TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu dün, “Hayvanları Koruma Kanunu’nda Yapılan Değişikliklerin Sahaya Yansımasına İlişkin Sunum” başlıklı görüşme için toplandı. İçişleri Bakanlığı Müşaviri Ahmet Yavuz Karaca, vekillere sunum gerçekleştirdi.
Karaca, “Dünyada köpek popülasyonunun, sahipsiz sokak hayvanlarının popülasyonunun kontrolü 3 yöntemle yapılır: İtlaf, uzun süreli barındırma, kısırlaştırma. Siz bu modellerden hangisini tek başına uygularsanız hiçbir başarı elde edemezsiniz” dedi.
Karaca, önceki yasayla belirlenen “kısırlaştır aşılat, yaşat” yönteminin işe yaramadığını öne sürdü. Köpeklerin toplatılmasının sebebini büyük oranda başta kuduz olmak üzere zoonos hastalıklar olduğunu ifade eden Karaca, “Köpek hastalığı alır, çiftlik hayvanlarının bulaşık olan sakatatlardan yer veyahut da bir şekilde hastalığı alır, dışkısıyla beraber bir marul bahçesine veyahut da bir yeşillik bahçesine girip pislediğinde, tarihi geçmiş tavuğu getirip apartmanınızın önüne döküp köpek besleniyor ya orada yedikten sonra bu hastalığı alabilirsiniz. Hayati organlara tutunduğunda yıllarca sessiz kalır, hayati organlara tutunup patladığında kist anafilaktik şoktan ölürsünüz ve bu vaka sayısı da çok ciddi miktarda artıyor” ifadelerini kullandı.
HAYVANIN ‘İÇİNİ OKUDU’
Türkiye genelinde sahipsiz sokak hayvanlarının yüzde 78’inin toplandığını söyleyen Karaca, “Hedeflenen bu sistemle, kurulan bu sistemle insancıl, toplumun tüm kesimlerini memnun edecek, evrensel değerlere uygun, insan, çevre ve hayvan sağlığını gözeten bir anlayışla sahipsiz hayvanları da sokaktan kurtaracağız. Hayvanlar kötü yerlerde kalıyor. Hayvanlar, karşıdan gelen insan kendine saldıracak mı, dövecek mi, sevecek mi, bilmiyor. Eğer siz, biz korkarsak hayvandan adrenalin salgılarız ve bunu hisseder hayvan. beklemediğiniz köpek dahi saldırabilir. sebebi de şu: ‘Ey insanoğlu, siz beni hep hırpalıyordunuz, bak, ben de benden korkanı buldum’ diye saldırma riskiyle karşı karşıyadır” gerekçesini öne sürdü.
‘HAYVANLARIN HEPSİNİ ÖLDÜRELİM Mİ?’
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sunuma ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Söylediklerinize örnekleme olsun diye söylüyorum, hayvanlarda geçen yıl şap hastalığı ortaya çıktı, şartlı kesime gitti. Brusella dediğimiz insana bulaşan bir hastalık var, yine şarbon da insanları üç ayda öldürüyor. Öyle olunca ‘hayvanların hepsini öldürelim, kurtulalım’ mantığı mı gelişiyor? Onun için, bu tür olgularda bir değerlendirme yaparken dünyada yaşayan her canlısının da yaşam hakkının bence korunacağı bir yöntemi geliştirmek lazım, kolaycı yaklaşım öldürmek” dedi.
‘HATALAR HAYVANLARA FATURA EDİLDİ’
DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın ise, “Siz, daha önceki yasada ifade edilen yani ‘Yakala, aşılat ve bırak’ yönteminin uygulandığını varsayarak değerlendirme yapıyorsunuz, bu değerlendirme doğru değil. Biz, bu yasayı, bu meseleyi 2022 yılından bu yana tartışırken aslında kısırlaştırma politikasının hiçbir yerde doğru dürüst yapılmadığını ve bunun sonucu olarak popülasyonun çok yüksek olduğunu, uygulamada yapılmış olan hataların bu hayvanlara fatura edildiğini konuştuk” ifadelerini kullandı.
