Duruşma, Kandıra’daki Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülürken, duruşma öncesinde yaşamını yitiren işçilerin aileleri açıklama yaptı.
Duruşma öncesinde cezaevi kampüsü girişinde basın mensupları ve izleyicilere telefonların içeri alınmayacağı bildirildi. Jandarma, talimatın cezaevi savcılığından geldiğini belirtti. Tepkiler üzerine yalnızca 10 gazetecinin basın kartıyla içeri alınabileceği ifade edildi. Ancak gazeteciler duruşma salonuna telefon ve bilgisayarla girmesine de izin verilmedi. Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada iddianamenin özeti okundu. Mahkeme heyeti, duruşmanın en az üç gün sürmesinin öngörüldüğü açıkladı.
AVUKATLARIN TALEPLERİ REDDEDİLDİ
Müdafii avukatlar, kamu görevlileri hakkında yapılan şikayetlerin değerlendirilmesini talep etti. Tutuksuz sanıkların bir sonraki celseye bizzat katılması ve duruşmanın Kandıra yerine Gebze Adliyesi ya da Kocaeli’de başka bir adliyede görülmesi istendi. Ayrıca mevcut salonun fiziki koşullarının yetersiz olduğu belirtilerek iyileştirilmesi talep edildi.
Öte yandan Türkiye Barolar Birliği ile İstanbul, Kocaeli, Sakarya ve Bursa baroları, Özgürlük için Hukukçular Derneği ve Kocaeli Kadın Platformu’nun davaya katılma talepleri de gündeme geldi. Duruşma savcısı bu taleplerin reddini istedi. Tüm talepleri oybirliğiyle reddeden mahkeme heyeti, duruşmaya saat 14.15’e kadar ara verdi.
ÇELİŞKİLİ İFADELER
Duruşmada savunma yapan Ravive Kozmetik patronlarından İsmail Oransal, Dilovası’ndaki atölyenin yönetiminin kendilerine ait olmadığını öne sürdü. Oransal, tutukluluğu sırasında yaşamını yitiren babası Kurtuluş Oransal’ın "Babaları olduğum için işlerin başında duruyordum” yönündeki ifadesiyle çelişen beyanlarda bulundu. “Bugün içim çok rahat. Yetkimi daha önceden babama devretmiştim. Ben de suçluların bulunmasını istiyorum” diyen Oransal, “Ravive şirketi üzerinden kazanıyorum. Ataşehir merkezdeyim. Fason üretim yapıldığı için üretimle ilgilenmiyorum” ifadelerini kullandı. Oransal ayrıca, mahkemedeki ifadesinde kolluk güçlerinden işkence gördüğünü de iddia etti.
Hakimin “Sattığın ürünler hangi koşullarda üretiliyor diye hiç merak etmedin mi?” sorusuna ise Oransal, “İnşallah 5 sene sonra yapmayı planlıyorum. Ben siparişi veririm, sonucu alırım” yanıtını verdi. 2024 yılında şirketin taşınma sözleşmesi öncesinde alınan yönetim kurulu kararında imzasının bulunduğuna ilişkin belge hatırlatılan Oransal, bu soruya ise “Bilmiyorum” biçiminde yanıt verdi.
AİLELERDEN TEPKİ: “YALAN SÖYLÜYOR”
Sanık beyanlarının ardından söz alan aileler, Oransal’ın ifadelerine tepki gösterdi. Yangında yaşamını yitiren 17 yaşındaki Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir, “Ben çocuklarımın kemiklerini topladım. Yalan söylüyor” diyerek duruşmada tepki gösterdi. Taşdemir ayrıca, “Biz çok acı yaşıyoruz, burada malından bahsediyorsun. Senin malın batsın, bizim çocuklarımız gitti” ifadelerini kullandı. Yaşamını yitiren işçilerden Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut ise Oransal’ın “5-6 ayda bir geliyordum” sözlerine karşı çıkarak, “Ben orada çalıştım, sürekli geliyordu. Bir ay boyunca krem doldurmaya bile geldi” dedi. Fabrikada çalışan işçilerden Gülhan Benli de sanığın kendisini tanımadığını söylemesine tepki gösterdi. Benli, “Patlamadan iki gün önce maaşımı kendisinden istedim. Bana ‘Babam ne zaman isterse o zaman verir’ dedi. 5-6 ayda bir geliyorum demesi de yalan” diye konuştu. Duruşmaya yarın devam edilecek.
NE OLMUŞTU?
Dilovası’nda bir kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025’te çıkan yangında 3’ü çocuk olmak üzere 7 işçi yaşamını yitirmiş, 7 kişi yaralanmıştı.
Yaralı olarak hastaneye kaldırılan bir işçi de 15 Kasım’da hayatını kaybetmişti.
Soruşturma kapsamında aralarında işyeri sahiplerinin de bulunduğu 7 kişi tutuklanmış, bazı belediye görevlileri ise görevden uzaklaştırılmıştı.
Bilirkişi raporunda, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterince alınmadığı ve ciddi ihmaller bulunduğu tespit edilmişti.
