İbrahim Kaboğlu’ndan dikkat çeken açıklama: ‘HSK’yı harekete geçirmek için gensoru önergesi bile verilemiyor, kaldırıldı, çünkü hükümet yok’

İbrahim Kaboğlu’ndan dikkat çeken açıklama: ‘HSK’yı harekete geçirmek için gensoru önergesi bile verilemiyor, kaldırıldı, çünkü hükümet yok’

29.01.2026 20:46:00
Güncellenme:
ANKA
Takip Et:
İbrahim Kaboğlu’ndan dikkat çeken açıklama: ‘HSK’yı harekete geçirmek için gensoru önergesi bile verilemiyor, kaldırıldı, çünkü hükümet yok’

İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, “Şu anda anayasanın uygulanmaması karşısında, Anayasa Mahkemesi kararlarına meydan okuyan hakimler karşısında Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu harekete geçirmek bir yana Meclis’te gensoru önergesi bile verilemiyor çünkü kaldırıldı. Çünkü siyasal muhatap yok. Çünkü hükümet yok” dedi.

Tehlikedeki Avukatlar Günü nedeniyle İstanbul Barosu tarafından “2026 yılında hedefteki savunma” konulu toplantı düzenlendi. Baronun Beyoğlu’ndaki binasında yapılan toplantıya yurtdışından hukukçu olarak Antonio Fraticelli, Irma van den Berg ve Pierre-Ann Laugery de katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, baronun yönetim kurulu üyesi olan avukat Fırat Epözdemir’in beraat ettiği davada savcının, baroya yönelik Silivri’de görülen davadaki savcıdan daha mütevazı olduğunu belirtti. Kaboğlu, hukukun bugün en çok hedefteki alan olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi:

“MECLİS’TE GENSORU ÖNERGESİ BİLE VERİLEMİYOR ÇÜNKÜ KALDIRILDI”

“Hukuk ve siyaset arasında diyalektik ilişki yok. Çünkü siyaset, hukuka tabi olmalı. Bunun için 2017 anayasa yıkımı ya da yüzyıllar boyu süreyle oluşan devlet başkanlığı ve hükümet başkanlığı ayrımı ortadan kaldırıldı. Bir kişiye teslim edildi. O kişi de parti başkanı olunca artık erkler ayrılığının yerine yürütme tek kişide, yasama o kişinin güdümünde ve yargı da yine onun hakimiyetine konmuş oldu. İşte bu olunca, bu kurgu ortaya çıkınca artık yerel yönetimler olarak demokrasi birimleri, yine kamu kurumları niteliğindeki meslek kuruluşları farklı olmamalıydı. Ortaya çıkan siyasal iradenin paralelinde aynı doğrultuda olmalıydı. O yoksa o zaman bir biçimde saldırmak gerekiyordu ki herhalde namlunun ucunda olması gereken İstanbul Barosu gibi hep hukuku dillendiren, hukuk hakkını öne çıkaran olmalıydı. O nedenle ben hedefteki avukatları, hedefteki hukuk başlığını bu nedenle belirttim. Mesela şu anda anayasanın uygulanmaması karşısında, Anayasa Mahkemesi kararlarına meydan okuyan hakimler karşısında Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu harekete geçirmek bir yana Meclis’te gensoru önergesi bile verilemiyor çünkü kaldırıldı. Çünkü siyasal muhatap yok. Çünkü hükümet yok. İşte burada anayasal düzeni ilga girişimi aslında savunmayı çok farklı bir konuma getiriyor. Savunmanın artık bugüne kadar olduğundan çok farklı bir işlev, farklı bir konuma sahip olduğu acı gerçeğini beraberinde getiriyor. Şimdi bu açıdan savunma mensupları özneleri, avukatlar, savunma örgütü ayrı ayrı ve birlikte ne yapabilir sorusundan çok şu hepimizin dikkatini çekiyor.

“KİRLETİLMİŞ BİR ANAYASAL VE HUKUK DÜZENİ KARŞISINDA BULUNUYORUZ”

Özellikle televizyon ekranlarında bir avukat, bir hukukçu, bir gazeteci gibi bir konuşmaya başlıyor. Yani sanki olup biten olağanmış, 2017 kurgusu yokmuş, bir hükümet varmış gibi bir savunma mensubunun o şekilde konuşması, aslında bizatihi savunmanın kendisini hedef hâline getirmesi anlamına geliyor. Çünkü savunma öznesinin, bir avukatın düne göre artık misyonu yalnızca mahkeme salonunda, duruşma sırasında müvekkilini savunmak değil; gerçi orada da sonuç olarak Türk Ceza Kanunu 299 ‘Hayır, bu suçu işlemedi’ diyorsa yine yapmıyor görevini. Çünkü artık cumhurbaşkanı yok. Cumhurbaşkanı, tarafsız bir hakem konumunda cumhurbaşkanı olmadığına göre bir avukatın attığı tweet, kullandığı cümle, sarf ettiği sözler, hakaret teşkil etmiyor biçiminde bir savunmaya girmesi aslında savunma mesleğini gerektiği gibi yapmadığını gösteriyor. Orada söylemesi gereken şey şu. Artık ‘299’un muhatabı olan makam yok Türkiye Cumhuriyeti’nde çünkü bu ortadan kalkmıştır’ diyebilmesi gerekir. Avukatın, savunmanın bireysel, birlikte görevi ve kurumsal çatı altındaki görevi dünkü gibi değil, belki de bu anayasal ve siyasal sorgulamayla hukuku etkili kılmak için bu anayasal çöküşü yasama, yürütme, yargı içerisinde yürütmedeki bu derin kırılmayı ilga sorununu gündeme getirerek bir gün ona ulaşılmasına katkıda bulunmaktır. Kirletilmiş bir anayasal ve hukuk düzeni karşısında bulunuyoruz. Kirletilmiş anayasal hukuk düzen değil sadece, aynı zamanda kirletilmiş bir ahlak söz konusu. Yaygınlaştırılmış bir ahlaksızlık söz konusu ama dahası, istismar edilmiş din ve inançlar manzumesi.”

İlgili Konular: #İbrahim Kaboğlu