Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 8 Kasım 2025’te Ravive Kozmetik’te çıkan ve 3’ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği yangına ilişkin davada kovuşturma aşamasına geçildi. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamenin kabul edilmesiyle davanın ilk duruşması yarın Kandıra’daki Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde başlayacak.
Aile avukatlarının yangına ilişkin hazırladığı dosyada, üretim yapılan binada yangın merdiveni, alarm sistemi ve acil çıkış bulunmadığı; iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı tespit edildiği hatırlatıldı. Bilirkişi raporlarında, parlayıcı kimyasalların bulunduğu ortamda gerekli teknik donanımın olmaması nedeniyle yangının kısa sürede büyüdüğü ifade edildi.
Soruşturma kapsamında şirket yetkilileri hakkında işlem yapılırken, aileler kamu görevlilerine yönelik herhangi bir adım atılmamasına tepki gösterdi. Aileler ve avukatları, yangının “denetimsizlik ve cezasızlık” sonucu meydana geldiğini belirterek belediye yetkilileri, bakanlıklar ve ilgili kurumlar hakkında da soruşturma başlatılması gerektiğini vurguladı.
Duruşmanın Kandıra’da görülmesine tepki gösteren avukatlar ise, bu kararın katılımı zorlaştırmak üzere alındığını belirtti.
“ BİLE BİLE KATLETTİLER, ŞİMDİ BUNU PARAYLA KAPATAMAZLAR”
Katliamda can veren Şengül Yılmaz'ın kardeşi Emine Bulut, 4 aylık süreçte hiçbir yetkilinin kendilerini aramadığını sadece arabulucunun ‘kan parası’ teklif ettiğini belirtti: “Arabulucu bizi arayıp kan parası teklif etti. ‘Ölmüştür, ne istiyorsanız verelim’ dedi. Parayla mı satılıyor bu can? Tepki gösterince ‘ölmüş n’apalım’ dedi. Ne para ne pul, sorumlular cezalarını çeksin istiyoruz. Bile bile göz göre göre katlettiler, şimdi bunu parayla kapatamazlar.”
Kamuoyuna bu davada dayanışma çağrısı yapan Bulut, “Bütün herkesin yanımızda olmasını, bütün sorumluların ceza almasını, adaletin yerini bulmasını istiyorum. Şu anda sadece patronlar yönünden bir davamız var, bütün sorumlular yargılanmıyor. Herkese sesleniyorum, bizi bu davada yalnız bırakmasınlar. Biz hakiriz, onların parası var parası olanlar her zaman korunuyor. Bu dünyada da halkımız bize sahip çıksın. Çıksın ki yarın başka canlar yanmasın, adalet yerini bulsun” diye seslendi.
“BİR TANE YETKİLİ ARAYIP SORMADI BİZİ”
“Bu fabrikada 7 canımız gitti, cayır cayır yandılar” diyerek tepki yaşanan katliamda eşi Esma Gikan’ı kaybeden Aytekin Gikan ise “Büyük bir ihmal vardı, bunu herkes biliyor. Birincil sorumlular kamu görevlileri. Onlar görevlerini yerine getirseydi bu katliam yaşanmazdı. Mahallenin ortasında ruhsatsız, kaçak bir bina işletildi. Hiçbir önlem alınmadı. Eşim sigortasız çalıştırılıyordu. SSK, İŞKUR, OSB, Kocaeli ve Dilovası belediyeleri, kaymakamlık suçlu. Hepsinin hesap vermesini istiyoruz.” dedi.
Gikan, “Ben akşam eve girerken çocuklarla baş başa kaldım, çocuklarım annesiz kaldı. Çalışanlar burada sigortamı yaptır dediğinde patron, ‘benim arkamda devlet var istediğin yere şikayet et’ diyordu. Demek ki güvendikleri bir yer var. Biz adalet istiyoruz. Burada insanları diri diri yaktılar. Ben 4 aydır çocuklarıma anne baba olmaya, güçlü durmaya çalışıyorum. 4 aydır ne kaymakamlık ne belediye bir tane yetkili arayıp sormadı bizi. Ben dört aydır işsizim, her şey maddi değil, insan bir arar sorar. Hiç buralı olmadılar. Biz mağdur aileler olarak bu işin peşini bırakmayacağız, sonuna kadar gideceğiz, her yerde sesimizi duyurmaya çalışacağız. Başka ocaklar sönmesin, bizim ciğerimiz yandı başkaları da yanmasın. Ne kadar kaçak iş yeri varsa denetim yapılsın, bu ihmaller önlensin. Herkes görevini dört dörtlük yapsaydı biz bugün bunları konuşmazdık. Çağrım; lütfen bu duruşmada bize destek olun, yanımızda olun, bizi yalnız bırakmayın" diye seslendi.
