Siyaset 2025 yılını mahkeme salonları ve miting meydanlarında geçirdi: Yargı gölgesinde siyaset

Siyaset 2025 yılını mahkeme salonları ve miting meydanlarında geçirdi: Yargı gölgesinde siyaset

1.01.2026 04:00:00
Güncellenme:
Siyaset 2025 yılını mahkeme salonları ve miting meydanlarında geçirdi: Yargı gölgesinde siyaset

Türk halkı 2025 yılında “mutlak butlan” kelimesini günlük yaşamına yaptığı şakalara soktu. Seçilmiş belediye başkanları bir yılı cezaevinde geçirdi, sabahları “son dakika” yazısıyla verilen gözaltı haberleri günlük rutin haline geldi.

2025 yılı Türk siyasetinde, iktidarın yeniden dolaşıma soktuğu yeni açılım sürecinin belirleyici olduğu bir yıl olarak kayda geçti. Meclis kürsüsü kadar mahkeme salonları ve miting meydanları da siyasetin asli sahnesi haline geldi. AKP açısından 2025, muhalefete dönük yargı hamlelerinin yarattığı siyasi gerilim ile yeni çözüm süreci tartışmalarının birlikte yürütüldüğü bir yıl oldu. İktidar, belediyelere yönelik operasyonlar ve tutuklamalar karşısında “yargı bağımsızlığı” iddasını sürdürürken, bu süreçlerin siyasi sonuçları yıl boyunca tartışma konusu oldu. AKP, MHP ile birlikte çözüm sürecini Meclis merkezli bir çerçeveye oturtmaya çalıştı. Süreç, kamuoyuna açık bir siyasi deklarasyonla değil; Meclis komisyonları, örtük temaslar ve ittifak içi denge arayışları üzerinden ilerledi. Cumhur İttifakı’nın iki ortağı AKP ve MHP, süreci farklı hız ve yöntemlerle sahiplenirken; İYİ Parti, hem Meclis’te hem meydanlarda açılım karşıtı muhalefetin taşıyıcısı oldu. Yıl boyunca yaşanan gelişmeler, yalnızca çözüm sürecini değil, iktidar blokundaki kırılganlığı ve milliyetçi siyasetteki yeniden saflaşmayı da görünür kıldı.

KIRILMA NOKTASI: İMRALI ZİYARETİ 

26 Kasım’da, Meclis komisyonu kararıyla İmralı Adası’na yapılan ziyaret, açılım sürecinin en kritik ve en tartışmalı aşaması oldu. AKP’den Hüseyin Yayman, MHP’den Feti Yıldız ve DEM Parti’den Gülistan Kılıç Koçyiğit’in yer aldığı heyetin Abdullah Öcalan’la yaptığı görüşme 2 saat 50 dakika sürdü. CHP, görüşmeye katılmama kararı aldı. Görüşme tutanaklarının tamamı yerine dört sayfalık bir özeti paylaşıldı. Ziyaret sonrası yaşanan “Yayman krizi”, AKP içindeki kararsızlığı açığa çıkardı. MHP ise gizlilik ve hız vurgusunu artırdı. Böylece Cumhur İttifakı içindeki görüş ayrılıkları ilk kez bu denli açık biçimde kamuoyuna yansıdı. 

SEÇİLMİŞ BAŞKANLARA OPERASYON

CHP ise yıl boyunca yargı operasyonlarıyla mücadele etmek durumunda kaldı. Parti hem kendi hem de belediye başkanları mücadele verdi. 2024 yılının sonunda kayyım atanan Esenyurt Belediyesi’yle belediyelerine yönelik operasyonlara başlanan CHP’ye 2025’te ilk operasyon Beşiktaş Belediyesi ile başladı. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat “suç örgütüne üye olmak, ihaleye fesat karıştırmak ve haksız mal edinmek” ile

suçlanarak tutuklandı. CHP’nin DEM Parti ile yaptığı Kent Uzlaşısı anlaşması üzerinden yapılan operasyonlar kapsamında İstanbul’daki bazı belediyelerin meclis üyeleri tutuklandı. Dalga dalga devam eden operasyonlar sonucu Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı, Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve önceki dönem Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç gibi isimler tutuklandı. Yeni çözüm süreci ilerlemeden önce tutuklanan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ise süreç ilerleyince tahliye edildi.

