İzmir’de Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencilerine dün sabah saatlerinde operasyon düzenlendi. 16 öğrenci hakkında gözaltı kararı verildiği belirtildi. Öğrenciler adliyeye sevk edilirken sıra arkadaşları Bayraklı Adliyesi önünde toplandı. “YÖK, polis, medya bu abluka dağıtılacak”, “Yaşasın 1 Mayıs, “Faşizme karşı omuz omuza”, “Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleşecek”, “Yaşasın öğrenci dayanışması” sloganları atan öğrenciler, arkadaşlarının serbest bırakılmasını talep etti.
“BİLİNÇLİ BİR SİNDİRME POLİTİKASI”
Yapılan basın açıklamasında, “Dokuz Eylül Üniversitesi’nde mücadele eden arkadaşlarımız, 1 Mayıs’a günler kala sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarıyla gözaltına alındı. Bu operasyonlar tesadüf değildir; bilinçli bir sindirme ve gözdağı politikasıdır. Hedef alınan yalnızca birkaç öğrenci değil; sorgulayan, itiraz eden, eşit ve özgür bir gelecek isteyen gençliğin ta kendisidir. Arkadaşlarımız, kampüslerde örgütlenen faşist çetelere karşı durdukları, üniversiteleri karanlığa teslim etmedikleri, düşüncelerini örgütlü bir şekilde ifade ettikleri ve geleceklerine sahip çıktıkları için hedef alınmaktadır. Bu saldırı, yalnızca üniversitelerde değil, ülkenin dört bir yanında yükselen itirazı ve örgütlü gençlik mücadelesini bastırmaya yöneliktir. Daha geçtiğimiz günlerde Ege Üniversitesi’nde öğrencilere palalı saldırı düzenleyen çeteler serbestken, Hacettepe Üniversitesi’nde benzer saldırıları gerçekleştirenler ellerini kollarını sallayarak dolaşırken; haklarını savunan, sözünü söyleyen öğrencilerin sabah baskınlarıyla gözaltına alınması bu düzenin kimin yanında durduğunu açıkça göstermektedir” denildi.
“GÜVENLİK MESELESİ DEĞİL, AÇIK BİR SİYASAL SALDIRIDIR”
Bilimsel ve özgür eğitimin tasfiye edilmeye çalışıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Üniversiteler iktidarın arka bahçesi değildir. Üniversiteler; bilimin, sanatın, özgürlüğün ve gençliğin sözünü söylediği alanlardır. Ancak bugün üniversitelerde yaşananlar, ülkenin genel tablosundan bağımsız değildir. Bilimsel ve özgür eğitimin tasfiye edildiği, gençliğin geleceksizliğe mahkûm edildiği, barınma ve yaşam hakkının gasp edildiği bu düzende; ses çıkaran herkes hedef haline getirilmektedir. Gençlik ya susmaya, ya itaat etmeye ya da bu düzenin dayattığı yoksulluğa razı olmaya zorlanmaktadır. İşte bu nedenle bu gözaltılar bir ‘güvenlik’ meselesi değil, açık bir siyasal saldırıdır” ifadeleri kullanıldı.
“ARKADAŞLARIMIZ YALNIZ DEĞİL”
“1 Mayıs yaklaşırken gençliğin sesini kısmaya çalışanlara açıkça sesleniyoruz” diye devam eden açıklamada, “Baskılarınız bizi sindiremez; bizler dayatılan çaresizliği ve geleceksizliği kabul etmiyoruz. Güvencesizliğe, sömürüye ve karanlığa karşı sözümüzü, örgütlülüğümüzü ve dayanışmamızı kararlılıkla büyütmeye devam edeceğiz. Arkadaşlarımız yalnız değildir. Bizler bu düzenin dayattığı karanlığa boyun eğmeyenleriz. Bizler kampüslerde büyüyen mücadelenin bir parçasıyız. Bugün arkadaşlarımızı alanlar, karşılarında yalnızca birkaç öğrenciyi değil; büyüyen bir gençlik mücadelesini bulacaktır” denildi.
“1 MAYIS’TA ALANLARDA OLACAĞIZ”
Arkadaşlarının serbest bırakılmalarını talep eden öğrenciler, “Buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz! Gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır! Üniversiteler bizimdir. Bu ülkenin geleceği bizleriz. Ve bizler bu geleceği karanlığa teslim etmeyeceğiz. 1 Mayıs’ta alanlarda olacağız. Gözaltına alınan arkadaşlarımız için, emeğimiz için, geleceğimiz için, özgür ve eşit bir yaşam için meydanlarda, kampüslerde mücadeleyi büyüteceğiz. Onlar baskıyı, korkuyu ve faşizmi büyütmeye çalışsın; bizler örgütlü mücadelemizi, dayanışmamızı ve direncimizi büyütmeye devam edeceğiz. Yaşasın bir mayıs! Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” dedi.
