Duruşma, Kandıra’daki Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülürken, duruşma öncesinde yaşamını yitiren işçilerin aileleri açıklama yaptı.
Aileler, adalet çağrısında bulunarak sürecin şeffaf yürütülmediğini savundu.
Aileler adına yapılan açıklamada, olayın “iş cinayeti” olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Ruhsatsız, denetimsiz ve hiçbir iş güvenliği önlemi alınmadan faaliyet gösteren bir işyerinde 7 insanımızı kaybettik” denildi.
“SORUŞTURMA EKSİK VE TARAFLI YÜRÜTÜLDÜ”
Aileler, soruşturma sürecine tepki gösterdi. Sürecin eksik ve taraflı yürütüldüğünü belirten aileler, özellikle kamu görevlileri hakkında herhangi bir işlem yapılmadığını ifade etti.
“Sadece kağıt üzerindeki firma sahiplerinin ve iş güvenliği uzmanlarının tutuklanması yeterli değildir” denilen açıklamada, sorumluluğun daha geniş bir çevreyi kapsadığı belirtildi.
Aileler, bazı şirketler ve iş ortaklarının da sorumluluğu bulunduğunu öne sürerek, bu kişi ve kurumların da yargı önüne çıkarılması gerektiğini dile getirdi.
“KAMU GÖREVLİLERİ NEDEN YARGILANMIYOR?”
Açıklamada kamu kurumlarına da tepki gösterildi. Kaçak yapı için verilen yıkım kararlarının uygulanmadığına dikkat çekilerek, denetim görevini yerine getirmeyen yetkililerin hâlâ görevde olduğu ifade edildi.
Aileler, “Şikayetlere rağmen denetim yapmayanlar neden hâlâ görev başında?” diye sordu. Savcılığa isim listesi verilmesine rağmen bazı kişilerin ifadeye dahi çağrılmadığı öne sürüldü.
“DELİL KARARTMA ŞÜPHESİ VAR”
Yangının ardından fabrikanın yıkılmasına da tepki gösteren aileler, bunun delil karartma şüphesi doğurduğunu belirtti. Açıklamada, yıkım kararını uygulamayanlarla binanın sonradan yıkılmasına izin verenlerin aynı kişiler olduğu iddia edildi.
Aileler, “Bu süreci unutmayacağız. Tüm sorumlular yargılanana kadar mücadele edeceğiz” dedi.
“DURUŞMA KAMUOYUNDAN KAÇIRILIYOR”
Duruşmanın adliye yerine cezaevi kampüsünde yapılmasına da eleştirileri beraberinde getirildi. Aileler, bunun davanın kamuoyundan uzak tutulmaya çalışıldığı anlamına geldiğini savundu.
Açıklamada, “Kimi, kimden koruyorsunuz?” ifadeleri kullanıldı.
“TALEBİMİZ NET: HERKES YARGILANSIN”
Aileler, taleplerinin açık olduğunu belirterek, işyerinin faaliyet göstermesine göz yuman tüm kişi ve kurumların yargılanmasını istedi.
“Belediye yetkililerinden bakanlık görevlilerine, şirket ortaklarından denetim sorumlularına kadar herkes hesap vermelidir” denilen açıklamada, “Birlikte kazandınız, birlikte sorumlu olacaksınız” ifadelerine yer verildi.
GAZETECİLERE VE İZLEYİCİLERE "TELEFON" KISITLAMASI
Basın açıklamasının ardından cezaevi kampüsü girişinde yeni bir tartışma yaşandı. Jandarma görevlileri, izleyiciler ve basın mensuplarına telefonların içeri alınmayacağı yönünde talimat verildiğini bildirdi. Bu talimatın cezaevi savcılığı tarafından iletildiği belirtildi.
Gazetecilerin bu uygulamaya tepki göstermesi üzerine bir süre giriş yapılmadı. Daha sonra yetkililer, yalnızca 10 gazetecinin basın kartı göstererek içeri alınabileceğini ifade etti. Bunun üzerine gazeteciler, duruşma salonuna telefon ve bilgisayar olmadan giriş yaptı.
DURUŞMA BAŞLADI
Salon düzeninin sağlanmasının ardından kimlik tespiti yapıldı ve duruşma başladı. İlk olarak iddianamenin özeti okundu.
Duruşmanın en az üç gün sürmesinin beklendiği belirtildi.
İDDİANAMEDE İSTENEN CEZALAR
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 97 sayfalık iddianamede, tutuklu firma yetkilileri hakkında “olası kastla öldürme” suçundan 7’şer kez müebbet hapis cezası talep edildi.
Ayrıca, bazı sanıklar hakkında “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi.
Bazı şüpheliler için ise “suçluyu kayırma” suçlamasıyla 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi.
NE OLMUŞTU?
Dilovası’nda bir kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025’te çıkan yangında 3’ü çocuk olmak üzere 7 işçi yaşamını yitirmiş, 7 kişi yaralanmıştı.
Yaralı olarak hastaneye kaldırılan bir işçi de 15 Kasım’da hayatını kaybetmişti.
Soruşturma kapsamında aralarında işyeri sahiplerinin de bulunduğu 7 kişi tutuklanmış, bazı belediye görevlileri ise görevden uzaklaştırılmıştı.
Bilirkişi raporunda, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin yeterince alınmadığı ve ciddi ihmaller bulunduğu tespit edilmişti.