DEĞİL AMA HER KESİMDE KUCAKLAYACAK BİR MODEL”
Ev sahibi olma hayallerinin yerini uygun fiyatlı kira bulma hayaline bıraktığını kaydeden Denizli, “Bir ev sahibi olma hayalini kimsenin elinden alma niyetinde değiliz. Ama yaptığımız görüşmeler ve araştırmalar ilk krizin özellikle Çeşme’de kiralık kiralık konut bulma konusundaki zorluklardan bahsediliyor. Biz de sosyal konutlara öncelikle kiralık konutlarla başlama iradesini işte tam da bu yüzden koymuş bulunuyoruz. Çünkü birçoğu emek verip bıraktım bir ev sahibi olma hayalini, kiralık konut bulma hayalinden bile uzaklaşmış. Özellikle Çeşme gibi sanıyorum ki metrekare başına en pahalı kabul edilebilecek yerlerden biri olan Çeşme’de kiralık konut projesi herkese umut olacak diye düşünüyorum. Çeşme fiyatlar nedeniyle memurlar tarafından sürgün yeri olarak görülüyor. Dolayısıyla biz kiralık sosyal konut modelimizde toplumun bir kesimini değil ama her kesimde kucaklayacak her kesimi rahat bir nefes aldıracak bir model için çalışıyoruz” diye konuştu.
“KAMU ÜZERİNDEN ZENGİNLEŞMENİN DE BİR MİKTAR ÖNÜNE GEÇMEYİ AMAÇLADIK”
Sosyal konutların ‘yatırım amacıyla’ kullanılmasının da önüne geçmeyi hedeflediklerinin altını çizen Denizli, şunları söyledi:
“Çeşme, turizm potansiyeliyle parlayan bir yıldız olsa da bu parıltının arkasında barınma kriziyle mücadele eden bir kent olmuş durumda. Artan kira bedelleri nedeniyle ne yazık ki Çeşme artık yaşanmak istemeyecek bir yer haline dönüştü. Bu nedenle bizler toplumsal sürekliliğe ve özellikle gelir adaletsizliğine bir nefes sunmak istiyoruz. Bu model, aynı zamanda çevremize ve sürdürülebilirliğe dair de bir ışık tutacak. Belediyemizin mülkiyetinde bulunan Reisdere, 775 dediğimiz alanda kalıyor. Dilerim yola çıktığımız gibi yolun sonunu da hep beraber görürüz. Bu projede sosyal konutların rant transferi olmasının önüne geçmek istiyoruz. TOKİ’ler çok uygun fiyatlara satın alındı ama birkaç yıl sonra kat ve kat bedellere başkalarına satıldı ya da devredildi. Yani sosyal konutlar, zenginleşme aracı olarak kullanıldı. Kiralık sosyal konuta karar verirken kamu üzerinden zenginleşmenin de bir miktar önüne geçmeyi amaçladık. Bu vizyonu hayata geçirmek zor ama mümkün. Ortak akılla çalıştık. 419 konut oalrka çıktığımız yolda sosyal konut projesinde konut sayısı 708 konuta çıktı. Projemiz etap etap yapılacak. İlk etaba bu yıl başlayacağız, sonrasında da etap etap projemiz devam edecek. Yüzde 100 Çeşme Belediyesi’nin destekleriyle hayata geçireceğiz. Yolumuz açık olsun.”
KARAYALÇIN: “BARINMA SORUNUN KALICI BİR NİTELİK TAŞIYOR”
Sunuş konuşması yapan Karayalçın ise Türkiye ve OECD ülkeleri kira artış oranları farkına dikkat çekerek “OECD ülkelerinde 2025 yılında bir yılda kira artışı yüzde 6.8 olmuş. Türkiye’de ise 2025 yılında yüzde 77.1 olmuş. Çok büyük bir farklılık var ama daha vahim bir farklılık 10 yıla baktığımızda görülüyor. OECD ülkelerinde 2015-2025 arasındaki kira artış oranı yüzde 48.9 iken Türkiye’de kira artışı yüzde 1457.7. Bu, barınma sorunun kalıcı bir nitelik taşıdığını ortaya koymaktadır. Türkiye’de devlet kuruluşlarının otaya koyduğu resmi veriler de sorunun vehametini ortaya koyuyor. Ortaklaşa üç büyük ilimizde kiralar, 20-30 bin sınırında başlıyor ve 80-120 bin lira tavanına kadar çıkıyor. Bu veriler gösteriyor ki kira gelir gibi bir rasyoyu kullanmanın anlamı yok. Çünkü kiralar asgari ücreti ve ortalama geliri aşmış düzeyde” ifadelerini kullandı.
“YENİ BİR KONUT PİYASASINI BİRLİKTE İNŞA EDİLMELİ”
Karayalçın, projenin önemi ve kira krizine ilişkin şöyle konuştu:
“Konut sektörünün sorunu sadece yüksek kiralar değildir. Konut sektörünün asıl sorunu, bu piyasanın çökmüş olmasıdır. Toplumdaki gelir dağılımı farklı olan insanların istemlerinin tümünün piyasa tarafınsan karşılanması mümkün olmayabilir. Sorun şu ki... Konut piyasası, vatandaşlarımızın yüzde 65’inin konut talebini karşılayamıyor. Türkiye’nin çok övündüğü önemli bir özel sektörü kuruluşunun başında bulunan kişinin açıklaması.. ‘biz konut talebinin yüzde 65’ine bakmıyoruz bile. Bizim bütün üretimimiz, yurttaşlarımızın yalnızca yüzde 35’i için’ diyor. Toplumun yüzde 65’inin gereksinimini karşılayamayan piyasaya piyasa denilebilir mi? Bu, olsa olsa sınıfsal bir piyasadır. Durum böyleyse ne yapmak gerekiyor ? Bazıları iki öneriyi seslendiriyor. Bunlardan biri, konut arzının artırılması yani Türkiye’de konut sayısının artırılması. Fazla konut, fiyatların düşmesini de getirecektir. Kimileri de fiyatların kontrolü için bir sınır koyalım, beli bir yüzdenin üzerinde artışa izin vermeyelim diyorlar. Türkiye’de bunların ikisi de yapıldı. Ama ikisi de sonuç getirmedi. Bunun nedeni, Türkiye’de konut piyasasını konut piyasası olmaktan çıkıp sermaye piyasası haline gelmiş olmasıdır. Konut sektörünün finansallaşmasını yaşıyoruz. Yurttaşlarımızın konut sorunu, piyasaya bırakılamayacak kadar yaşamsaldır. Türkiye’de merkezi yönetimin ve yerel yönetimlerin birlikte yeni bir konut piyasasını birlikte inşa etmeleri gerekmektedir. Çökmüş olan konut piyasasının ancak bu yolla toparlanması mümkün olacaktır. Bana göre sosyal demokrat belediyeciliğin özü, nitelikli kent hizmetlerinin tüm kent halkına metalaşmaya fırsat verilmeden sunulmasıdır. En nitelikli kamu hizmetlerini başta kent yoksulları olmak üzere tüm kent halkına sunulabilmeli.
“BU BİR PİLOT PROJE”
Konut alanında Çeşme’de tarihi bir dönemi yaşıyoruz. Belediye, Türkiye tarihinde ilk kez bir kamu tüzel kişiliği, kiralık konut projesini uygulama kararı almıştır. Devrim demeyeceğim ama ona yakın bir sürecin eşiğindeyiz. Bu bir pilot proje. Belediye başkanlarımız, uygun görürlerse bu projeyi kendi beldelerinde de uygulayabileceklerdir.”