ANA MUHALEFETİN ADAYI TUTUKLANDI

Yılın en çok konuşulan olaylarından biri de Türkiye’nin ana muhalefet partisinin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması oldu. CHP, yeni yılda cumhurbaşkanı adayını erken belirleme kararı aldı. Bunun yöntemini de ön seçim olarak belirledi. İmamoğlu’nun adaylık için başvuru yapmasının ardından hakkında sayısız suçlama yapılmaya başlandı. İmamoğlu ön seçime aday olacağı sırada İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu, 1990’daki yatay geçişini gerekçe göstererek İmamoğlu’nun 31 yıllık üniversite diplomasını  iptal etti. Karara rağmen aday olacağını söyleyen İmamoğlu 19 Mart sabahında “yolsuzluk” ve “terör” suçlamalarıyla gözaltına alındı. CHP buna rağmen 23 Mart’ta yapacağı ön seçimi ertelemedi ve seçim sadece parti üyelerine değil, yurttaşlara da açıldı. Bunun sonucunda 15,5 milyon insan tutuklandığı gün yapılan ön seçimle İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı Adayı ilan etti. İmamoğlu tutukluluğu süresince “casusluk”, “suç örgütü kurma”, “yolsuzluk” gibi pek çok suçlamayla karşılaştı. Bu suçlamalara karşı TRT’den canlı yayınlanma çağrısı yapan İmamoğlu, çağrılarına karşılık bulamadı. Yaklaşık 8 ay boyunca iddianamesinin hazırlanması için beklenen İmamoğlu için 2 bin 352 yıla kadar hapis istendi. Bu süreçte gizli tanık ifadeleriyle yapılan gözaltılar ve “delil eksikliği” tartışmaları en çok konuşulan konular oldu. İmamoğlu bu suçlamalarla karşı karşıya kalırken, yıl sonu da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında belediye konserleri üzerinden soruşturma izni verildi.

CHP’NİN LİDERİ ÖZEL

Belediye başkanları operasyonlarla karşılaşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yıl boyu hem bunlarla hem de partisinin 38. Olağan Kurultayı’na açılan iptal davasıyla karşılaştı. İmamoğlu’nun tutuklandığı 19 Mart gününü “Sivil Darbe” olarak adlandıran Özel, Saraçhane’de miting eylemleri başlattı. İstanbul’daki kayyım riski uzaklaştırılana kadar Saraçhane’yi yurttaşlarla terk etmeyen Özel, daha sonra adayının özgürlüğü ve erken seçim için yaptığı eylemleri bir rutin haline getirdi. Özel, her hafta İstanbul’un bir ilçesinde ve her hafta sonu Türkiye’nin farklı bir ilinde miting yapmaya başladı. Özel bu kapsamda bir yılda 77 miting yaptı. CHP’ye yapılan yargı operasyonları kapsamında İstanbul İl Başkanlığı’na da çağrı heyeti atandı. CHP’nin kayyım olarak tanımladığı heyet, 5 bin kişiyle il başkanlığına girdi. O gün çıkan olaylarda yaşanan arbedede milletvekillerine biber gazı sıkıldı. Bu sırada CHP, partinin kurultay davası nedeniyle “mutlak butlan” tanımlamasıyla tanıştı. Partinin önceki yönetiminin göreve gelmesi anlamını taşıyacak bu kavram Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen iptal davasında sıkça konuşuldu. CHP lideri Özel, bu davanın etkisiyle partisini bir yılda iki kere olağanüstü kurultaya götürmek zorunda kaldı. Partinin kayyım riskine karşı yaptığı 21. Olağanüstü Kurultayı 6 Nisan’da, 22. Olağanüstü Kurultayı ise 21 Eylül’de gerçekleştirildi. Özel, çözüm sürecinin konuşulduğu mayıs ayında da DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in cenazesinde yumruklu saldırıya uğradı. Tüm partiler saldırıyı kınarken 6 Mayıs’ta tutuklanan saldırgan Selçuk Tengioğlu, Eylül ayında tahliye edildi. CHP, son olarak 28-30 Kasım tarihleri arasında 39. Olağan Kurultay sürecini tamamladı. Böylece kurultay davası konusuz kaldı. CHP lideri Özel de tüm bu kurultaylardan tek aday olarak, hazırladığı yönetim listeleri delinmeden; partiden aldığı desteği güçlendirerek çıktı. Özel, bir yılda tam üç kez CHP’nin genel başkanı seçilmiş oldu. “Parti kayyım riskinden kurtuldu” yorumları yapılırken, İBB soruşturmasının iddianamesinin çıkması sonrası “CHP kapatılacak mı?” tartışmaları başladı.

