Tutuklu gazeteci Alican Uludağ hakkında düzenlenen iddianameyi kabul eden Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi, ilk duruşmanın 21 Mayıs’ta yapılmasına karar verdi. 62 gündür tutuklu bulunan Uludağ, “Cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla yargılanacak.
İddianamede, Uludağ’ın isnat edilen suçları zincirleme şekilde işlediği öne sürülerek 19 yıl 4 ay 15 güne kadar hapis cezası talep edildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan iddianamede tek müşteki olarak yer aldı.
Savcılık, iddianamenin değerlendirme bölümünde Uludağ’ın paylaşımlarının ifade ve haber verme özgürlüğü sınırlarını aştığını iddia etti.
DOSYA ANKARA’YA GÖNDERİLDİ
Uludağ’ın dosyasının İstanbul’dan Ankara’ya gönderildiği belirtildi. Mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle birlikte Uludağ, tutukluluğunun 90. gününde ilk kez hâkim karşısına çıkacak.
Öte yandan gazeteci Alican Uludağ’ın avukatları Akın Atalay, Tora Pekin ve Abbas Yalçın, mahkemeye sundukları dilekçeyle tensiple tahliye talebinde bulundu. Mahkeme ise hazırladığı tensip zaptıyla tahliye talebini reddetti. Avukatların 20 Nisan 2026 tarihli dilekçesinde, soruşturma ve kovuşturma sürecinin başından itibaren hukuka aykırı ilerlediği savunuldu. Dilekçede, sürecin yalnızca usule ilişkin bir tartışma olmadığı vurgulanarak, “kanunsuz, atipik ve anormal” bir yargısal süreç yaşandığı ifade edildi. Dilekçede, dosyada yetkisiz makamlarca yürütülen işlemler, çelişkili kararlar ve soyut gerekçelere dayalı tutuklama uygulamasının bütünlüklü bir hukuka aykırılık oluşturduğu kaydedildi.
“YETKİSİZ SORUŞTURMA YÜRÜTÜLDÜ”
Avukatlar, soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtti. Uludağ’ın gazetecilik faaliyetlerini Ankara’da sürdürmesine rağmen sürecin İstanbul’da başlatıldığı ve gözaltı işlemlerinin bu kapsamda yapıldığı ifade edildi. Dilekçede, soruşturma yetkisine ilişkin itirazların en başından itibaren dile getirildiği ancak dikkate alınmadığı, daha sonra verilen yetkisizlik kararının da önceki işlemlerin yetkisiz makamlarca yürütüldüğünü ortaya koyduğu kaydedildi.
“TUTUKLAMA GEREKÇELERİ GERÇEĞİ YANSITMIYOR”
Tutuklama kararındaki gerekçelerin “soyut ve matbu” olduğunu, kaçma ve delil karartma şüphesine ilişkin değerlendirmelerin somut olayla bağdaşmadığı ifade edilen dilekçede, Uludağ’ın uzun süredir Ankara’da yaşayan ve kamuoyunca tanınan bir gazeteci olduğu belirtilerek, evinde gözaltına alınmasının “kaçma şüphesi” olarak değerlendirilmesinin “gerçek dışı” olduğu ifade edildi.
“DELİL KARARTMA İHTİMALİ YOK”
Dilekçede, suçlamaya konu paylaşımların sosyal medya içerikleri olduğu hatırlatılarak, bu delillerin ortadan kaldırılmasının ya da değiştirilmesinin mümkün olmadığı vurgulandı. Dosyada tanık bulunmadığına dikkat çekilerek, tanıklar üzerinde baskı kurulacağı yönündeki değerlendirmelerin de somut bir dayanağı olmadığı belirtildi.
“SAVUNMA HAKKI KISITLANDI”
Avukatlar, tutukluluk incelemesi sırasında Uludağ’a savunma hakkı tanınmadığını da dilekçede gündeme getirdi.
17 Mart’ta yapılan incelemede Uludağ’ın SEGBİS üzerinden bağlandığı ancak kendisine söz verilmeden tutukluluğunun devamına karar verildiği kaydedilen dilekçede, Uludağ’ın itirazının savcılığa iletilmesi gerektiği belirtilerek bağlantının kesildiği ifade edildi.
“TUTUKLULUĞUN DEVAMINDA HUKUKİ YARAR YOK”
Dilekçede, dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi sürecinde Uludağ’ın fiilen tutuklu kalmaya devam ettiğini belirterek, tutukluluğun sürdürülmesinin “makul, yasal veya meşru bir yarar” taşımadığı, tutuklamanın bir tedbir olmaktan çıkarak fiili cezaya dönüştüğü belirtilerek Uludağ’ın tensiple tahliyesi talep edildi.
GAZETECİ ULUDAĞ HAKKINDAKİ İDDİALAR
Gazeteci Alican Uludağ hakkında hazırlanan iddianamede, “cumhurbaşkanına alenen hakaret”, “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçlamaları yöneltildi.
Söz konusu suçlamalar için Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen hapis cezaları; “cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçu için 1 yıldan 4 yıla, “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu için 1 yıldan 3 yıla ve “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılama” suçu için 6 aydan 2 yıla kadar olarak düzenleniyor.
İddianamede, Türk Ceza Kanunu 43. madde kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması halinde, cezaların üst sınırları dikkate alındığında toplam cezanın yaklaşık 19 yıl 6 aya kadar çıkabileceği değerlendiriliyor.