'KANUNLA BİRLİKTE HAYVANA KARŞI ŞİDDET OLAĞANLAŞTI'
CHP İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir ise, yasaya yönelik şu ifadeleri kullandı:
“Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2026 tarihinde verdiğim soru önergesine aldığım cevapta ‘105 bin kapasitede 322 bakımevi bulunurken, günümüzde 413 bin kapasiteli 386 bakımevi ve 102 doğal yaşam alanı mevcuttur’ dediler. Bu alanlarda toplam 244 bin hayvan bulunmaktadır. Aynı dönemde 452 bin 587 köpek toplanmış, 239 bin 466 köpek kısırlaştırılmış, 58 bin 802 köpek sahiplendirilmiştir. Bu verilerle birlikte değerlendirme yapıldığında, en az 149 bin 785 hayvanın belirsiz nedenlerden öldüğü ya da öldürüldüğü bilgisini Tarım Bakanlığımız vermiştir. Devletin koruma yükümlülüğünün etkin biçimde yerine getirilmediği yönünde bu görünüm hayvanlara yönelik şiddetin, fiillerin de artmasına zemin hazırlamıştır. Nitekim Adalet Bakanlığının istatistiklerine göre, 2026 itibarıyla hayvanlara karşı işlendiği iddia edilen suç soruşturma dosyası sayısı 4 bin 744'e, suç sayısı 6 bin 838'e, şüpheli sayısı ise 6 bin 315'e ulaşmıştır. 2023’e oranla suç soruşturma dosya sayısı 4 bin 123 iken yüzde 15 artmış, şüpheli sayısı 5 bin 134 iken yüzde 23 artmış, suç sayısı ise 5 bin 570’ten artış göstermiştir. Bu kanunun çıkmasıyla şiddet, öldürme, taciz ve tecavüz -hayvana karşı- yüzde 23 oranında artmıştır çünkü insanlar bu kanunla hayvana karşı şiddeti ve zulmü olağanlaştırmıştır. ”
‘VALİLİKLER BELEDİYELERE BASKI KURUYOR’
CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, “‘Vicdani ve evrensel değerlere uygun davranıyoruz’ diyorsunuz ancak sahadan gelen haberler, bize gelen, gönderilen görüntülerin hiçbiri ne vicdani ne de evrensel değerlere uygun gözükmüyor” diyerek hayvanlara kötü muamele sebebiyle kaç kişi hakkında soruşturma açıldığını sordu. Suiçmez, “Valilikler, sürekli olarak belediyeler üzerinde bir baskı ve tehdit kullanıyorlar. Haftalık mı sayı talep ediyorsunuz ‘Kaç köpek topladınız?’ şeklinde? Bunun belediyeler üzerinde bir tehdit veya baskı oluşturduğunu düşünüyor musunuz? Ama ben görüyorum ki, sizin düşünce yapınıza göre, bir bakan danışmanı olduğunuzu da dikkate alırsak, bu baskılar azalmayacak, daha da devam edecek” ifadelerini kullandı.
‘HAYVANLARI EKOSİSTEMİN BİR PARÇASI OLARAK KABUL ETMEK GEREKİR’
DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ferit Şenyaşar ise, “Köpek popülasyonunu azaltmanın yolu, bir canlıyı doğal ortamdan koparıp hapsetmek değildir. Çözüm, öldürmek ve açlıktan ölüme terk etmek hiç değildir. Yasa Komisyonda görüşülürken işin uzmanları geldi, dünyadan örnekler verdi. İktidarın deyimiyle uyutma yani öldürmek ve barınaklara hapsetmek köpek popülasyonunu azaltmaz ve çözüm değildir. Hayvanları ekosistemin bir parçası olarak kabul etmek gerekir. Bu dünya sadece insanlar için yaratılmamıştır, her canlı doğal ortamda yaşama hakkına sahiptir. Hayvanların doğasında da özgür yaşam vardır” dedi. Yasayla belediyelere yüklenen sorumluluğun belediyelere büyük mali yük getirdiğini söyleyen Şenyaşar, “Belediyelerin sorumluluğu birbirlerine atmaları sorunu hayvanların sorununu derinleştirmektedir. Her belediye kendi sınırları içinde bulunan hayvanları topluyor, başka bir belediyenin sınırlarına terk ediyor ve bu da hem etik dışıdır hem de salgın hastalık riskini arttırmaktadır” diye konuştu.
