Sosyal hizmetlerde görevli psikolog bıçaklı saldırıya uğradı, sendikalar tepki gösterdi: ‘Siyasi sorumluluk tartışmasızdır’

Sosyal hizmetlerde görevli psikolog bıçaklı saldırıya uğradı, sendikalar tepki gösterdi: ‘Siyasi sorumluluk tartışmasızdır’

8.05.2026 04:00:00
Güncellenme:
Sosyal hizmetlerde görevli psikolog bıçaklı saldırıya uğradı, sendikalar tepki gösterdi: ‘Siyasi sorumluluk tartışmasızdır’

Aile Bakanlığı’nın Sosyal Risk Haritası uygulamasında görevli psikolog bıçaklı saldırıda yaralandı. Sağlık sendikaları saldırıyı kınadı. Söz konusu uygulamanın yetersiz güvenlik önlemleriyle hayata geçirilmesine tepki gösteren Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, “Siyasi sorumluluk tartışmasızdır. Bu saldırı; yıllardır sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin can güvenliğini göz ardı eden, kamu hizmetini değersizleştiren ve gerekli önlemleri almayan siyasi iktidarın yanlış politikalarının sonucudur” dedi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sosyal Risk Haritası adı altında geçtiğimiz mart ayında bir uygulama başlattı. Amaç toplumdaki sosyal riskleri erken tespit etmek ve önleyici bir mekanizma oluşturmak idi. Söz konusu çalışma bakanlığın açıkladığına göre kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı, engelli bakıma muhtaçlık gibi farklı sosyal olguların bütüncül şekilde izlenmesine imkân sağlıyor. 648 sosyal gösterge kullanılarak il, ilçe, mahalle, hane bazında risk analizleri yapılıyor. Y.D. adlı psikolog da Hakkari'deki Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde bu alanda çalışıyordu. Önceki gün Y.D. kurumda görevi başındayken bıçaklı saldırıya uğradı. Psikolog hastaneye kaldırılırken saldırgan da polis ekiplerince gözaltına alındı.

Sağlık sendikalarını saldırıyı kınadı, bakanlığın Sosyal Risk Haritası uygulamasının Hakkari’de olduğu gibi sosyal hizmet emekçisinin yaşamını tehdit eden bir uygulamaya dönüştüğü uyarısında bulundu. Sendikalar, sosyal hizmet emekçisini koruyacak önlemler alınmadan bu uygulamanın yapılmasını doğru bulmuyor.

‘HADİ YAPALIM ANLAYIŞIYLA YÜRÜTÜLEMEZ’

Uygulamaya ilişkin açıklamalarda bulunan Genel Sağlık-İş Genel Başkanı Dr. Derya Uğur, asıl riskin; plansız, altyapısız, çalışan güvenliği gözetilmeden yürütülen anlayış olduğunu belirtti. Uğur, bunun bedelini sosyal hizmet emekçilerinin canıyla, sağlığıyla ve yaşamıyla ödediğini söyledi. Toplumsal riskleri tespit etmenin ve sosyal politikaları güçlendirmenin ciddi bir kamu sorumluluğu olduğunu anımsatan Uğur, “Hadi yapalım, olur biter’ anlayışıyla yürütülemez. Çalışan güvenliği sağlanmadan sahaya indirilen her uygulama yeni riskler, yeni mağduriyetler ve yeni facialar yaratır. Hakkâri’de yaşanan olay bunun acı bir örneği olmuştur. Bu saldırı; yıllardır sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin can güvenliğini göz ardı eden, kamu hizmetini değersizleştiren ve gerekli önlemleri almayan siyasi iktidarın yanlış politikalarının sonucudur. Her saldırı sonrası yönetenlerin sorumluluk üstlenmeden koltuklarında oturmaları, yaptıkları göstermelik kınama açıklamaları artık dayanılmaz boyutlara gelmiştir” dedi.

‘EMEKÇİYİ KORUYACAK MEKANİZMALAR İŞLETİLMEDİ’

Bakanlığın sosyal hizmet emekçilerinden; toplumun en dezavantajlı kesimleriyle, çoğu zaman yüksek risk içeren ortamlarda birebir temas kurduracak uygulamalar ile görev yapmalarını istediğini ifade eden Uğur, “Ancak bu hayati görev, yeterli güvenlik önlemleri alınmadan, yetersiz personel sayıları ve ‘Ben yaptım oldu’ anlayışı ile sahada çalışanların görüşü alınmadan hazırladıkları ezbere mevzuat hükümleri ile yürütülmeye çalışılmaktadır. Sosyal Risk Haritası çalışmaları da bunun en belirgin örneklerinden biridir ve sonucu çok ağır olmuştur. Gelinen noktada sosyal hizmet ve sağlık emekçileri yalnızca zorlu ve kötü çalışma koşullarında ağır iş yükü altında değil, doğrudan can güvenliği tehdidi altında çalışmaktadır. Kurumlar denetimsiz, güvencesiz ve korumasız bırakılmış; emekçiler yalnızlaştırılmış ve hedef haline getirilmiştir. Siyasi iktidar, bu alanda şiddeti önleyecek etkili yasal düzenlemeleri hayata geçirmemiş; güvenlik önlemlerini güçlendirmemiş ve emekçiyi koruyacak mekanizmaları işletmemiştir. Bu nedenle yaşanan her şiddet olayında siyasi sorumluluk tartışmasızdır” ifadelerini kullandı.

‘GÜVENLİK PROTOKOLLERİ OLUŞTURULMALI’

Uğur çözüm için önerilerini ise şöyle sıraladı: “Riskli saha ziyaretleri için açık güvenlik protokolleri oluşturulmalıdır, yüksek riskli vakalarda kolluk desteği zorunlu hale getirilmelidir, çalışanlar tek başına sahaya gönderilmemelidir, kurum güvenliği güçlendirilmelidir, kriz yönetimi ve çatışma kontrolü eğitimleri verilmelidir.” 

‘KORUYUCU TEDBİRLERLE DESTEKLENMESİ ZORUNLU’

Hakkari’deki saldırıya bir tepki de Türk Sağlık-Sen’den geldi. Sendikadan yapılan açıklamada “Sahada görev yapan sosyal hizmet çalışanlarının güvenliği ertelenemez ve ihmal edilemez bir konudur. Sosyal Risk Haritası gibi önemli çalışmaların, çalışanların can güvenliğini esas alan güçlü bir mevzuat altyapısı, risk analizleri ve etkin koruyucu tedbirlerle desteklenmesi zorunludur” denildi ve “Yetkilileri, benzer acı olayların yaşanmaması adına gerekli yasal düzenlemeleri ivedilikle hayata geçirmeye, sahada görev yapan personelin güvenliğini sağlayacak somut ve etkili önlemleri almaya davet ediyoruz” çağrısı yapıldı.

İlgili Haberler