Cumhuriyet’in geleceğin eğitimine ışık tutan zirvesinde, yeni dönemin eğitim anlayışı uzmanlar tarafından değerlendirildi: Zihinlere hükmetme çağı

Cumhuriyet’in geleceğin eğitimine ışık tutan zirvesinde, yeni dönemin eğitim anlayışı uzmanlar tarafından değerlendirildi: Zihinlere hükmetme çağı

16.04.2026 04:00:00
Güncellenme:
Cumhuriyet’in geleceğin eğitimine ışık tutan zirvesinde, yeni dönemin eğitim anlayışı uzmanlar tarafından değerlendirildi: Zihinlere hükmetme çağı

Hızla değişen dünyada yeni bir eğitim sisteminin zorunlu olduğunu belirten uzmanlar, bilimin önemini vurguladı. Uygarlığın, refahın, gücün, teknolojinin ve başarının temelinde bilim olduğuna dikkat çekilerek bunun eğitiminde yön bulma fırsatı sunduğu belirtildi.

Gazetemiz Cumhuriyet tarafından bu yıl ikincisi yapılan “Geleceğin Eğitimi Zirvesi”nde, “geleceğin meslekleri” masaya yatırıldı. Pera Müzesi’nde önceki gün düzenlenen zirveye katılım yoğun oldu.

Zirvede açılış konuşmasını yapan Cumhuriyet Vakfı Başkanı ve Cumhuriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi Dr. Mehmet Alev Coşkun, Cumhuriyet gazetesinin, yüzyılı aşan tarihi boyunca Atatürk Devrimlerinin, Aydınlanmanın ve çağdaşlaşmanın öncüsü olduğunun altını çizdi.

Kökleri Kuvayı Milliye’ye, bağımsızlık mücadelesine ve Aydınlanma düşüncesine dayanan Cumhuriyet’in, yalnızca bir gazete değil aynı zamanda bir düşünceyi, bir ideali temsil ettiğini belirten Coşkun, “Cumhuriyet Türkiye’nin çağdaşlaşma yolculuğunda önemli bir yapı taşıdır. Bu nedenle özellikle eğitim alanında her zaman öncü bir rol üstlenmiştir. Bir gazete olmanın ötesinde, aynı zamanda bir okul, bir eğitim kurumu gibi işlev görmüştür” dedi.

YENİ MODEL ARAYIŞI

Gerçek eğitimin yalnızca öğrenmek, ezberlemek ve tekrar etmek olmadığını, aynı zamanda sorgulamayı, düşünmeyi ve özgürce ifade edebilmeyi içerdiğini anımsatan Coşkun, “Modern eğitim anlayışı da tam olarak budur. Bugün eğitim alanında çok ciddi değişimler yaşanıyor. Yeni yaklaşımlar, yeni tartışmalar gündemde. Biz de bugün bu değerli akademisyenlerle birlikte bu gelişmeleri yeniden değerlendirme ve yön bulma fırsatı yakalayacağız” ifadelerini kullandı.

Coşkun’un konuşmasının ardından eğitimde gelinen noktaya ilişkin bir sunum yapan zirve yöneticisi gazeteci Emin Çapa, her şeyin en hızlı değişim gösterdiği bu çağda yeni bir eğitim sistemine ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi. Sanayi Devrimi sonrası ortaya çıkan eğitim modellerinin dünya genelinde işlevsizleşmeye başladığını vurgulayan Çapa, “Bu dönem zihinlere hükmetme çağı” dedi. Uygarlığın, refahın, gücün, teknolojinin ve başarının temelinde bilim olduğunu belirtti.

