Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları, yalnızca güvenlik zafiyetini değil, çocukların ruh dünyasında açılan derin yaraları da gözler önüne serdi.
Korku, güvensizlik ve travma, sınıf kapılarının ardında sessizce büyüyor. Uzmanlar, bu tür olayların çocukların psikolojisinde kalıcı izler bırakabileceğine dikkat çekiyor ve aileler ile öğretmenlere kritik sorumluluklar yüklüyor.
Cumhuriyet’e konuşan Pedagog Ebru Şen, travmatik bir olay sonrası çocuklarda görülen tepkilerin yaş ve gelişim düzeyine göre değişiklik gösterebileceğini belirterek “Olayı zihinde sürekli tekrarlama, kabuslar ve uyku sorunları, aşırı sinirlilik, öfke patlamaları ve huysuzluk, sürekli tehdit arama, kolay irkilme, umutsuzluk, çaresizlik veya duygusal donukluk, okul performansında düşüş ve konsantrasyon güçlüğü, karın ağrısı, baş ağrısı gibi somatik şikayetler görülebilir” dedi.
‘GÜVEN DUYGUSU SARSILABİLİR’
Travma sonrası çocukların güvenlik algısının derinden etkilendiğini söyleyen Şen, “Hiper-vijilans görülür. Yani sinir sistemi sürekli tetikte kalır, çocuk ‘tehlike artık yok’ mesajını alamaz. Güven kaybı yaşanır. Ebeveynlere ve yetkililere olan güven sarsılabilir. Dünya, güvenli ve öngörülebilir bir dünya yerine, tehlikeli ve kaotik bir yer olarak algılanmaya başlar. Travma, kontrol kaybını beraberinde getirdiğinden, çocuklar rutin ve öngörülebilirlik arar. Araştırmalar, erken çocukluk döneminde travmaya maruz kalanların beyin gelişimi, sosyal-duygusal gelişim ve akademik başarı üzerinde uzun vadeli olumsuz etkiler yaşadığını göstermekte” ifadelerini kullandı.
Ailelerin öncelikle güven verme ile ilgili samimi ve sıcak bir tutum sergilemesi gerektiğine dikkat çeken Şen, “Çocuklara, duygularını ifade etmeleri için fırsat yaratılmalı, kendilerinin de çok üzücü bir durum karşısında pek çok farklı duygu yaşadıklarını ifade etmeliler. Çocuğun, sorularının rehberliğinde ilerleyerek cevap vermeleri gerekmekte. Yaşına ve gelişimine uygun. Ayrıca sabırlı olmalı, konuşma isteği için ipuçlarını beklemeliler. Çocuğun duygularını doğrulayabilirler: ‘Korktuğunu görüyorum, bu normal’ gibi ” diye konuştu.
‘GÜVENLİ İLETİŞİM ORTAMI SAĞLANMALI’
Sınıfta öğretmenlerin ses tonlarını alçaltarak yavaş ve sakin konuşmalarının çocuklar için daha sağlıklı olacağını aktaran Şen, “Sınıf içi rutinleri korumalı. Değişmezlik hissi güven verir. Travma kontrol kaybı yaşattığından, küçük seçimler güç hissi verir. Sınıfta birkaç hafta bu tarzda davranış iyi gelecektir” diye ekledi.
Güvenli bir iletişim ortamı oluşturulması gerektiğini söyleyen Şen, “Derse başlamadan çocuklarla biraz sohbet etmek, sadece anlamaya çalışmak derse katkı sunacaktır. Resim çizme, oyun oynama, müzik yapma, günlük yazma gibi alternatifler sunulabilir” dedi.
Medyanın bu olayları aktarım biçiminin de çocukların psikolojisi üzerinde etkileri olduğunu dile getiren Şen, “Tekrarlayan şiddet görüntüleri, olayın bitmemiş hissi yaratır. Korku merkezi aşırı uyarılır, duygu düzenleme aktivitesi azalır. Küçük çocuklar olayın uzakta olduğunu anlayamaz, kendi başlarına gelecek sanabilir” ifadelerini kullandı.
Şen koruyucu önlemleri ise şöyle sıraladı:
“Küçük çocukların haberlere maruz kalmasını sınırlamak veya engellemek çok önemli. Büyük yaşlarda ise, haber izlerken ebeveyn refakati ve sonrasında konuşma yapılmalı. Sosyal medya erişiminin kontrolü çok önemli. Ailede ‘medya detoksu’ dönemleri oluşturmak, sosyal medyadan tekrar tekrar bu olaylara maruz kalmamak için yapılacaklar arasında."