AVUKATLAR: “KAMU GÖREVLİLERİ DE YARGILANMALI”
Aile avukatlarından Elif Yetigin: “Bu katliamda hem işverenin hem de kamu görevlilerinin çok ciddi ihmali var. İmarsız, iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı bir işyeri. Yangın merdiveni, havalandırması olmayan, çocuk işçilerin çalıştırıldığı bir yer. Bu dava Türkiye’deki çalışma sisteminin açıklarını gösteriyor. Adaletle sonuçlanması, benzer işyerlerine karşı caydırıcı olacaktır. Kamu görevlilerinin de dosyaya dahil edilmesi için mücadelemiz sürüyor. Duruşmanın Kandıra’ya alınması da davayı kamuoyundan uzaklaştırma hamlesi” dedi.
Avukat Mürsel Önder ise, hazırladığı raporda, “Duruşmanın tabiri caize Kandıra’ya kaçırılmasının gerekçesi olarak ‘sanık/müşteki sayısının fazla olması ve sanık sayısının artma ihtimali' olarak gösterilmiştir. Ailelerini, yakınlarını kaybeden müştekilerin ve ailelerin tarafı oldukları duruşmalara erişimlerini zorlayan/kısıtlayan bu karar ne hukuka ne de vicdana sığmaktadır. Gebze’den 1,5 saatlik mesafe uzaklıkta bulunan bu konum, acılı ailelerin ve duyarlı vatandaşların katılımı sabote edilmek istercesine bilerek ve isteyerek seçilmiştir. Verilen bu kararın beklenilen ve istenilen etkiyi yaratmaması adına imkânı olan herkesin etkin bir şekilde duruşma günü salonda bulunması vicdani bir sorumluluktur” ifadelerine yer verdi.
Avukatlar binanın yıkılmasıyla delillerin de karartıldığını savundu.
DOSYADA DİKKAT ÇEKEN ‘SİYASİ BAĞLANTI’ İSMİ : ALİ OSMAN AKAT
Öte yandan Avukat Mürsel Önder’in hazırladığı dava dosyasında Ali Osman Akat bağlantısına dikkat çekildi. Dosyada, bu bağlantının yeterince araştırılması halinde siyaset ve sermaye ilişkilerinin açığa çıkma ihtimalinin yüksek olduğu vurgulandı.
Ali Osman Akat’ın, yeğenleri İsmail ve Altay Ali Oransal’ı kaçırmaya çalışırken yakalandığı ve bu nedenle TCK 283 kapsamında “suçluyu kayırma” suçlamasıyla yargılandığı belirtildi. Ancak yalnızca bu suçlama üzerinden yürütülen yargılamanın yetersiz olduğu, verilecek cezanın düşüklüğü nedeniyle kısa sürede tahliye edilme ihtimaline dikkat çekildi.
Dosyada yer alan bilgilere göre Akat’ın MÜSİAD ve Türk Amerikan İş Adamları Derneği bağlantılarının bulunduğu, ayrıca farklı suçlamalarla da anıldığı ifade edildi. Bu nedenle ticari ve siyasi ilişkiler ağının detaylı biçimde incelenmesinin, gerçek sorumluların ortaya çıkarılması açısından kritik olduğu vurgulandı.
Ayrıca Akat’ın kozmetik sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiği, pandemi döneminde özellikle kolonya üretimiyle büyüdüğü ve kamu kurumlarından ihaleler aldığına işaret edilerek, yeğenlerine ucuz işgücü üzerinden bir şirket kurdurmuş olabileceği ihtimalinin de soruşturma kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
Avukatlar, tüm bu başlıklara rağmen soruşturma sürecinde yeterli inceleme yapılmadığını ve taleplerinin dikkate alınmadığını belirtiyor.
İSTENEN CEZALAR
- Gebze Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 97 sayfalık iddianamede, tutuklu kozmetik firması yetkilileri Altay Ali O. ve kardeşi İsmail O. ile ortak üretim yaptığı değerlendirilen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna O. ve Gökberk G. hakkında "olası kastla öldürme" suçundan 7'şer kez müebbet, "olası kastla mala zarar verme" suçundan ise 3'er kez 5 ay 10 günden 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.
