İşçi Bayramı yaklaşırken emek ve meslek örgütleri de hazırlıklara başladı. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü için ortak çağrı metni üzerinde çalışan emek hattının sözcüleri, bölüşümün daha da adaletsizleştiği gerçeğiyle 1 Mayıs’a gidildiğini vurgulayarak birincil talebin ekonomik yıkıma karşı ara zam olacağını açıkladı.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) Ankara’da başlattığı toplantılar İstanbul’da devam edecek ve diğer örgütlerle de bir araya gelinecek.
Gelirde ve vergide artan adaletsizliğin, emeğin en temel gündemi olmaya devam ettiğini belirten Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Bu adaletsiz düzeni ancak örgütlenerek ve mutlaka birlik olarak değiştirebileceğimizin mesajını ülkenin dört bir yanında güçlü bir şekilde vermek istiyoruz” diye konuştu.
Sadece sigortalı işçilere bakıldığında, 2025’te toplamda 2.5 trilyon liranın yüksek enflasyon ve adaletsiz vergiler karşısında eridiğini söyleyen Çerkezoğlu, 2026’nın ilk iki ayında da bu kaybın 268.7 milyar lira olduğuna dikkat çekti ve “Şubat ayında işçilerin birikimli toplam enflasyon ve vergi kaybı, 2025’in ilk iki ayına göre yüzde 53.7 arttı” dedi. Çerkezoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Politik talepler açısından da kritik bir yerdeyiz. Demokrasi, adalet, barış taleplerinin işçi sınıfı açısından ne kadar hayati olduğunu çok geniş kesimlere anlatacağımız bir süreç olacak. Yakamızın rengi ve partilerimiz ne olursa olsun örgütlü olduğumuzda bu güç ile gerçekleşecek politik dönüşümlerin hayatımızı nasıl değiştireceğini anlatmak, önümüzdeki dönemin temel görevi olacak.”
‘KAYBEDECEK ŞEY KALMADI’
KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, ilk defa memur emeklilerinin de ücretlerinin açlık sınırı altında kaldığına ve kamu emekçilerinin aldığı yüzde 11’lik zammın, TÜİK verilerine göre bile yüzde 10’unun eridiğine dikkat çekti. Emekçilerin bir diğer önemli gündeminin ise özellikle sendika değiştirdiklerinde baskı, angarya iş, sürgün, mobbing hatta işten atılma tehditleri olduğunu vurgulayan Koçak, “Yarattıkları ekonomik krizlere savaşları gerekçe edip bedeli emeğiyle geçinenlere ödetiyorlar. Yalnızlaşmamamız çok önemli. Kaybedecek bir şeyimiz kalmadı” diye konuştu. TMMOB Başkanı Emin Koramaz, “Ülkenin kalkınmasının güvencesi, gençlerin gelecek umudu olan mühendislik, mimarlık ve şehir plancılığı artık işsizlik, güvencesizlik ve değersizleştirmenin en görünür olduğu alanlar.
Ayrıca bilim ve tekniğin dışlandığı, rantın esas alındığı politikalar ülke geleceğini tehdit ediyor. Ama siyasal ve ekonomik kriz karşısında büyüyen emek ve demokrasi mücadelesinin yarattığı değişim iradesini de görüyoruz” dedi.
TTB Genel Sekreteri Önder Okay da emek mücadelesinin bütüncül bir mücadele olduğunu vurgulayarak sağlıkçıların mücadelesinin güvenceli ve şiddetsiz bir ortamda emeğinin karşılığını almak; performans ya da ciro baskısıyla karşılaşmadan koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen bir anlayışla, ücretli kesimin ücretsiz ve eşit nitelikli sağlık hizmeti aldığı bir sistem olduğunu söyledi.
