Ortak bildiride, kamusal eğitimi tasfiye eden, emeği değersizleştiren ve toplumun geleceğini karanlığa sürükleyen tablonun bilinçli bir siyasal tercihin ürünü olduğu ifade edilerek, "Laik, bilimsel ve kamusal eğitim sistemi Cumhuriyet tarihinin en örgütlü, en sistematik ve en ideolojik gerici kuşatması altındadır" denildi.
"EĞİTİM, GERİCİ VE PİYASACI ZİHNİYETİN İDEOLOJİK LABORATUVARINA ÇEVRİLMİŞTİR"
Bildirinin devamında, "Siyasi iktidar; bilimsel ve pedagojik temelden yoksun 'Maarif Müfredatı' ile, sınıf kapılarını eğitimci olmayan kişi ve yapılara açan ÇEDES ve okulları sermayenin ucuz iş gücü deposuna dönüştüren MESEM projeleriyle eğitimi gerici ve piyasacı zihniyetin ideolojik laboratuvarına çevirmiştir. Halkın çocuklarına reva görülen bu düzende pedagojinin yerini dogmalar, bilimin yerini ise itaat kültürü almıştır" görüşüne yer verildi.
Bildiride, okulların fiziki koşullarının da ciddi sorunlar barındırdığına dikkat çekilerek, 2026 yılı eğitim bütçesinde yatırıma ayrılan payın yüzde 8,25'e düşürülmesinin iktidarın eğitime verdiği değerin göstergesi olduğu, devlet okullarında öğrencilerin sağlıksız koşullara mahkum edildiği, kamu kaynaklarının ise tarikat ve cemaat uzantılı yapılara aktarıldığı ifade edildi.
"BU ENKAZIN ALTINDA EN AĞIR BEDELİ ÇOCUKLAR VE EĞİTİM EMEKÇİLERİ ÖDEMEKTE"
Tasarruf tedbirleri gerekçesiyle velilerin okul ihtiyaçları için "bağış" adı altında ödeme yapmak zorunda bırakıldığı belirtilen bildiride, okul idarelerinin tahsildara, okulların ticarethaneye, velilerin ise müşteriye dönüştürüldüğü kaydedildi.
Ortak bildiride, "Bu enkazın altında en ağır bedeli çocuklar ve eğitim emekçileri ödemektedir. Yüksek enflasyon karşısında maaşları her geçen gün eriyen öğretmenler, yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlanırken; aynı zamanda iktidar eliyle yürütülen itibarsızlaştırma politikalarının hedefi haline getirilmiştir. Okullarda öğretmenlere yönelen sistematik şiddet ve can güvenliğinin ortadan kalkması, bu politikaların doğrudan sonucudur" ifadeleri yer aldı.
Öğretmenlik Meslek Kanunu, Milli Eğitim Akademisi, mülakat uygulamaları ve kariyer basamaklarıyla liyakatin ortadan kaldırıldığı savunulan bildiride, binlerce öğretmenin hakkının gasbedildiği, ücretli öğretmenlerin ise güvencesiz ve düşük ücretlerle çalıştırıldığı belirtildi.
Özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin de piyasa koşullarına terk edildiği belirtilerek, özel sektör öğretmenlerinin temel talebinin kamudaki öğretmenlerle eşit haklara sahip olmak olduğu ifade edildi. Asgari ücretin altına düşen maaşlar, tatil haklarının gasbı, güvencesiz sözleşmeler, mobbing ve ödenmeyen ek ders ücretlerinin kabul edilemez olduğu vurgulanan bildiride, öğretmenlerin mesleki kimliğine dikkat çekilerek, "Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar" torba iş kolunun dağıtılması ve ayrı bir "Eğitim ve Güzel Sanatlar" iş kolu oluşturulması talep edildi.
Eğitim sisteminin çocukları ailelerinin sınıfsal konumuna göre ayrıştırdığı ifade edilen bildiride, MESEM ve ÇEDES uygulamalarıyla çocukların ya çocuk işçiliğine sürüklendiği ya da "gerici müfredatlarla" karşı karşıya bırakıldığı belirtildi. Bildiride, bir öğün ücretsiz okul yemeğinin kamusal hak olduğu vurgulandı.
"EĞİTİMİ GERİCİLEŞTİREN ZİHNİYET İLE EMEKLİYİ YOKSULLUĞA MAHKUM EDEN ZİHNİYET AYNIDIR"
Bildirinin devamında, eğitim emekçisinden emeklisine, velisinden öğrencisine kadar herkesin aynı sorunlarla karşı karşıya olduğu belirtilerek, hak gasplarına, emeğin değersizleştirilmesine ve çocukların geleceğinin karartılmasına karşı birlikte mücadele çağrısı yapıldı ve şunlar kaydedildi:
"Eğitimi gericileştiren zihniyet ile emekliyi yoksulluğa mahkum eden zihniyet aynıdır. İnsanca yaşam, güvenceli çalışma ve onurlu emeklilik bir lütuf değil, temel haktır. Eğitim İçin Birlik olarak ilan ediyoruz; eğitim emekçisinden emeklisine, velisinden öğrencisine kadar hepimiz aynı enkazın altındayız. Kurtuluşumuz; aklın, bilimin ve emeğin ortak mücadelesindedir."