Eğitim sendikaları önceki gün Şanlıurfa Siverek'teki pompalı tüfekli okul baskınının ardından iş bırakma kararı aldı. Sendikalar olayı protesto etmek için dün Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) önünde bir araya geldi. Eğitim-İş, Eğitim Sen, Hürriyetçi Eğitim Sen, Eğitim Gücü Sen, TÖB-SEN, TEÇ-SEN, Anadolu Eğitim Sen, Demeç Eğitim Sen, Demokrat Eğitimciler Sendikası, Özel Öğretmenler Sendikası eyleme katıldı.
CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, CHP Sanayi ve Teknoloji Politika Kurulu Başkanı Yalçın Karatepe de eğitim sendikalarına destek olma amacıyla MEB önüne gitti. Eğitimciler Şanlıurfa'da yaşanan olayı protesto ederken Kahramanmaraş'ta da okula saldırı düzenlendiği bilgisi geldi. Eğitimciler MEB önünde oturma eylemine başladı.

'OKULDA ŞİDDET VARSA TOPLUM GÜVENDE DEĞİLDİR'
İlk sözü Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay aldı. Özbay, "Okulda öğretmenini koruyamayan, çocuklarını aç susuz bırakanlar öğretmenin önüne barikat kurmuş. Yazıklar olsun Yusuf Tekin, yazıklar olsun AKP. En güvenli olması gereken yerlerdir okullar. Bir toplumda okulda şiddet varsa o toplumda hiçbir yerde güven yoktur. Bakanlara bir şey söylemek isteseniz yanlarında koruma ordusuyla karşılanırsınız. Öğretmen arkadaşlarımız sınavlarda görev alırken cebindeki anahtarı alıyorlar ama bugün okula pompalı tüfekle giriyorlar. Şiddet çok katmanlıdır. Bunun temel sebebi yoksulluk, hukuka güvensizlik" dedi.
'SORUMLU TEKİN VE ERDOĞAN'
Özbay, alınması gereken önlemlere ilişkin Hababam sınıfı filminden örnek vererek "Patronların vergisini sileceğine, sarayda saltanat içinde yaşayacağınıza, bakana onlarca koruma tutacağınıza formül basit: Biz okul kapılarında 'Aç kapıyı Veysel efendi' diyebileceğimiz kadrolu güvenlik görevlisi istiyoruz. Eğer bugün okullarda bunlar yaşanıyorsa sorumlusu Tekin ve Erdoğan'dır. Eğer biz okula giderken can güvenliğimiz yoksa Yusuf Tekin sen de artık bu Bakanlığa rahat giremeyeceksin" dedi.
Ardından, Eğitim Sen Genel Sekreteri Zülküf Güneş konuştu. Bu olayın münferit bir olay olmadığını belirten Güneş, "Bu durum sistematik bir çürümenin ve şiddet ikliminin sonucudur. Şiddet, eğitimin bilimsel temellerden koparıldığı bir düzende büyür. Eğitimde eşitsizliği derinleştiren, okulları bilimsellik ve laiklikten arındıran anlayış bu tablonun doğrudan sorumlusudur" ifadelerini kullandı.
'KAÇ ARKADAŞIMIZIN DAHA ÖLMESİ LAZIM?'
Hürriyetçi Eğitim Sen Genel Başkanı Levent Kuruoğlu ise "Öğretmenlerle ilgili aşağılama devam ediyor. Saldırgan pompalı tüfeği sıkmaya başladığında kadın öğretmenimiz öğrencileri sınıfa sokuyor. Son öğrenci sınıfa girene kadar öğretmen orada bekliyor. Biz böyle bir mesleği icra ediyoruz. Ancak burada ideolojik baskılarla makamını korumaya çalışan böyle bir bakan var. Kaç arkadaşımızın daha ölmesi lazım? Kaç okulun daha basılması lazım? Ama bilin ki buradaki bütün öğretmenler oradaki meslektaşımızın yaptığını yapar. Okullara güvenlik gelene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.
TEÇ-SEN Genel Başkanı Ümit Demirel de "Bugün bir utancın karşısında sesimizi büyütmek için toplandık. Artık okullarımızda korku değil güven olsun. Bir ülkenin okulları güvenli değilse geleceği nasıl güvenli olacak?" diye konuştu.
'CUMHURBAŞKANI NUTUK ÇEKİYOR'
CHP Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş ise şunları söyledi: "60 bin okulun kapısında güvenlik görevlisi yok. 60 milyar lirayla bu çocukların güvenlikleri sağlanabilir. Erdoğan çok üzgünmüş. Hadi oradan. Sorumlulardan hesap soracakmış. Sor bakalım. Bu ülkenin çocukları sizin kurban edebileceğiniz çocuklar değil. 600 vekil, vekil değilsiniz. Bakan, bakan değilsiniz. Cumhurbaşkanı olarak nutuk çekiyorsun. Lanet olsun sizin düzeninize. Siz nasıl insanlarsınız?"
Öte yandan eğitimciler okul saldırılarını protesto etmek için bugün Ankara Kurtuluş Parkı'nda toplanma çağrısı yaptı.