AKP, SEÇİM KADROSUNU KURDU

26 Şubat’ta yapılan AKP 8. Olağan Büyük Kongresi, partinin 2025 siyasetinin çerçevesini çizdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni “toksik demokrasinin panzehiri” olarak tanımladı; muhalefeti “dönüştürme” hedefini açıkça dile getirdi. Kongrede MKYK listesinde yaklaşık yüzde 70 oranında değişim yaşandı. Erdoğan, 2028 seçimleri için kadrosunu yeniledi. İYİ Parti, Gelecek Partisi ve Yeniden Refah Partisi’nden kopan isimlerin yönetime alınması, AKP’nin siyaseti merkezileştirme ve muhalefeti parçalama stratejisinin bir parçası olarak yorumlandı. Ancak aynı dönemde açılım süreci AKP içinde net bir mutabakat yaratmadı. Parti kulislerinde “oy kaybı” endişesi öne çıktı; süreçte temkinli ve kontrollü ilerleme görüşü ağırlık kazandı.

MHP: SÖYLEM DEĞİŞİMİ VE TABAN GERİLİMİ

2025, MHP açısından tarihsel bir söylem kırılması yılı oldu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, geçmişte sert biçimde karşı çıktığı çözüm sürecini bu kez “devlet aklı” ve “son eşik” kavramlarıyla savundu. 25 Ağustos’ta Malazgirt Zaferi kutlamaları öncesi teşkilatlara gönderilen genelge, MHP’nin yeni çizgisinin tabanda yarattığı rahatsızlığı açığa çıkardı. “Milliyetçi slogan atılmayacak” tartışması, partinin “Terörsüz Türkiye” söylemiyle çekirdek tabanı arasındaki mesafenin büyüdüğünü gösterdi. MHP, açılım sürecini en güçlü savunan aktörlerden biri olurken, en büyük iç gerilimi de bu başlıkta yaşadı.

İYİ PARTİ: MEYDANLAR VE SERT MUHALEFET

İYİ Parti, 2025 boyunca yeni açılım sürecine karşı en sert ve kesintisiz muhalefeti yürüten parti oldu. 14 Mayıs’ta Lozan Parkı’nda yapılan grup toplantısında Genel Başkan Müsavat Dervişoğlu, süreci “Cumhuriyet tarihinin en büyük ihaneti” olarak tanımladı. Lozan vurgusu, açılım sürecini doğrudan cumhuriyetin kurucu metinleriyle ilişkilendiren bir siyasi çerçeve sundu. 3 Ağustos’ta başlatılan “Birinci Vazifen” mitingleri, İYİ Parti’nin açılım karşıtı tutumunu sokakta görünür kıldı. Parti bayraklarının kullanılmaması, yalnızca Türk bayraklarının taşınması, verilen mesajın ideolojik netliğini pekiştirdi. 

MECLİS’TE CAN ATALAY KARMAŞASI

CHP’li Meclis Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca, milletvekilliği düşürülen Can Atalay’ın tahliye edilmesi ve yeniden milletvekili yapılmasıyla ilgili Anayasa Mahkemesi (AYM) kararını 16 Nisan'da TBMM Genel Kurulu’nda okuttu. İktidar, karar Meclis Başkanlığı’ndan bir tezkere gelmeden okutulduğu için yapılan işlemin yok hükmünde olduğunu savundu. CHP’den “İşlem Meclis usulüne uygundur. Kararın okutulması yetkisi oturumu yöneten başkandadır. Şu anda yapılması gereken Can Atalay’ın tahliyesinin sağlanması, gelip yemin etmesidir” açıklaması geldi. AYM kararının okunduğu anlar Meclis tutanaklarından silindi. Sonra tekrar eklendi. Ancak bu kez okuma işleminin üzerine “Meclis gündeminde yer almayan bir okuma işlemi içtüzüğe aykırı olarak yapılmıştır” notu düşüldü. Muhalefet notun Meclis bürokratlarına siyasi baskıyla yazdırıldığını ileri sürdü. Atalay’ın tahliyesi ise gerçekleştirilmedi.  

İlgili Konular: #CHP #Operasyon