CHP Samsun İl Başkanı, Elektronik Mühendisi Mehmet Özdağ, iktidarın 1 Nisan’da yurttaşlara kötü bir şaka yapmaya hazırlandığını belirtti. 1 Nisan'da elektriğe yüzde 25-30 zam beklendiğini belirten Özdağ, "Gerekçe hazır: İran'a yapılan saldırılar, küresel enerji belirsizliği, savaş ortamı. Sanki başka seçenek yokmuş gibi. Sanki zam kaçınılmazmış gibi, değil. Bu bir tercih meselesi" dedi
Kriz ortamında bile ulusal tarife kapsamındaki abone gruplarına zam yapmadan bu sürecin atlatılabileceğine dikkat çeken Özdağ, "Bunun için gerekli araçlar hem mevcuttur hem de yetki zaten devletin elindedir. Ama önce şunu görmek gerekiyor: Zam aslında çoktan başladı, sadece adı konmadı. Son Kaynak Tedarik Tarifesi ilk devreye girdiğinde yalnızca büyük sanayi tesislerini kapsıyordu.
O tarihten bu yana tüketim limiti her yıl aşağı çekildi. 2026 başı itibarıyla meskenler için yıllık 4.000 kWh'e, aylık 333 kWh'e indirildi. Yazın klima, kışın elektrikli ısıtıcı kullanan sıradan bir aile bu sınırı zaten aşmaktadır. Mesken tüketiminin yaklaşık yüzde 29'u artık piyasa fiyatına tabi hale getirilmiştir. Buna zam demiyorlar; limit düzenlemesi diyorlar. Oysa sonuç aynı: tüketilen elektriğin büyük bölümü adım adım ulusal tarifenin dışına çıkarılmakta, piyasa dalgalanmalarına terk edilmektedir. Şimdi bir de 1 Nisan'da ulusal tarife kapsamında kalanlar için açık bir enerji bedeli zammı yapılmak isteniyor. Peki, bu zorunlu mu?" diye konuştu.
"VATANDAŞIN CEBİNDEN ÇIKIYOR"
Kamu kurumu EÜAŞ'ın, 2024 yılında piyasadan ortalama 2,24 TL/kWh'a elektrik satın aldığını söyleyen Özdağ, "Aynı elektriği özel şirketlerin perakende kolu olan görevli tedarik şirketlerine 0,48 TL'ye yani beşte bir fiyatına sattı. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar bu rakamları bizzat yazılı olarak teyit etti. CHP İzmir Milletvekili Ednan Arslan'ın hesabına göre yalnızca bu işlemden doğan kamu zararı 2024 yılında 165 milyar TL'dir. Üç yılın toplamı yaklaşık 1 trilyon liraya dayanmaktadır. Devlet özel şirkete sübvansiyon yapıyor; sonra aynı özel şirket size yüksek fatura kesiyor. Bu doğrudan ve dolaylı iki ödeme de vatandaşın cebinden çıkıyor.
Peki, bu şirketler sattıkları elektrikten ne kadar kazanıyor? Net kâr marjları yüzde 2,38. O halde faturanızın yüzde 70'ini oluşturan dağıtım bedelinin gerekçesi nedir? Dağıtım nedir? Kablo çekmek, trafo bakımı yapmak, arıza gidermek. Ağırlıklı gideri mavi yakalı emekçi ve düşük ücretli mühendistir; ithal girdiye bağımlılığı son derece sınırlıdır. Samsun'da elektriği dağıtan YEDAŞ ile fatura kesen YEPAŞ ayrı şirketler gibi görünür ama ikisi de aynı holdingin çatısı altındadır. Kargo şirketi ile satış şirketi kâğıt üzerinde ayrı, kasada birdir. Türkiye genelinde tablo farklı değil; Cengiz-Kolin ortaklığının CK Enerji'si Boğaziçi, Akdeniz ve Çamlıbel'i aynı anda yönetmektedir.
İthal kaynaklı bir enerji bedeli baskısı varsa bile bunun ulusal tarife kapsamındaki abonelere yansıtılması zorunlu değildir. Mazotta enerji fiyatı değiştikçe bileşenler buna göre ayarlanır, elektrikte de aynı mekanizma kurulabilir. Kriz döneminde dağıtım bedelinde yapılacak geçici bir indirimle enerji bedeli artışı absorbe edilebilir. Piyasa dalgalanmasının yükü bu kez yurttaşa değil, yıllarca kamu sübvansiyonuyla beslenen dağıtım holdinglerine yansıtılabilir. EPDK düzenlenmiş gelir oranını değiştirme yetkisine zaten sahiptir. Soru şudur: Bu yetki neden vatandaş lehine değil, hep şirketler lehine kullanılıyor?" dedi.
"Yenilenebilir enerji yatırımlarıyla kamu üretim payını artırmak, enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı kırmak orta vadeli zorunluluktur" diyen Özdağ şu tavsiyelerde bulundu
" • Elektrik dağıtım şirketlerine akan sübvansiyon yeniden yönlendirilsin.
• Dağıtım holdingleri krizin yüküne ortak edilsin.
• Ulusal tarife kapsamındaki yurttaşın faturası korunsun."
Özdağ sözlerini şöyle sonlandırdı: Son olarak şunu sormak gerekiyor. Savaşı biz çıkarmadık, bölgede gerilimi tırmandıran dış politika tercihlerine de biz karar vermedik. Türkiye'nin değil, başkalarının çıkarına şekillenen bir dış politikanın enerji faturasını neden işçi, emekli, esnaf ödesin? Zam kaçınılmaz değildir. Kaçınılmaz olan, yanlış tercihlerin hesabının sorulmasıdır. Elektrik dağıtım şirketlerine akan sübvansiyonu kesin. Ulusal tarife kapsamındaki kullanım bedellerine zam yapmayın."
