İstanbul Sözleşmesi’nin cumhurbaşkanı kararıyla feshedilmesinin üzerinden 5 yıl geçti: 'İktidar kadın odaklı değil, aile odaklı'

İstanbul Sözleşmesi’nin cumhurbaşkanı kararıyla feshedilmesinin üzerinden 5 yıl geçti: 'İktidar kadın odaklı değil, aile odaklı'

20.03.2026 07:00:00
Güncellenme:
Rengin Temoçin
Takip Et:
İstanbul Sözleşmesi’nin cumhurbaşkanı kararıyla feshedilmesinin üzerinden 5 yıl geçti: 'İktidar kadın odaklı değil, aile odaklı'

İstanbul Sözleşmesi’nin AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kararıyla feshedilmesinin üzerinden 5 yıl geçti. Konuya ilişkin Cumhuriyet'e konuşan avukat Birsen Baş Topaloğlu, ''Mevcut iktidar kadın odaklı değil daha çok aile odaklı siyaset izlemekte. Etkin bir kadına yönelik şiddetle mücadele olmadığı için kadın cinayetleri de durmamış ve kadına şiddet artarak devam etmiştir'' dedi.

Türkiye, “İstanbul Sözleşmesi” adıyla anılan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”ni 20 Mart 2021’de cumhurbaşkanı kararnamesiyle iptal etti. Bu sürede, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre en az 1583 kadın öldürüldü, 1259 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu. Şiddet her geçen gün artarken kadınlar sözleşmeye dönülmesi konusunda çağrıda bulunarak “Sözleşmeden vazgeçmiyoruz” mesajı veriyor. Cumhuriyet sözleşmenin önemine ilişkin avukat Birsen Baş Topaloğlu ile konuştu. 

KADIN DEĞİL AİLE ODAKLI 

“Sözleşmeden çıkıldıktan sonra da şiddetle mücadelede mevcut iktidarın halen etkin bir siyaset izlemediğini görüyoruz” diyen Topaloğlu, “Mevcut iktidar kadın odaklı değil daha çok aile odaklı siyaset izlemekte. Etkin bir kadına yönelik şiddetle mücadele olmadığı için kadın cinayetleri de durmamış ve kadına şiddet artarak devam etmiştir. Anıt Sayaç verilerine göre 2025 yılında 457 kadın öldürüldü. Kadın cinayetleri artık daha vahşi işlenmekte, canavarca hisle veya acı çektirerek öldürme şeklinde gerçekleşen cinayetler basında da yer almaktadır” dedi. 

Sözleşmenin önemine değinen Topaloğlu, “Sözleşmenin temel amacı, kadınları her türlü şiddetten korumak, toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik etmek ve şiddet eylemlerini ortadan kaldırmaktır. İstanbul Sözleşmesi, devletlere ‘şiddet olmadan önce engelle, eğer olmuşsa mağduru koru, faili mutlaka cezalandır ve tüm bunları yaparken kalıcı bir sistem kur’ diyen uluslararası bir yol haritasıdır. Sözleşme iptal edilince, 6284 sadece bir ‘kolluk ve adliye’ meselesine indirgenmiş, şiddeti kaynağında kurutmayı hedefleyen o önleyici felsefenin zayıflamasına neden olmuştur” ifadelerini kullandı.

''EŞİTLİĞE GİDEN YOLUN BAŞLANGICI''

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu tarafından yapılan açıklamada, “Bizler ‘İstanbul Sözleşmesi yaşatır’ derken bir sloganın ötesinde, yaşam hakkını savunan bir gerçeği ifade ediyoruz. Çünkü bu sözleşme, şiddeti önlemeyi merkeze alan yaklaşımıyla kadınların hayatta kalmasını sağlayan bir çerçeve sunmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliği ise kimi çevrelerin iddia ettiği gibi bir tehdit ya da ‘korkunç bir politik uygulama’ değil, aksine eşitliğe giden yolun başlangıcıdır. Bu kavram, kadın erkek eşitliğinin sağlandığı, şiddetin meşrulaştırılmadığı, ayrımcılığın ortadan kaldırıldığı bir toplumun temelini oluşturur” dendi.