ÖDÜLLER VERİLDİ

Çapa’nın sunumun ardından zirve, “Eğitimin Gücüyle Geleceği İnşa Etmek”, “21. Yüzyıl Yetkinlikleri”, “Diplomanın Değişen Doğası”, “Veriden Değere: Geleceğin Mesleklerini Kim Tasarlıyor” başlıklı oturumlarla sürdü. Oturumlarda gazetemizin yazarı Özlem Yüzak’ın yöneticiliğinde sırasıyla psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş, akademisyen Erhan Erkut, İstanbul Kültür Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe, QNB Türkiye İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Cenk Akıncılar söz aldı. Oturumların ardından Cumhuriyet Eğitime Katkı Ödülleri sahiplerini buldu. İkincisi düzenlenen zirvede Kadın Araştırmaları Derneği, Pfizer Türkiye ve Basketbol için Destek ve Eğitim Vakfı (BİDEV) ödüle değer görüldü. “Nitelikli Spor Eğitimine Katkı Ödülü”nü, “Köylerde Basketbol için BİDEV Adım” projesiyle Basketbol için Destek ve Eğitim Vakfı (BİDEV) kazandı. Ödül, BİDEV Yönetim Kurulu Üyesi Arif Aytekin’e Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Özalp Birol tarafından sunuldu.

“Bilimsel Eğitime Katkı Ödülü”nü “Bilim Gençlerle Kazanacak” projesiyle Pfizer Türkiye kazandı. Ödül, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Av. Dr. Başar Yaltı tarafından Pfizer Kıdemli Kurumsal İletişim Müdürü Beyza Yazıcılar ve Bilim Kahramanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir’e verildi.

TÜM PROJELER GENÇLER İÇİN

‘BİLİM GENÇLERLE KAZANACAK’

“Bilimsel Eğitime Katkı Ödülü”nün sahibi olan “Bilim Gençlerle Kazanacak” projesi, Pfizer Türkiye’nin koşulsuz katkıları ve Bilim Kahramanları Derneği öncülüğünde 2021 yılından bu yana sürdürülüyor. Türkiye’nin dört bir yanına ulaşmayı başaran proje kapsamında bugüne kadar 51 kentten 1726 lise öğrencisine doğrudan temas edildi. 34 farklı üniversiteden 48 bilim insanı, içerik üretimi ve etkinliklerin yürütülmesine katkı sundu. Düzenlenen 88 bilim etkinliği sayesinde gençler, bilim insanlarıyla doğrudan etkileşim kurarak bilimsel süreçleri deneyimleme fırsatı buldu.

Bilim Kahramanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sıddıka Semahat Demir, dernek olarak geleceği şekillendirme gücüne sahip gençlerin bilimle buluşmasına ve dünyayı daha iyi bir yer haline getirme yolunda emek vermesine ilham olmanın çok değerli olduğuna inandıklarını söyledi. Pfizer Türkiye Başkanı Metin Hullu ise “bilim kazanacak” anlayışıyla, hastaların yaşamını değiştiren çığır açan yenilikler amacıyla çalıştıklarına dikkat çekerek “Genç nesillerin bilim odaklı çalışmalara katılımının, bilimin ve sağlığın daha güçlü adımlarla ilerlemesine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

‘SENİN GÜCÜN SENİN ÖYKÜN’

Proje genel başkanlığını Prof. Dr. Necla Arat’ın yaptığı Kadın Araştırmaları Derneği (KAD) ve Uluslararası Koçluk Derneği’nin (ICF Türkiye) 6 Şubat depremlerinden en çok zarar gören illerden biri olan Hatay’da, depremin izlerini taşıyan lise öğrencilerinin kendilerine olan güvenlerini tazelemek, kendi potansiyellerini keşfetmelerine ve yaşama karşı yeniden olumlu bakış açısı kazanmalarına eşlik etmek amacıyla başlatıldı.