- Olayın yaşandığı fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren Küresel Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB) firmasının işletmecisi firari Ü.Ç, sorumlu müdürü tutuklu Ü.A. ile iş güvenliği uzmanları M.D. ve S.Ç, fabrika binasının eski sahibi tutuklu G.D, binayı satın alan şirketin yetkilileri C.Ö.Y, Ö.Y. ve Ö.Y'nin "bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar aya kadar hapisle cezalandırılması istenilen iddianamede, kozmetik firması yetkililerinin kaçmasına yardım ettikleri gerekçesiyle tutuklu şüpheliler A.O.A. ve O.Y. ile tutuksuz Ö.A. ve firari A.B. için "suçluyu kayırma" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.
İHMALLER...
Olay yeri inceleme raporu, güvenlik kamera kaydı izleme tutanağı, bilirkişi heyeti raporlarının yer aldığı iddianamede, "Yangının çıkış nedeni, etil alkolün kazana aktarımı sırasında oluşan statik elektrik boşalması ile karıştırıcı motoru veya bağlantı ekipmanlarında meydana gelen elektriksel kontak deformasyonunun birleşik etkisiyle gerçekleşen tutuşmadır" ifadesine yer verildi.
İddianamede, ex-proof (patlamaya dayanıklı) ekipman bulunmaması, basınç tahliye ve havalandırma sistemlerinin yokluğu, topraklamanın etkisizliği ve yoğun buhar birikimi nedeniyle lokal parlamanın, kısa süre içinde patlama karakterinde yüksek ısı ve alev yayılımına dönüştüğü tespitine yer verilerek, şunlar kaydedildi:
"İş yerinin bulunduğu kaçak üst katın ruhsata konu olmadığı, elektrik tesisatının projesiz ve uygunsuz olduğu, yangın merdiveni, sprinkler (otomatik yangın söndürme sistemi) hattı, algılama-alarm sistemi, acil aydınlatma ve topraklama düzeneklerinin hiç bulunmadığı, üretim için teknik uygunlukların alınmadığı tespit edilmiştir.
"Mekansal düzenlemelerde mutfak bölümünün dar koridor yapısı, yangın sırasında duman ve ısının hızla hacmi doldurmasına yol açmış̧, çalışanların tahliyesini güçleştirmiştir. İş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi görevlendirilmiş̧ görünmekle fiilen hiçbir keşif, risk değerlendirmesi, saha denetimi, uygunsuzluk bildirimi veya eğitim yapılmadığı anlaşılmıştır."
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında olay tarihinde iş yerinde bulunan çalışanlar arasında yalnızca Gülhan Bendi'nin sigortalı olduğu, hayatını kaybedenler ve yaralılar dahil diğer tüm çalışanların iş yeri dosyasında bildirimsiz olduğunun tespit edildiği aktarılan iddianamede, "Bu hususun iş yerinde çalışanların tamamının kayıt dışı istihdam edildiğini ve işverenin yasal yükümlülüklerini ihlal ettiğini göstermektedir" ifadeleri yer aldı.
NE OLMUŞTU?
Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi'ndeki bir kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025'te çıkan yangında Tuğba Taşdemir (17) ile kuzeni Nisanur Taşdemir (15), Cansu Esetoğlu (15), Hanım Gülek (52), Esma Gikan (31) ve Şengül Yılmaz (59) hayatını kaybetmiş, 7 kişi yaralanmıştı. Kocaeli Şehir Hastanesi'ne kaldırılan Tuncay Yıldız da 15 Kasım'da yaşamını yitirmişti.
Soruşturma kapsamında, aralarında iş yeri sahiplerinin de bulunduğu 7 kişi tutuklanmış, Dilovası Belediye Başkan Yardımcısı N.T, Zabıta Müdürü N.B, zabıta personeli C.T, Ö.K. ve T.İ. görevden uzaklaştırılmış, fabrika sahiplerinden olan ve tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçiren Kurtuluş O. kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
Bilirkişi raporunda, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini sahada etkin şekilde yerine getirmediği belirlenen Küresel OSGB sorumlu müdürü Ü.A. 3 Aralık'ta, yapıyı yangın güvenliği açısından eksik ve tehlikeli durumda kiraya verdiği ve bu nedenle "tali ağır kusurlu" olduğu değerlendirilen fabrika binasının eski sahibi G.D. de 4 Aralık'ta tutuklanmıştı.