Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi’nin (THTM) öncülüğünde kurulan ve “Tüm cumhuriyetçi kesimi ortak eylem ve söylemde birleştirmek” amacıyla faaliyetlerini sürdüren Cumhuriyetçiler Kurultayı, dün Mülkiyeliler Birliği’nde “Kurtuluş Programını” ilan etti.
‘LAİK BİR ÜLKEDEN, HALKÇILIKTAN, YURTTAŞLIKTAN BAHSEDEMİYORUZ’
Basın toplantısının açılışını yapan Cumhuriyetçiler Kurultayı Koordinasyon Kurulu üyesi Prof. Dr. Erhan Nalçacı, 24-25 Mayıs 2025’te Ankara’da düzenlenen Cumhuriyetçiler Kurultayı’nda farklı gelenekten gelen cumhuriyetçilerin bir araya geldiğini vurgulayarak; “Bunların hepsinin bir cumhuriyet hayali var ve bunların bir araya gelmesi siyasi olarak çok önemli. Bunun nesnel bir zemini var, bu nesnel zemin cumhuriyeti, 1923 Devrimi’ni yitirmemiz. Bugün artık biçimsel olarak cumhuriyet duruyor olabilir; ama boşaltılmıştır. Artık laik bir ülkeden bahsedemiyoruz. Artık bir halkçılıktan bahsedemiyoruz. Bağımsızlıktan, yurttaşlıktan bahsedemiyoruz” dedi.
‘BİR HALK HAREKETİ NASIL OLUŞTURULABİLİR?’
Cumhuriyetçilerin birliğinin Cumhuriyet’i yeniden kurmayı amaçladığını belirten Nalçacı; “Bu cumhuriyet laik, bağımsız ve emekten yana olacaktır. Bunlar bizim asgari müştereklerimiz. Kurultaydan sonra raporlar hazırladık. Bir halk hareketi nasıl oluşturulabilir, onun tartışmasını açıyoruz aynı zamanda. Halkımızın örgütsüzlüğü bugün çok temel bir sorundur” ifadelerini kullandı.
‘BİR ELİTLER PROGRAMI OLMAYACAK’
Raporları halka ulaştırmayı amaçladıklarını belirten Nalçacı; “Türkiye’nin her yerinde halkımızla toplantılar yapacağız, onlardan dönüt alacağız. Dolayısıyla bu program, elitlerin yaptığı bir program olmayacak. Zaten değil; ama halkımızla cumhuriyetin kuruluşuyla ilgili bir zihin egzersizi yapacağız. Halkımızın ufkunu açmak istiyoruz. Aslında yeni bir cumhuriyetin kurulabileceği ve onun için de gerçekten bizim yaşayabileceğimiz bir cumhuriyet olacağını göstermek istiyoruz” diye konuştu. Nalçacı; 2026 Cumhuriyetçiler Kurultayı’nın hazırlıklarına da başladıklarını belirterek; bu kurultayda da programdaki eksikliklerin giderileceğini, programın geliştirileceğini açıkladı.
‘TOPLUMDAN CUMHURİYET FİKRİNİ SİLEMEDİLER’
Toplantıda konuşan THTM Ankara Sözcüsü Oğuz Oyan da “Cumhuriyet ilkelerini, kurumlarını yıkmış olabilirler. Ama toplumun düşüncesinden cumhuriyet fikrini silip, atamadılar. Bizim en büyük gücümüz budur. Dolayısıyla toplumu bir cumhuriyetçilik ilkesi, çeşitli görüşlerden insaların cumhuriyet seferberliğinin etrafından birleştirmeliyiz. Tahribat çok büyük. Biz bu tahribatı onaracağız ama aynı zamanda geliştireceğiz. Çünkü bu cumhuriyet yıkıcılarına bu cumhuriyet emanet edilemez” dedi.
‘1923 GELECEĞİN İNŞA PROJESİYDİ’
Kurultayın açıkladığı programda ise “1923 Devrimi bu ülkede yaşayan tüm vatandaşların ortak geleceğini inşa projesidir ve elindeki imkanları ile kamucu bir rejimin inşasını gerçekleştirmiştir” denildi. Yurtseverliğin toplumun önündeki en büyük görev olduğunun vurgulandığı programda; “Cumhuriyetimiz yurttaşların eşitliğine dayalı, kamucu bir anlayışa sahip, halkçı ve devletçi bir ekonomik politika ile herkesin egemenliğini ve özgürlüğünü savunan, laik ve sömürüsüz toplumu hedefleyen, ilkelerine ihanet etmeyen devrimci ve dinamik bir cumhuriyet programı ve mücadelesi ile yeniden ayağa kalkacaktır” ifadeleri kullanıldı.
‘DAYANIŞMA VE GÜÇBİRLİĞİ İÇİNDE ÇALIŞMA İNANCI...’
Ülkenin kurtuluşu için en büyük gücün halkın emeği ve yurdun kendi kaynaklarının olduğunun belirtildiği raporda; “Türkiye’nin kurtuluşu; doğal kaynakların, emek gücünün, tarım, hayvancılık ve sanayi potansiyelinin bir emekçi cumhuriyetinin öncelikleri doğrultusunda yapılanmasından geçmektedir. Türkiye üreten, paylaşan ve halkın yararına yöneten bir devlet anlayışına kavuşmalıdır. Kurutuluşun ilk adımı emekçilere, sömürüsüz, tüm hakları sağlanmış bir iş yaşamında dayanışma ve güçbirliği içinde çalışma inancının aşılanması olacaktır” denildi. Bunun için programda; kamucu maliye, sanayileşme, enerjide dış bağımlılığın kesilmesi, tarımsal alanda gıda egemenliğinin benimsenmesi, insan gücünün egemenliği, toplumcu eğitim-öğretim programı ve kamusal sağlık hizmetlerinin sağlanması gerektiği vurgulandı.