KAD Yönetim Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gülsün Kaya, “Senin Gücün Senin Öykün” projesinin başlangıcını şöyle anlattı: “Derneğimiz, yaşamın biraz daha normale döndüğünü düşündüğü günlerde deprem bölgesindeki öğrencileri için yeni bir adım attı. Bir ekibin Hatay’a gitmesine, KAD’ın burslu öğrencilerinin ve ailelerinin durumunu ve gereksinimlerini yerinde saptamasına karar verildi. Öğrenci ve velilerden alınan geri bildirim doğrultusunda proje oluşturuldu.” Kaya’nın verdiği bilgilere göre, her biri yaklaşık iki saat sürecek üç grup koçluğu ayrıca grup koçluğu seansları arasında her öğrenci ile her biri bir saat sürecek toplam dört seans bireysel koçluk yapılmasına karar verildi. Projede, iki takım koçu ve 27 bireysel koç olmak üzere toplam 29 profesyonel koç, 28 liseli gence koçluk hizmeti sundu.

‘KÖYLERDE BASKETBOL İÇİN BİDEV ADIM’

Basketbol İçin Destek ve Eğitim Vakfı, “Köylerde Basketbol İçin BİDEV Adım” projesiyle “Eğitime Katkı Ödülü”ne değer görüldü. Polimeks Holding ve Turkish Philanthropy Funds destekleriyle yürütülen proje, kırsal bölgelerde çocukların spora erişimini artırırken eğitim, fırsat eşitliği ve sosyal gelişimi destekliyor. Köy okullarında sahalar kurulması, ekipman desteği ve düzenli antrenman imkânı sağlanması projenin öne çıkan yönleri.

Değerlendirmede, BİDEV’in sürdürülebilir sosyal etki yaratması, eğitime erişimi güçlendirmesi ve spor yoluyla çocukların yaşamına dokunması ödül gerekçesi olarak gösterildi. Ödülü BİDEV adına alan projeden sorumlu yönetim kurulu üyesi Arif Aytekin, “Bu ödül, yalnızca vakfımızın değil; köylerde hayal kuran, imkânsızlıklara rağmen vazgeçmeyen ve basketbol sayesinde hayatına yeni bir yön çizen çocuklarımızın yüreğinden gelen bir başarıdır. Her birinin gözlerindeki umut, bizim en büyük motivasyonumuz. Eğitimi ve sporu bir araya getirerek daha fazla çocuğun hayatına dokunmaya devam edeceğiz” dedi. Törene vakıf başkanı Hasan Arat ve mütevelli heyet başkanı avukat Ahmet Kurt da katıldı.

DİKKAT ÇEKEN VERİLER

Türkiye’deki eğitime ilişkin çarpıcı verileri katılımcılarla paylaşan gazeteci Emin Çapa, ODTÜ’nün 2015’te dünya sıralamasında 85. sıradayken 2025’te 351-400 aralığına gerilediğini, 2015 yılında dünya sıralamasında 139. olan Boğaziçi Üniversitesi’nin ise 401-500 aralığına gerilediğini söyledi. 2015’te 165. olan İTÜ ise 2025’te 501-600 aralığına geriledi. Çapa’nın derlediği verilerine göre 2015 yılında dünya üniversiteler sıralamasında ilk 100’de bir, ilk 250’de beş Türk üniversite varken 2025 yılında ilk 100’e ya da 250’ye girebilen Türk üniversitesi olmadı. Çapa’nın verilerine göre 9. sınıf öğrencilerinin yüzde 54.1’i, modern dünyada yaşayacak kadar fen bilmiyor. Yüzde 63.9’u modern dünyada yaşaman sürdürecek kadar matematik bilmiyor. 8. sınıf öğrencilerin yüzde 66.1’i, olaylar arasında neden sonuç ilişkisi kuramıyor. Türkçe okuduğunu anlamada mükemmel seviyede olan öğrenci ise yok.

