Tulumbacı Bahriye’nin torunları geri döndü

İstanbul’da güzel şeyler oluyor. Son örneği İBB İstanbul İtfaiyesi’nde yaşandı. 37 kadın itfaiyeci İstanbul tarihinde ilk kez sahada çalışacak. Hazırlıklar 5 ay sürdü. Alevlerin içinde oksijen tüpü bitirdiler, dar kulvarda direksiyon çevirdiler, en zorlu eğitimleri başarıyla geçtiler, 560 saatlik eğitimlerini tamamladılar. Tek referansları kendileriydi. Hak ettiler ve görev başı yaptılar.

21 Ekim 2021 Perşembe, 00:47
Tulumbacı Bahriye’nin torunları geri döndü
Abone Ol google-news

Yapamazsın” diyenler de oldu; “Ne işin var orada” diyenler de! Bu yorumu yapanların belki de İstanbul’un ilk kadın itfaiyecisi Tulumbacı Bahriye’den haberleri yoktu. Tulumbacı Bahriye’nin torunları, günümüzde erkek işi olarak bilenen bir tabuyu yıktı.

Kendilerinden zaten eminlerdi; ama artık hedef belliydi. O da İstanbul tarihinde bir ilke imza atmak. Süreç kolay olmadı. Fiziksel ve mental anlamda zordu. Bu zorlu süreçte yanlarındaydık. İşte, İstanbul’da bir ilke imza atan kahraman kadınların hikayesi.

ÜSTESİNDEN GELEMEYECEKLERİ HİÇBİR ŞEY YOK”

Kadın adayların, serüveni Şubat 2021’de başladı. İşe alınacak 250 itfaiyeci için açılan 50 kişilik kontenjana, toplam 109 kadın başvurdu. Yazılı sınavların ardından adaylar, fiziksel testlere girdi. Sekiz etaptan oluşan parkurda; ağırlık kaldırma, iki katlı bir platformunun merdivenlerine çıkma, itfaiye hortumu kullanma, engel atlama, 30 kiloluk cansız manken taşıma; şınav ve barfiks çekme vardı. Kadın adaylar bu zorlu etapları 1 dakika 40 saniye ile 1 dakika 50 saniye arasında tamamlamayıp, sıralamaya girmeye çalıştı.

YANGINLA İLK TANIŞMA

37 kadın adayın şartları tamamladığı, itfaiyeci olmaya hak kazandığı açıklandı.

Hayatlarında yeni bir sayfa açıldı. Eğitimleri hemen başladı. Trabzon’dan, Mardin’den, Konya’dan İstanbul’a taşınanlar, bebeğini sabah ailesine bırakıp eğitimine devam edenler oldu.

Birçoğunun yangınla ilk tanışması 630 derece sıcaklığa ulaşan bir konteynerin içindeydi. Bu onların yangın söndürme tatbikatlarının bir parçasıydı.

Üzerlerinde nomex (ısıya ve aleve dayanıklı kıyafet) olmasına rağmen, ilk deneyimlerini “Endişe vericiydi, ısıyı kemiklerimize kadar hissettik” sözleriyle yorumladılar.

5 AY 560 SAAT SÜREN EĞİTİMLER

37 kadının eğitimleri, Avrupa Yakası’nda bulunan Resneli Eğitim Merkezi’nde ve Anadolu Yakası’nda Büyükbakkalköy Eğitim Merkezi’nde gerçekleşti. Eğitimler 5 ay sürdü. 560 saati bulan zorlu eğitimler alındı. Haberleşme tekniklerinden, yangın çıkma bilgisine; ilk yardımdan, yangın müdahale tekniklerine kadar geniş bir yelpazeye sahip bu eğitimler başarıyla tamamlandı.

Yetmedi, araç sürüş eğitimi dahi verildi. Kadınlar, İstanbul’un dar sokaklarında 13 tonluk dev araçları sürmek için ciddi bir eğitimden daha geçti.

