2026–2027 eğitim öğretim yılında uygulanacak seçmeli ders tercihleri öncesinde veliler, okullarda yaşanan yönlendirme ve dayatmaları yeniden gündeme taşıdı. Mevzuata göre ders seçimlerinin öğrenci ve veli onayıyla yapılması gerekirken, özellikle din içerikli derslerin fiilen zorunlu hale getirildiği ifade edildi.
Veliler; okul yönetimlerinin “yeterli talep yok” gerekçesiyle akademik ve bilimsel derslerin açılmadığını, bazı okullarda ise velilere imza baskısı yapıldığını belirtti. Ders saatlerinin din ağırlıklı dersler lehine 6 saate kadar çıkarıldığına dikkat çeken veliler, seçmeli ders hakkının fiilen ortadan kaldırıldığını savundu.
“ZORUNLU DİN DERSİ 12 EYLÜL’ÜN ÜRÜNÜYDÜ”
Konuya ilişkin Cumhuriyet’e konuşan Eğitimci Feray Aytekin, seçmeli ders uygulamalarının 4+4+4 sistemiyle birlikte farklı bir boyut kazandığını söyledi. Aytekin, “4+4+4 sistemiyle hız kazandırılan başlıklar arasında, seçmeli adı altında din derslerinin zorunlu hale getirilmesi politikası yer aldı” dedi.
Zorunlu din derslerinin tarihsel arka planına dikkat çeken Aytekin, “Din dersi zorunluluğu 12 Eylül darbesinin bir ürünüydü. ‘Darbecilerle hesaplaşacağız’ diyen siyasi iktidar ise, darbenin eğitimin laik ve bilimsel niteliğinde yarattığı tahribatı ortadan kaldırmak yerine bu süreci hızlandırdı” ifadelerini kullandı.
ZORUNLU DERSLER AZALTILDI, DİNİ DERSLERİN PAYI ARTIRILDI
Aytekin, yapılan yönetmelik değişiklikleriyle zorunlu derslerin azaltıldığını, buna karşılık seçmeli ders adı altında dini içerikli derslerin haftalık ders çizelgelerindeki ağırlığının artırıldığını belirtti.
Öğrencilerin bu dersleri seçmemesi üzerine okul idarelerinin devreye girdiğini ifade eden Aytekin, “MEB eliyle okul yönetimlerine verilen geniş yetkiler doğrultusunda ders seçim süreçlerine müdahale edilmeye başlandı” diye konuştu.
TARİKAT VE VAKIFLAR DA SÜRECE DAHİL EDİLDİ
Aytekin, yalnızca okul idarelerinin değil, MEB ve Diyanet’e bağlı bazı birimlerin yanı sıra vakıf ve dernek adı altında faaliyet yürüten tarikat yapılarının da sürece dahil edildiğini söyledi. “Ders seçme sürecine yönelik müdahaleler merkezi ve yerel düzeyde yaygınlaştırıldı” diyen Aytekin, özellikle öğretmen atamalarının da bu politikanın bir parçası haline getirildiğini kaydetti.
‘ZORUNLU SEÇMELİ’ MODELİ
Din öğretmeni atamalarının en yüksek atama yapılan branşlardan biri haline getirildiğini belirten Aytekin, “Din dersi dışındaki alanlara yeterli öğretmen ataması yapılmamasıyla, seçmeli ders grupları fiilen ‘zorunlu seçmeli’ hale getirildi” dedi. Bu uygulamalarla birlikte, öğrencilerin gerçek anlamda bir tercih yapma şansının kalmadığını vurguladı.
2024 DEĞİŞİKLİĞİYLE YENİ DAYATMA
Aytekin, 2024 Eylül ayında yapılan Talim ve Terbiye Kurulu değişikliğine de dikkat çekti. Buna göre derslerin gruplandırıldığını ve öğrencilere her gruptan en az bir ders seçme zorunluluğu getirildiğini belirten Aytekin, “Tüm öğrenciler ‘Din, Ahlak ve Değer’ başlığı altındaki dini içerikli dersleri seçmek zorunda bırakıldı” dedi.
“EĞİTİMDE ÖZGÜR TERCİH HAKKI ORTADAN KALDIRILDI”
Gelinen noktada her öğrencinin özgürce ders seçme hakkının fiilen ortadan kaldırıldığını söyleyen Aytekin, “MEB’in dini içerikli dersleri zorunlu hale getirmesi, çocukların nitelikli, akademik ve bilimsel eğitim haklarının gasp edilmesi anlamına geliyor” ifadelerini kullandı.