GELECEĞİN EĞİTİMİ: BİLGİ Mİ, İNSAN MI? ‘CUMHURİYET IŞIĞI KAYBEDİLMEMELİ’

Özlem Yüzak

(Oturum Yöneticisi)

Dünya büyük bir dönüşümden geçiyor. Sadece teknoloji değil, insanın düşünme biçimi, öğrenme alışkanlıkları, hatta gerçeklikle kurduğu ilişki değişiyor. Yapay zekâ, bilgiye erişimi inanılmaz hızlandırdı. Bilgiye ulaşmak bu kadar kolaylaştığında, öğrenmenin kendisi neye dönüşüyor? Eskiden bilmek için merak etmek gerekiyordu. Merak etmek için ise çaba… Ve çaba için sabır… Bugün ise cevaplar saniyeler içinde karşımızda. Merak etmek yerine hızlıca tüketiyoruz. Sabretmek yerine sonuç istiyoruz. Ve belki de en kritik sonuç şu: Derinleşme azalıyor. Bu yalnızca bireysel bir mesele değil. Bu dönüşüm insan ilişkilerini, iş yapma biçimlerini ve hatta toplumun dokusunu etkiliyor. Sabırsızlık, yüzeysellik ve hız…

Bugünün yeni normları haline geliyor. Yeni eğitim modeli arayışları tüm dünyada tartışılan bir konu. Ben son yıllarda özellikle Finlandiya’da uygulanan fenomen tabanlı öğrenme modeli de gündeme getirmek istiyorum. Bu yaklaşım, bilgiyi derslere bölmek yerine, gerçek hayattaki sorunlar ve olgular üzerinden öğrenmeyi öneriyor. Aslında bu, az önce konuştuğumuz birçok soruya da cevap arıyor: Derinleşme neden azalıyor? Merak nasıl yeniden canlandırılır? Bu yaklaşımda öğrenci dersler yerine gerçek hayat problemlerine odaklanıyor pasif öğrenci konusundan çıkıyor aktif öğrenci oluyor; disiplinler arası düşünmeyi teşvik ediyor. Örneğin bir sınıfta “iklim değişikliği” konusu işlendiğini varsayalım. Geleneksel eğitimde bu konu parçalanır: Coğrafyada ayrı anlatılır; fende ayrı, matematikte ayrı. Ama fenomen tabanlı öğrenmede çocuklara şöyle bir soru sorulur: “Yaşadığımız şehirde iklim değişikliğinin etkileri neler olabilir?” Ve o andan itibaren öğrenme başlıyor…

Tabii Türkiye’de eğitim sisteminin çok uzağında bir alan ne yazık ki. Ama şu gerçeği de unutmayalım: Düşünen, sorgulayan ve anlam kurabilen bireyler yetiştirmek giderek daha kritik hale gelen bir mesele. Yapay zekâ çağında bilginin kendisinden çok bilgiyi nasıl kullanacağını öğrenmek önemli.

‘CUMHURİYET IŞIĞI KAYBEDİLMEMELİ’

Prof. Dr. Acar Baltaş

(Psikolog)

- İnsanlar üç tane önemli karar veriyorlar yaşamlarında: Nerede yaşayacağım, ne iş yapacağım ve bunu kiminle yapacağım. Endüstri Devrimi’nden önce bu üç sorunun yanıtı kolaydı. Endüstri Devrimi, bu üç sorunun yanıtıyla oluşan toplum dokusunu, gelenekleri değiştirdi. Toplum dokusunda insana ait olan üç özellik: Hafıza, merak ve sabır. Bunları değiştirdi.

- Çağdaş hayatta merak çok önemli. İş hayatı için de önemli. Yapay zekâ bunu önemsizleştiriyor. Bilmenin yolu meraktan geçiyor. Bilmeniz gerektiğinde merak ettiğiniz zaman bilmek için araştırırsınız. Araştırırken de onun etrafında birçok başka şeyle karşılaşırsınız. Şimdi öyle bir şey yok. Basıyorsunuz düğmeye, bilmek istediğiniz şey karşınıza geliyor. Yani öğrenmenin önemi kalmadı ve o orada öğrendiğiniz şeyi de bilmek sayıyorsunuz.

- En büyük tehlikelerden birisi sabrın zayıflaması. Sabrın erozyona uğraması toplum dokusunu değiştirme potansiyeline sahiptir. Çünkü derinleşmek ancak sabırla olur. Sabır göstermeden derinleşemezsiniz ve hep yüzeyde kalırsınız. Ve o yüzeyde rastladığınız şeyi de “bilmek” ve “bilgi” zannedersiniz.