GURUR DOLU MEZUNİYET TÖRENİ

İstanbul tarihinde ilk defa sahada çalışacak 37 kadın ile birlikte 208 erkek itfaiyeci de mezuniyet heyecanı yaşadı. Cebeci Spor Kompleksi’nde gerçekleşen mezuniyet töreni, İstanbul İtfaiyesi’nin disiplini yansıttı. Tören 208 itfaiyecinin uygun adım yürüyüşleriyle başladı. Gurur gözlerinden okunuyordu. Her adımlarında çıkan sese, tribündeki aileleri alkışlarla eşlik etti. 208 itfaiyeci, 5 ay boyunca aldıkları eğitimden kısa kesitler sundu.

Üst düzey kondisyon ve kuvvet gerektiren yarışlar, büyük heyecana sahne oldu. Motopompla (yüksek basınçlı su motoru) çeken itfaiyeciler, tazyikli suyla hedefi vurdu. Takımların 100 metre koşucuları sahne alıp, yarıştı. Koşucular, kurulan düzenekteki küçük yangınlara hem müdahale etti hem de parkuru tamamladı. Adaylar 4.5 metre uzunluğundaki kancalı merdivenlerle üç katlı kuleye çıktı.

TEŞKİLATIMIZ KADINLARLA DAHA DA KUVVETLENECEK”

Törenden iki gün sonra, yeni itfaiyecilerin çalışacağı istasyonlar belirlendi. İstanbul tarihinin ilk kadın itfaiyecilerinin heyecanını, tecrübeli erler de yaşadı. Bu, onlar için de bir ilkti. Çünkü, artık modern zamanların kahramanlarına 37 kadın eklenmiş oldu. “Eskiler”, yeri geldiğinde canlarını teslim edeceği mesai arkadaşlarını sıcak karşıladı. Kısa sürede uyum sağlayan kadın itfaiyeciler, ilk görevleri için dakika saymaya başladı. Tecrübeli itfaiyeciler ve kumandanlar da heyecanlıydı. Bu tarihi adımın ilk tanıkları onlardı. Ortak görüşleri kadın itfaiyecileri harika bir hoş geldin mesajıydı: “Bizler de heyecanlıyız. Teşkilatımız kadınlarımızla daha kuvvetlenecek. Hepsinin yolu açık olsun.”

TULUMBACI BAHRİYE KİMDİR?

İstanbul’un ilk kadın itfaiyecisi Bahriye, 1875 yılında doğdu. Babası Baha Bey’in ismini çağrıştırdığı için abisine “Bahri”ismi konuldu. Aynı gerekçeyle kendisine de “Bahriye” ismi verildi. Temmuz 2021’de hayatını kaybeden İstanbul İtfaiyesi eski müdürlerinden Prof Dr. Abdurrahman Kılıç, Tulumbacı Bahriye’nin çocukluğunu şu sözlerle anlatıyor:

Küçük yaşta annesi veremden ölünce, Bahriye kendi kaderiyle ve kendisinden dört yaş büyük olan ağabeyi Bahri ile baş başa kalır. Babası alkol problemi olan ilgisiz bir babaydı.”

Bahri de genç yaşta hapse düşünce, Aksaray’ın sokakları artık Bahriye’nin evi olur. Bahriye, erkek çocukları ile oynayıp boğuşarak büyür. Yangınlar, onun ilgisini küçük yaşta çeker. Tulumbacıların arasına girer; mahalle tulumbası ile yangınlara gider. Bahriye’nin hikayesi acılarla doludur. Başından geçen iki evlilik, bir evlat acısı ve intihar… Bahriye’nin cenazesinde, aralarında büyük bir rekabet olan, “Edirnekapı, Hasköy, Arnavutköy, Kuruçeşme, Kumkapı, Çengelköy, Fatih, Cibali, Çeymemeydanlı, Tatavla, Ayvansaray, Toygartepe, Altıncı Daire, Kadırga ve Beyazıt’taki tulumbacılar bir araya geldi. Prof. Dr. Kılıç, yaptığı araştırmada cenazeyi şu şeklide anlatıyor:

“Tulumbacı Bahriye’ye öyle bir cenaze düzenlediler, öyle bir tantanalı kaldırdılar ki görenler bir sultan sanır…”

İLK KADIN İTFAİYECİLER ANLATIYOR

İstanbul Bülteni, Başakşehir’de bulunan İtfaiye Amirliği’ne konuk oldu, itfaiyecilerle bir araya geldi. Sahada görev alan kadın itfaiyecilerden ilk deneyimlerini dinledi. Yıllardır İBB İstanbul İtfaiyesi’nde görev alan erkek meslektaşları ise yeni ekip arkadaşlarının teşkilatın gücüne güç katacaklarından emin olduklarını söyledi.

