Temmuz sıcağında alın teri döken çiftçi dertli. TMO buğdayı ortalama 15 liradan alıyor. Protein değeri ve süne gerekçe gösterilerek fiyat daha da aşağı çekiliyor. Uygulanan kotayla ödemelerin yapılması 45 günü buluyor. DAP (Diamonyum Fosfat) gübresinin tonu 45 bin liraya dayandı, mazot 65 lirayı aştı. Tohum, ilaç, biçerdöverle birlikte maliyet katlanıyor.
‘ALMAMAK İÇİN ELİNDEN GELENİ YAPIYOR’
Bu çerçevede çiftçiler yaşadıkları sorunları Cumhuriyet’e anlattı. Ankara’nın Bala ilçesindeki bir çiftçi TMO’nun ürün alımı için geç tarihlere randevu verdiğini belirterek, “Randevu almadan ofise ürün veremiyorsun. Ayın 18’ine randevu vermiş. O zamana kadar köyde biçer kalmaz” dedi. Sözlerini, “Ofise geliyoruz. Buğdaya bakılıyor. ‘Buğdayda süne oluşmuş’ diyor 16 bin yerine 14 bin 750 lira değer biçiyor. Ekinde ‘sudan dolayı protein eksikliği oluşmuş’ diyor. Yine fiyat düşüyor. Yağmur olsa bir dert, olmasa bir dert” diyerek sürdüren çiftçi “18.5 ton kota vermiş bana. Benim ürünün 25 ton. ‘6.5 tonu ben alamam, kotan doldu’ diyor. Ofis ürünü almamak için elinden geleni yapıyor” ifadelerini kullandı.
‘ÇİFTÇİ TÜCCARA DÜŞÜYOR’
Çok kesintileri olduğunu söyleyen Balalı çiftçi, “15 liraya benden buğday alıyor. Naylon tel, yevmiye, bir de yüzde 3 fatura parası kesiyor. Ürünü 5 para etmeyen çiftçi ofisin geç randevu vermesinden ve ürünü düşük almasından dolayı tüccara düşüyor” dedi. Çalışaçak işçinin de az olduğunu söyleyen çiftçi, “İşçi yok. 3-4 kişiyle bir tır boşaltılır mı?” sorusunu yöneltti.
‘GÜBRE, MAZOT HEP YUKARI; FİYATLAR SÜREKLİ AŞAĞI’
Yine randevuların geç tarihe verilmesinden yakınan Polatlılı çiftçi ise, “Polatlı tarımın başkenti ama çiftçinin elle tutulur tarafı kalmadı. Fiyatlar bizi kurtarmıyor. Gübre, mazot sürekli yukarı çıkıyor; fiyatlar sürekli aşağı iniyor. Borcu gelmiş çiftçi ürününü mecburen ofis yerine tüccara veriyor” diye konuştu. ANKARA
‘İKTİDAR ÇİFTÇİYE ‘EKME, BİÇME’ DİYOR’
Çiftçinin yaşadığı sorunlara ilişkin konuşan CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever ise “Çiftçinin toprağına küstüğü gün, bu ülkenin sofrası da yoksullaşır. Çiftçinin yüzü gülmezse, memleketin de yüzü gülmez” değerlendirmesini yaptı. Ersever, iktidarın çiftçiye, “Ekme, biçme; ben buğdayı ithal eder, bir avuç yandaşın servetine de servet katarım” demek istediğini ifade etti.
