Türkiye her gün başka bir şiddet sarmalı ile uyanıyor: Türkiye'nin gerçek krizi kaybolan eğitim, kaybolan gelecek…

Türkiye her gün başka bir şiddet sarmalı ile uyanıyor: Türkiye'nin gerçek krizi kaybolan eğitim, kaybolan gelecek…

18.04.2026 11:55:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
Türkiye her gün başka bir şiddet sarmalı ile uyanıyor: Türkiye'nin gerçek krizi kaybolan eğitim, kaybolan gelecek…

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırıları, Türkiye'deki şiddet sarmalını bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Artan şiddet olaylarının nedenlerini değerlendiren uzmanlar, sorunun tek bir sebebe indirgenemeyeceğini ve toplumsal bağlardaki kırılmanın belirleyici olduğunu vurguladı.

HABER: GÜLNUR SAYDAM

Türkiye artık her yeni güne başka bir şiddet sarmalı ile uyanıyor. Ülke adeta koca bir cenaze evine döndü.

Trafikte, okulda, hastanede, emniyette, aile içinde hatta ibadethanelerde yapılan bıçaklı ve silahlı saldırılar onlarca yaşamı yok ederken, geride kalanlar güvensiz ve umutsuz bir yaşam döngüsü bırakıyor. İktidar sorunu dijital mecralara atıyor. Peki bu şiddet sarmalını gerçekte ne besliyor?

Cumhuriyet, Uzman Psikolog Tuvana Akyürek, Ekonomist Onur Çanakçı ve Derin Yoksulluk Ağı kurucusu Hacer Foggo ile konuştu.

‘TEK SEBEP YOK ORTAK KIRILMA VAR’

“Eskiden çocuklara sadece ‘kural’ öğretilmezdi, sorumluluk duygusu inşa edilirdi” diyen Uzman Psikolog Tuvana Akyürek, “Aile içi iletişim zayıfladı, sınırlar ya aşırı sert ya tamamen belirsiz.Dijital dünya gerçekliğin önüne geçti. Yasaklar azalmadı, anlamını yitirdi. Aile ile bağ zayıfladı, öğretmen ile bağ mesafeleşti, toplum ile bağ yüzeyselleşt” dedi.

Akyürek, “Aslında biz çok şey görüyoruz. Ama doğru yere bakmıyoruz. Bir çocuk bir gün aniden ‘tehlikeli’ hale gelmez. Geçmişi vardır. Belirtileri fark ediyoruz ama anlamlandırmıyoruz. Çocuk içine kapanıyor ‘ergenlik’ diyoruz. Öfkeleniyor ‘geçer’ diyoruz. Yalnızlaşıyor ‘kendi halinde’ diyoruz. Oysa bunlar sessiz sinyaller. Ve biz o sinyalleri ancak bir skandal olduktan sonra anlamlı buluyoruz. Biz erken fark etmiyoruz, geç şaşırıyoruz” diyerek soruna dikkat çekti.

YAYIN YASAKLARI DOĞRU MU?

Akyürek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yayın yasakları çoğu zaman bilgi akışını sınırlamak gibi görünür. Ama psikolojik açıdan baktığımızda başka bir risk daha var. Travmanın yayılması. Çünkü travma sadece olayı yaşayanları etkilemez. Sürekli maruz kalan, görüntüleri izleyen, detayları tekrar tekrar okuyan herkesin sinir sistemi bu olaya dahil olur. Buna psikolojide ‘kincil travmatizasyon’ diyoruz. Yani kişi olayın içinde değildir ama zihni ve bedeni o travmayı yaşamaya başlar. Neyi nasıl anlattığımız çok önemli”

HER OKULA BİR SOSYAL HİZMET UZMANI ŞART

Hacer Foggo da çözümlere yönelik şöyle dedi:

“MEB, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İçişleri, Adalet ve Sağlık Bakanlığı arasında veri paylaşımına dayalı, çocuk odaklı ortak bir takip mekanizması bulunmamaktadır. Oysa 2024 yılında güvenlik birimlerine getirilen çocuk sayısının 612 bin 651’e ulaşması, sorunun ulaştığı yapısal boyutu açıkça göstermektedir (TÜİK, 2024). Araştırmalar, çocukların yaşadığı çevrenin, ailenin hem suça yönelme olasılığını hem de karşılaştıkları suç türlerini belirleyen temel faktörlerden biri olduğunu göstermektedir. Bugün şiddet artmakta, okul terkleri çoğalmakta, devamsızlık yaygınlaşmakta ve her 8 çocuktan biri akran zorbalığına maruz kalmaktadır.”

“Şiddet artık yönetilemeyen bir krize dönüşmüş durumda” diyen Foggo, “Daha fazla güvenlik politikası bu sorunu çözmeye yetmemektedir. Nitekim 2018 yılında yürütülen ‘güvenli okul’ projelerine rağmen sorun ortadan kalkmamış, aksine derinleşerek devam etmiştir. Bu nedenle ilk ve acil adım olarak tüm okullarda Okul Sosyal Hizmet Programı hayata geçirilmelidir’ Okul Sosyal Hizmet Modeli ise bu parçalanmış yapıyı sahada birleştiren, kurumlar arası koordinasyonu sağlayan tek somut müdahale alanıdır” ifadelerini kullandı. 

‘5 MİLYON EV GENCİ VAR’

“Eğitim bütçesi faize giderken, çocuklar suça, ölüme, kayıp bir geleceğe sürükleniyor” diyen Onur Çanakçı ise “5 milyonu bulan ev gencimiz var. Okumuyor ve çalışmıyor. Bir babanın 12 saat çalışıp 30 bin TL kazanırken, yasa dışı yapılar çocuklara daha fazlasını teklif ediyor. Çocuk suçun içine çekilirken geleceği de kararıyor” ifadelerini kullandı.

Eğitime ayrılan bütçeye dikkat çeken Çanakçı, “1 trilyon 943 milyar eğitime ayırdığımız bütçe senesi olan 2026 yılında faizi ile ödeyeceğimiz tutar 2 trilyon 743 milyon TL şimdi biz evlatlarımıza yatırım yapacağımıza alın terimizi bir grup tefeciye harcıyoruz. Siyasilerin bir an önce kalıcı çözümler üretmesi lazım” dedi.