TRABZONLU AİLENİN TEK MÜHENDİSİ, TEK İTFAİYECİSİ

Nurcan Değermenci, tam anlamıyla bir Karadeniz kızı. Arkadaşları arasındaki lakabı “atom karınca”; ama o bu lakaba itiraz ediyor ve taraftarı olduğu Trabzonspor’dan esinlenerek, “Karadeniz Fırtınası” diye çağrılmayı tercih ediyor. 24 yaşındaki Nurcan, beş çocuklu Değermenci ailesine mensup, ilklere imza atan bir kadın. Ailenin ilk mühendisi ve ilk itfaiyecisi. Onun itfaiyeci olması konusunda bir tek babası çekimser kaldı. Değermenci, “İnatçı bir karakterim var. Babam da istediğimde itfaiyeci olacağımı biliyordu. Bizim yörede yaygındır, ‘kızım yanımda dursun’ düşüncesi” sözleriyle anlatıyor ailesinden ayrılış sürecini.

İstanbul’un ilk kadın itfaiyecileri arasında olmaktan gurur duyduğunu aktaran Nurcan, kendine has esprili dili ile “Zaten mangala giden tek kızdım” diyor gülerek. İtfaiye ekibinde enerjisiyle göze çarpan Değermenci, ilk saha tecrübesini şu sözlerle anlatıyor:

İlk vakaya gittiğimde içimde bir korku vardı. Bize öğretilen malzemelerin hangisini kullanacağımıza karar veremedim heyecandan. Bu, beni ilk başta tedirgin etti; ama o yangınla mücadelede başarılı olunca kendime güvenim geldi.”

ÜÇ KARDEŞİNE DE İLHAM OLAN “FAZİLET”

Fazilet Nur Karataş da bu iş için İstanbul’a taşınanlardan. 24 yaşındaki Karataş, yine kendisi gibi itfaiyeci olan eşiyle ayrı şehirlerde yaşıyor. Eşi Konya’da, o ise İstanbul’da çalışıyor. İstanbul, başlarda Karakaş’ın gözünü korkutmuş. “İstanbul’da aileden ayrı yeni bir hayat, yeni bir çevre; buna ek olarak zorlu eğitim süreci” sözleriyle anlatıyor yaşadığı korkuyu Karataş. O da diğer arkadaşları gibi, inatçı bir karaktere sahip olduğunu aktarıyor. Ailesinin desteğini bu serüvenin başından beri hissettiğini vurgulayan Fazilet Nur Karataş, ikisi erkek biri kız olmak üzere üç küçük kardeşine de ilham kaynağı olduğunu, onların da itfaiyeci olmak istediğini söyledi. Karataş’a sahadaki ilk deneyimini sorduğumuzda yanıtı şöyleydi:

Sahada görev aldığım ilk ihbar, bir trafik kazasıydı. Karı-koca arabaya sıkışmışlar. Ben de evli olduğum için belki, bilmiyorum; ama kadının, ‘Kocam ses vermiyor’ diye bağırması beni çok etkiledi. Onları sağ salim arabadan çıkardık. Vaka anlarında insanları dışarıdan izliyorsunuz ve sizden yardım bekleyen bakışlarını görüyorsunuz. Bu çok özel bir his.”

KASKINI ÇIKAR DA KADIN OLDUĞUNU GÖRSÜNLER”

Rüveyda Tös, inşaat mühendisi. Ona yöneltilen “Şantiyede çalışamazsın, itfaiyeci olamazsın” yorumları Tös’ü hırslandırmış. Anlayacağınız üzere o da inatçı bir karaktere sahip. Beş kardeşin en küçüğü olan 27 yaşındaki Tös, “Yapamazsın” denilen şeylere daha da ilgi duyuyor. “Genelde de tercihlerim, ailemden, kuzenlerimden farklı oldu. Özgürlüğüme düşkün bir insanım” diye anlatıyor kendisini. Rüveyda Töz’ün ailesi, onun itfaiyeci olma kararını önce şaşkınlıkla karşılamış; ama o başardıkça ailesi de gururlanmış. Tös, kendisinden sonra gelecek kadın itfaiyecilere örnek olmak için çalışacağını söyledi. İlk saha deneyimini de şu sözlerle anlattı:

Sahadaki ilk deneyimim bir baharat fabrikası yangınıydı. Tesadüf, fabrikanın çalışanlarının yüzde 80’i de kadındı. Müdahale ettikten sonra kumandanım, ‘Kaskını çıkar da kadın olduğunu görsünler’ dedi. Fabrikada çalışan kadınların şaşkınlığı yerini biraz sonra mutluluğa ve umuda bırakacaktı. Duygu değişimi suratlarından okunuyordu. Beni takdir ettiler.”

