“Acele kamulaştırma”, Kamulaştırma Yasası’nın 27. maddesinde düzenleniyor. Maddeye göre, “Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabiliyor.”
Madde de ifade edildiği gibi “acele kamulaştırma” daha çok olağanüstü durumlarda başvurulması gereken bir yöntem. Ancak AKP iktidarında kamulaştırmalar artık “acele kamulaştırma” şeklinde yapılıyor.
‘ŞİRKETLERİN ÇIKARI İÇİN’
CHP Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, AKP iktidarının yıllardır, olağanüstü durumlar için öngörülen “acele kamulaştırma” yöntemini sıradan bir yönetim aracına dönüştürdüğünü belirtti. Bakırlıoğlu, “Olağanüstü koşullar için tanımlanmış bir yöntem, bugün şirketlerin çıkarı için vatandaşın karşısına dikiliyor. Bu yılın sadece ilk beş ayında 73 karara imza atılmış. Yurttaşın toprağına, köylünün geçim kaynağına, çiftçinin üretim alanına şirketlerin çıkarı uğruna el koyuyorlar. Çünkü bu iktidarın maden ve enerji şirketleri için hiç bitmeyen bir acelesi var” dedi.
2012 SONRASI FIRLADI
Bakırlıoğlu, yıllara göre “acele kamulaştırma” kararlarının ulaştığı boyutun tabloyu açıkça ortaya koyduğunu belirterek, şöyle devam etti:
“2005 yılında 6 karar alınmış. 2006’da 7, 2007’de 13, 2008’de 17, 2009’da 11 karar çıkmış. Sonrasında ise tablo dramatik biçimde değişiyor. 2010’da 18, 2011’de 33 derken; 2012’de sayı 171’e, 2013’te 283’e çıkıyor. 2014’te 264, 2015’te 100, 2016’da 165, 2017’de 129, 2018’de 113, 2019’da 150, 2020’de 165, 2021’de 229, 2022’de 161, 2023’te 193, 2024’te ise 191 acele kamulaştırma kararı alınmış. 2025 yılında bu sayı 202’ye ulaşmış durumda. Daha 2026 yılının ilk 5 ayında ise 73 yeni acele kamulaştırma kararı verilmiş. AKP iktidarı döneminde toplam sayı 2 bin 695’e dayanmış durumda.”
‘SİSTEMATİK GASP DÜZENİ’
Bakırlıoğlu, “bu tablo artık bir istisna değil; sistematik bir gasp düzenidir” değerlendirmesini yaptı. “Acele kamulaştırma” yönteminin 1999 Marmara Depremi gibi Türkiye’nin en büyük felaketlerinden birinde bile bugünkü kadar yaygın kullanılmadığına işaret eden Bakırlıoğlu, “Çünkü acele kamulaştırma gerçekten olağanüstü durumlar için vardır. Ama bugün görüyoruz ki bu yöntem doğayı, tarım alanlarını ve köylünün toprağını talan etmek isteyen şirketlerin emrine verilmiş durumda. O zaman iktidara sormak lazım; ortada savaş mı var ? Büyük bir doğal afet mi yaşanıyor? Hayır. O halde bu neyin acelesi?” diyerek tepkisini dile getirdi.
‘YAŞAM ALANI GASPI’
TBMM’de geçtiğimiz aylarda kabul edilen ve kamuoyunda “zeytinlik yasası” olarak bilinen düzenlemeyi de anımsatan Bakırlıoğlu, şunları söyledi:
“Bu teklif geldiğinde şiddetle karşı çıkmıştık. Şimdi Akbelen’deki acele kamulaştırma Danıştay tarafından durduruldu. 5 Mayıs’ta taraflara tebliğ edilen kararda, bölgede ‘acelelik hali’ bulunmadığı ve acele kamulaştırmanın uygulanması hâlinde giderilmesi güç veya imkansız zararların doğacağı ifade edildi. Bu ülkede artık insanlar sadece diplomasını, çocuklarının geleceğini, can güvenliğini değil; tapulu malını da korumak zorunda bırakılıyor. Çünkü iktidar yurttaşın hakkını koruyan bir devlet anlayışından uzaklaşmış durumda. Toprağı, suyu, ormanı, zeytinliği şirketlere devreden bir düzen kuruluyor. Bu kararlar yalnızca bir kamulaştırma değil; yaşam alanlarının gaspıdır. Bu ülke rant uğruna talan edilecek bir şirket arazisi değildir. Bu topraklar hepimizin ortak yaşam alanıdır ve biz buna sonuna kadar sahip çıkacağız.” ,
