İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaman Akdeniz ve Uzman Araştırmacı Ozan Güven tarafından hazırlanan "Dijital İtaat Rejimi: Türkiye’de Sosyal Ağ Sağlayıcıları ve Şeffaflık Yanılsaması" başlıklı rapor, Türkiye'de temsilcilik açan sosyal medya devlerinin karnesini masaya yatırdı.
Rapor, Facebook, X (Twitter), TikTok ve YouTube gibi platformların "şeffaflık" adı altında sundukları verilerin aslında kamuoyu denetimini imkânsız kılan birer yanılsamadan ibaret olduğunu belgeledi.
12 Ocak 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan raporda, 5651 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikler sonrası Türkiye'de ofis açmayı kabul eden platformların, pratikte yasal sürece sadece şeklen uyum sağladığı belirtildi. Raporun en can alıcı tespiti ise şirketlerin Türkiye'de birer "dijital itaat mekanizmasına" dönüşerek, devletten gelen sansür taleplerine büyük oranda boyun eğmeleri oldu.
LİNKEDIN VE TİKTOK'TA ÇARPICI VERİLER
Raporda platform bazında dikkat çeken maddeler şöyle sıralandı:
LinkedIn: Profesyonel iş ağı LinkedIn'in Türkiye'ye sunduğu raporda "sıfır" talep aldığını beyan etmesine rağmen, küresel veri tabanında aynı dönemde Türkiye'den gelen taleplere %100 oranında işlem yaptığı ortaya çıktı.
TikTok'tan "Yüksek İtaat": Çin merkezli video platformu TikTok'un, Türkiye'den gelen sansür taleplerine %90'ın üzerinde uyum sağladığı, içerikleri yerel yasalar yerine giderek artan oranda "Topluluk Kuralları" bahanesiyle kaldırarak sansürü perdelediği vurgulandı.
Gölge Sansür (Shadow Banning): Başta Google olmak üzere platformların, içerikleri resmen kaldırmasalar bile algoritmalar eliyle "görünmez" kıldığı ve haber sitelerine yönelik trafik kısıtlamalarıyla sansürü derinleştirdiği tespit edildi.
BTK "TİCARİ SIR" KALKANININ ARKASINA SAKLANIYOR
Rapor, şeffaflık sorununun sadece şirketlerle sınırlı kalmadığını, denetleyici kurum olan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) da bu karartmaya ortak olduğunu öne sürüyor. BTK'nın, platformların sunduğu raporları "ticari sır" gerekçesiyle kamuoyuyla paylaşmayı reddettiği ve süreci devlet ile şirketler arasında "kapalı devre" bir mekanizmaya dönüştürdüğü belirtildi.
İPTAL EDİLEN MADDELERLE SANSÜRE DEVAM
Anayasa Mahkemesi'nin 5651 sayılı Kanun'un meşhur 9. maddesini iptal etmesine rağmen, YouTube gibi platformların hukuken geçerliliğini yitirmiş bu maddeye dayanarak hala içerik kaldırmaya devam ettiği de raporun önemli bulguları arasında yer aldı.
“ŞİRKETLER DEVLETİN UYUMLU APARATI HALİNE GELDİ”
Raporun sonuç bölümünde, Türkiye’deki mevcut yasal rejimin, platformları devletin sansür ve gözetim mekanizmasının birer “uyumlu aparatı” haline getirdiği vurgulanıyor.
EngelliWeb verilerine de yer verilen raporda, 2024 sonu itibarıyla Türkiye'de erişime engellenen web sitesi sayısının 1.2 milyonu aştığı hatırlatıldı. İFÖD, sosyal medya platformlarını "sessiz işbirlikçi" olmaktan vazgeçmeye ve Türkiye'deki sivil alanın daralmasına ortak olmamaya davet etti.