HOLİGANIN YERİNİ ASLA UNTUMAM”

Ceyda Cırık, 22 yaşında. Teşkilatın en küçüklerinden. Aynı zamanda Mersin’in Erdemli ilçesinin ilk kadın itfaiyecisi. Sivil Savunma ve İtfaiyecilik mezunu olan Cırık da “İş bulamazsın” yorumlarına maruz kalmış. Yine de ailesinin ona olan inancı, büyük kuvvet kaynağı olmuş. İtfaiyeci olamasaydı, polis olmak için yine şansını deneyecekti. Daha önce de mülakatlara girdiğini aktaran Cırık’ı, İBB İstanbul İtfaiyesi’nin işe alım sürecinde en çok etkileyen şey ‘liyakat’ olmuş. Liyakatli işe alım sürecinin, inancını artırdığını söyledi. Cırık, sahadaki ilk deneyiminde başından geçen şu hikayeyi anlattı:

İlk saha deneyimimde tamamen çok heyecanlıydım. Üzerimizde ciddi bir sorumluluk var. İlk gittiğim vaka bir sıkışma olayıydı. Müdahaleye gittiğimizde, ‘holigan’ denilen özellikle çelik kapıları açmakta kullandığımız aletin yerini heyecandan unuttum. ‘Neredeydi acaba’ diye aranıp durdum. Neyse ki ekip arkadaşlarım hemen bana yardımcı oldu. Holiganın yerini bana gösterdiler. Bundan sonra holiganın yerini asla unutmam.”

BİR GÖZÜMÜZ YANGINDA BİR GÖZÜMÜZ YENİ GELEN ARKADAŞLARDA”

Fatih Biçer 13 yıldır İBB İstanbul İtfaiyesi teşkilatında görev yapıyor. 37 yaşındaki Biçer, meslek kariyerinde böyle bir ilke tanıklık etmekten dolayı duyduğu mutluluğu dile getiriyor. Hem yeni gelen itfaiyecilerin hem de kendisi gibi tecrübeli itfaiyecilerin bir adaptasyon içerisinde olduğunu söyleyen Biçer, kadınların şu zamana kadar asla bocalamadığına dikkat çekti. Her yangının, kendileri için de yeni bir tecrübe olduğunun altını çizen Biçer, “Sahada müdahale esnasında bir gözümüz yangında bir gözümüz yeni gelen arkadaşlarımızda. Onlara hep motive edici konuşmalar yapıyoruz. Yangın söndürüldükten sonra olayı birlikte değerlendiriyoruz, tecrübelerimizi aktarıyoruz” diye özetliyor bu uyum sürecini. Bizlere, istasyonda göreve başlayan kadın itfaiyecilerle olan şu anısını paylaşıyor:

Bu istasyonda gördüğünüz her şeyin ciddi bir ağırlığı vardır. İlk başta, ‘Bırakın ben taşıyayım’ refleksiyle yardıma geliyordum. Ancak, yardıma gerek duymadıklarını bize gösterdiler. Onların aramıza katılması teşkilatımızın gücüne güç katacak.”

İTFAİYE KIRMIZISI” GERİ DÖNDÜ

İBB İstanbul İtfaiyesi’ndeki değişim, kıyafetlere de yansıdı. Teşkilatın lacivert renkli üniformaları, modacı Arzu Kaprol’ün tasarladığı “itfaiye kırmızısı”nı barındıran kıyafetlerle değiştirildi. Yeni tasarım kıyafetler ilk olarak İtfaiye Haftası’nda Taksim’de görücüye çıktı. Vatandaşlar, İstanbul İtfaiyesi’nin yeni renklerini beğendi.