- Gençlere önerim örgütlü olmaları. Dünya görüşüne uygun bir örgüte girip, hedef koydukları yolda eylem içeren bir çaba içinde olmaları. Başka bir yolu yok. Başaranlar hep böyle başarmış. Cumhuriyet böyle başarmış. Çünkü Cumhuriyet aslında bir insan yetiştirme yolunu seçmiş. Geçmişten gelen Cumhuriyet ışığını kaybetmemek önemli. Çünkü geçmişini bilmeyen geleceğini şekillendiremez.

- Cumhuriyet bir mühendisliktir; bir ulus inşasıdır. Gençlere tarih okutmalıyız. Tarihi bilmedikleri için bazen tarihin kendilerine daha iyi bir hayat borçlu olduğuna inanıyor ancak öncesini, oraya nasıl gelindiğini bilmiyorlar. Gençlere tarih bilincini vermemiz gerekir ki bir sahiplenme duygusu yaratalım.

‘SORUNLAR NEREDEYSE FIRSATLAR ORADA’

Prof. Dr. Erhan Erkut

(Akademisyen)

Dünyanın en büyük sorunları, aynı zamanda dünyanın en büyük fırsatları. Geleceğin mesleği fırsatlardan doğacak. Fırsat neredeyse meslek orada. Sorun neredeyse fırsat orada, fırsat neredeyse meslek orada. Bugünkü mesleklerin çok büyük bir kısmı ortadan kalkmayacak. Hepsi şekil değiştirecek. Yenileri çıkacak.

Çocuğun hayal kurmaya devam etmesini sağlamamız gerekiyor. Hayal kurma kapasitesi en çok anaokulu çocuklarında var. Belki daha erken yaşta var. Ama bunu zamanla yavaş yavaş “Hocam o işler öyle değil” diye diye köreltiyoruz. Bizim bir numaralı işimiz öğretmen olarak çocuklara ilham vermek.

Eğitimin üç hedefi var: işe hazırlama, aktif vatandaşlık ve dolu bir yaşam. Ama Türkiye’de eğitimin bir tane hedefi var: Bir sonraki seviyeye hazırlamak.

Dünyada lider olmaktan söz ediliyor ama Türkiye’de “Hangi insan kaynağıyla bunu yapacaksın” sorusunun yanıtı yok. Ne devlet ne STK’ler ne özel sektör... Türkiye’de gençlik özel sektörün ajandasında yok. Gençlere yatırım yapılmıyor.

PİSA’nın yaptığı testlerde takım halinde problem çözmede sonuncu geldik. İmece kültüründen gelen insanların olduğu Türkiye’de çocuklar takım çalışmasını bilmiyor..Değişik kaçılmaz ama öngörülebilir. Göstere göstere geliyor. Yapay zekâyı doğru kullanmanız çok önemli. Kötü kullanırsanız aptallaşıyorsunuz çok net bir şekilde. Beyniniz tembelleşiyor. Asistan olarak kullanmanız gerekiyor. Yetkinlikleri geliştirmeniz gerekiyor. Rutin görevi olan, çok olan işlerden de uzak durun. 

‘UYUM SAĞLAYANLAR KAZANACAK’

Prof. Dr. Fadime Üney Yüksektepe

(Kültür Üni. Rektörü)

Değişen dünyada “diploma”nın anlamı da değişiyor. Eskiden diploma alınıp, çerçeveletip duvara asılan bir şeydi. Artık öyle değil. Diploma dijital bir cüzdana evriliyor ve doğrulanabilir olacak.

