Yeni çözüm süreci kapsamında kurulan komisyonun ortak raporunda; muhalefetin uzun süredir gündeme getirdiği pek çok demokratikleşme adımına yer verildi. İktidar kanadı da ortak raporu kabul ederek bu adımların altına imzasını koymuş oldu. Buna karşın sadece bu hafta yapılan uygulamaların bile söz konusu önerilerle çelişmesi dikkat çekti. CHP’nin İstanbul’da köprülerin özelleştirilmesiyle ilgili yapmak istediği yürüyüş polis engeline takılırken, gazeteci Alican Uludağ da “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “cumhurbaşkanına alenen hakaret” gibi suçlamalarla gözaltına alındı ve tutuklandı.
Artık bu gibi çelişkilerin bitmesi gerektiğini vurgulayan CHP’liler, yeni yasal düzenlemeler gerektiren adımlarda Meclis’te bekleyen yasa tekliflerini işaret etti. Partililer bu kapsamda söz konusu tekliflerin bir an önce gündeme alınabileceğini belirtti. Örneğin; raporda Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uyulması için yeni mekanizmalar oluşturulması önerilirken, CHP’nin geçen yılın kasım ayında Meclis’e sunduğu yasa teklifinde, AYM’nin ihlal kararlarının gereğini yerine getirmeyen hakimlere meslekten çıkarma cezası verilmesi öngörülüyor.
TEKLİFLER ZATEN YILLARDIR MECLİS’TE
Yine ortak raporda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’nın özgürlükler açısından genişletilmesi önerilirken, Meclis’te 5 yıldır İçişleri Komisyonu’nda bekleyen ve CHP lideri Özgür Özel’in de imzasını taşıyan yasa teklifinde toplantı ve gösteri yürüyüşüne getirilen sınırlamaların azaltılması isteniyor. Ortak raporda Terörle Mücadele Yasası’nda değişiklik önerilirken; yine CHP lideri Özel’in imzasını taşıyan ve Terörle Mücadele Yasası’ndan bazı maddelerin ifade özgürlüğünü sınırlandırmaması için çıkarılmasını öngören yasa teklifi 5 yıldır Meclis’te duruyor.
Öte yandan; raporda “Haberleşme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz” ifadeleri yer alırken; gazetecilerin sıklıkla karşılaştığı “cumhurbaşkanına hakaret” suçunun kaldırılması için verilen teklif 4 yıldır, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunun kaldırılması için verilen teklif de 3 yıldır Meclis’te bekliyor. Ortak rapordaki belediyelere kayyım atanmasının yerine belediye meclisinden seçim yapılması önerisine karşı da 10 siyasi partinin kasım 2024’te aynı taleple Meclis’e verdiği yasa teklifi duruyor. CHP’liler bu konularda hem kendi tekliflerinin hem de iktidarın getireceği benzer tekliflerin görüşülmesinde çalışmaya hazır olduklarını vurguluyor.
‘HERKES SÖZÜNÜN ARKASINDA DURMALI’
Öte yandan; MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız dün Halk TV’ye yaptığı açıklamada ortak raporu işaret ederek kayyum uygulamalarına hemen son verilebileceğini, görevden alınan Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ile Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün hemen görevlerine iade edilebileceğini söyledi. Muhalefet bu açıklamalar üzerinden hakkında yargı kararları olan Tayfun Kahraman, Selahattin Demirtaş, Gezi tutukluları, Can Atalay gibi pek çok isim hakkında da yasal adıma ihtiyaç duyulmadan adım atılabileceğine dikkat çekti.
Konuyla ilgili Cumhuriyet’e konuşan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir “AKP ve MHP’nin de dahil olduğu komisyon raporumuzda basın özgürlüğünün mutlaka sağlanmasını, önündeki engellerin kaldırılmasını, düşünce açıklamalarının suç olmaktan çıkarılmasını, daha demokratik bir basın yasasının hayata geçirilmesini yazdık. Beş parti bunu ifade etti. Bizim mücadelemizle bu ifadeler yazıldı ama yazılması yeterli değil. Artık uygulamaya geçmesi gerekir. Bundan sonra samimiyet testi söz konusu. Feti Yıldız’ın da açıklamaları oldu. Gerçekten samimilerse bunlar çok kolay düzeltilebilecek işler. Yargının böylesine sopa gibi işlemesi ve basına, siyasete, halk iradesine bir meydan okumaya dönüşmesi asla kabul edilemez. Partiler bu konuda samimi davranmazsa böyle bir raporun yazılması hiçbir şey ifade etmez. Ama samimi olacaklarsa önemli bir temel teşkil eder. Herkesin artık sözünün arkasında durmasını, böylesine hukuk katliamlarının olmamasını öneriyoruz” dedi.
'GAZETECİLERİ SUSTURMA ARACI OLDU'
Eski Cumhuriyet Savcısı, avukat Bülent Yücetürk, gazeteci Uludağ’ın tutuklanması üzerinden “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “cumhurbaşkanına hakaret” suçlarını eleştirdi. Uludağ’ın uzun bir süredir yaptığı haberler yüzünden hedef olduğunu belirten Yücetürk, kamuoyunda Dezenformasyon Yasası olarak anılan yasayı anımsattı. Yücetürk, “Bir gazetecinin yapmış olduğu haber nedeniyle bu şekilde suçlanmış olması, anayasada teminat altına alınan basın hürriyetinin ihlali anlamına gelir. ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlaması iktidarın beğenmediği gazetecileri bu torba içine atarak susturdukları bir araç haline geldi. Bu da yasa yapılırken yasaya yapılan itirazların ne kadar haklı olduğunu ortaya çıkartıyor. Yapılan işlem hukuka aykırıdır” dedi.
'İNTİKAM DUYGUSUYLA YAPILAN OPERASYON'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen de, süreci “baştan sona intikam duygusuyla yapılan bir operasyon” diye değerlendirerek “Gazetecilik faaliyetinin bu kadar açık bir şekilde hedef alınması tüm halkın haber alma hakkının gaspedilmesi anlamına geliyor. Baskıcı rejim, her geçen gün bir eşik daha atlıyor. Açıkça söyleyelim: gazeteciliği böylesine hedef almak suçtur, anayasada yer alan basın özgürlüğünü fiilen ortadan kaldırmaya teşebbüstür. Gazeteci Alican Uludağ’ın yanındayız” ifadelerini kullandı.