Birçok bilgimizin sürekli işlenebildiği mikro krediler, dijital rozetler, portfolyolarla bizim becerilerimizi kanıtlayan bir formata dönüşüyor olması lazım. Ve mezun olduktan sonra da bitmiyor, yaşamaya devam ediyor. Mezuniyet sonrası da yeni becerilerle dijital yüzdanımız, dijital diplomamız renkleniyor, genişliyor, büyüyor olacak. Ve aslında diploma eskiden bir iş garantisiydi. Şimdi diplomayı almak hızlı öğrenmek ve uyum garantisi veriyor olacak. Eğer hakkıyla bu sistemi kurabilirsek.

Artık sadece bilgi değerli olmayacak, artık en değerli diploma kendini sürekli yenileyebilen insanın diploması oluyor olacak.

Biz Selanik göçmeniyiz ve halen kuru üzüm ve zeytin yetiştiriyoruz. Babam hep dedemden aldığı ata tohumlarını koruyarak, çoğaltarak ekosistemi büyüttü. Ben de kendimi onunla benzer konumlandırıyorum. Ben de üniversitede gelen öğrencilere ekiyorum, biçiyorum, büyütüyorum ve ekosistemi büyütüyorum. Bu anlamda da eğer biz yapay zekâ çağında doğru yönetebilirsek teknolojiyi, diplomanın doğasının çölleşmeyeceğini düşünüyorum. Toprağı zenginleştirirsek, yeni ürünlere alan açarsak ve tüm ekosistemi büyütmeye çalışırsak, bu ekosistem büyüyecek ve yaşayacaktır. Her değişimde uyum sağlayanlar kazanır. Üniversite olarak bize önemli bir rol düşüyor. Biz de bu teknolojik değişime uyum sağlamalı ve ekosistemi büyütmeye devam etmeliyiz.

‘GELECEĞİ BİRLİKTE YÖNETECEĞİZ’

CENK AKINCILAR

(QNB genel müdür yrd.)

Geçmiş göstergelerin hepsi gerçekliğini yeni değerlere ve göstergelere bırakıyor. Dolayısıyla liderlik anlayışı değişiyor. Yakın zamanda sadece insanı yönetmek değil, makineyi yönetmek de gerekecek. Bir liderin en önemli görevi bulunduğu ortamda psikolojik güvenliği sağlaması. Çünkü bunu sağladığında yapay zekâyla, süreçle, gelişimle bağlantılı işlerin hepsi çok daha efektif şekilde doğru bir zemine ilerliyor. Bu anlamda o güven, şefkat, istikrar, umut cemberi, hani hizmetkâr liderlik dediğimiz o doğru liderlik aslında arka tarafta gelişimi ve dönüşümü de kendiliğinden çeşitlendiriyor.

Diploma bir gösterge. Ancak önemli olan diploma sonrasında kişinin sonrasında ne yaptığı ve kendisine neler kattığı. Burada önemli olan iki şey merak ve öğrenme isteği. Bu ikisi olduktan sonra yeter ki şans verilsin. Algılar yıkılsın diyoruz. Çünkü engeller çoğu zaman da beynimizde. Hiçbirimiz geçmişteki bilgilerle geleceğe gidemeyiz. O yüzden öğrencilere diyoruz ki meraklı ve istekli ol. Dolayısıyla hayatın içinde ol. Üniversitede birinci ve ikinci yıldan itibaren staj yapmaya çalış ve üniversitede sadece okuma.

Tek başına bir kurumun bir ve iki stajlamesiyle olmuyor bu iş. Dolayısıyla orada da bütünsel gelişime, orada da birlikte gelişime ihtiyaç var. Ancak o zaman başarabiliyor olacağız. Genç ne istiyor süreçte? Neyin peşinde ve hangi barajlara takılıyor? Bunların tespiti önemli.

Geleceğin liderleri yalnızca teknoloji kullananlar değil, değişimi doğru okuyabilenler ve insanı merkeze alanlar olacak. Meslekler değişecek, yetenekler dönüşecek. Liderlik yeniden tanımlanacak ama insan her zaman merkezde olacak diyoruz. Dolayısıyla biz sadece robotları, teknolojiyi yönetmeyeceğiz. Geleceği birlikte yöneteceğiz.