Türkiye; Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarında yaşamını yitiren çocuklara ağlıyor: Acılar üzerinden laikliğe saldırı!

Türkiye; Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarında yaşamını yitiren çocuklara ağlıyor: Acılar üzerinden laikliğe saldırı!

18.04.2026 04:00:00
Güncellenme:
Aytunç Ürkmez
Takip Et:
Türkiye; Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarında yaşamını yitiren çocuklara ağlıyor: Acılar üzerinden laikliğe saldırı!

Yargıtay’ca terör örgütü kabul edilen ve hilafet devleti kurmak için 40 farklı ülkede faaliyet yürüten Hizbuttahrir; Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları üzerinden laikliği hedefe koydu. Hizbuttahrir’den yayımlanan açıklamalarda; “Asıl suçlu laik düzendir, asıl sorumlular ise bu laik kapitalist düzenin koruyucularıdır. Yüz yıldır bu ülkede laik eğitim sistemi hâkimdir ve okullarımızda ‘ilke ve inkılaplar’ adı altında değerlerimizden uzaklaşan nesiller yetişmektedir. Bu gencecik çocukları profesyonel bir tetikçi soğukkanlılığıyla bu suça sevk eden kimdir? Yıllardır sıralarında diz çürüttükleri laik eğitim sistemi değil midir?” denildi.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırıları yurttaşları “okul güvenliği” açısından tedirgin ediyor. Şanlıurfa’daki okul saldırısında 16 kişi yaralandı. Kahramanmaraş’taki okul saldırısında ise 8’i öğrenci, 1’i öğretmen 9 yurttaş yaşamını yitirdi. Türkiye okul saldırısında kaybettiği canlara üzülürken, Yargıtay’ca terör örgütü kabul edilen ve hilafet devleti kurmak için 40 farklı ülkede örgütlü hareket eden Hizbuttahrir ise saldırılar üzerinden şeriat gündemine girişti. Hizbuttahrir’den yapılan yazılı açıklamada; okul saldırılarının ve çocukların şiddete yönelmesinin temelinde laikliğin olduğu savunuldu. 

‘ASIL FAİL LAİK DÜZENDİR’

Ürdün merkezli Hizbuttahrir’in Türkiye resmi sayfasından önceki gün yayımlanan yazılı açıklamada; “Kamuoyunu sarsan bu elim hadiselerden önemli derslerin çıkarılması gerekir. Asıl fail; bu toplumsal şiddeti besleyen, silahı, mafyayı, suçu ve suçluyu normalleştiren, her türlü fuhşiyatı ekran yolu ile kamuoyuna servis eden medya sisteminin dayandığı laik düzendir. Asıl fail; güçlüyü aklayıp zayıfın canını okuyan, parası, makamı ve şöhreti olanın yargılanmadığı, kimsesi olmayanların kaleminin kırıldığı bozuk hukuk sistemidir. Bu hukuk sistemi ile toplumsal huzur inşa edilemez çünkü onun da dayanağı yine bu laik düzendir” denildi.

‘ASIL SORUMLULAR LAİK-KAPİTALİST DÜZENİN KORUYUCULARIDIR’

Siyaset ve yargıdaki kirli ağların temelinde laikliğin olduğunun iddia edildiği açıklamada; “Mafya örgütleri ile partiler, siyasetçiler ve yargı çalışanları arasında kurulan çıkar ilişkisi, büyük şirketler ile devlet kurumları arasındaki rüşvet ağı, insanlar asgari ücretle kıt kanaat geçinirken paraya doymayanların yöneticiler ile kurdukları bağ, bu laik düzenin kokuştuğunun apaçık göstergesidir. Bu sebeple asıl suçlu laik düzendir, asıl sorumlular ise bu laik kapitalist düzenin koruyucularıdır” ifadeleri kullanıldı.

‘O OTORİTE RAŞİDİHİLAFETTİR’

“Laik düzende yapılacak özgürlükçü hiçbir yasa ve kanun bu sorunlara çözüm olmayacaktır” denilen açıklamada şu ifadeler kaydedildi:

“Bu sebeple toplumsal sorunların kaynağı olan bu laik kapitalist nizam kaldırılıp atılmalıdır. Karşı karşıya kaldığımız bu durumdan bizi kurtaracak olan İslam’dan başkası değildir. Âlimler, akademisyenler, siyasetçiler, eğitimciler, hukukçular ve bütün Müslümanlar, bu otoritenin ikamesi için konuşmalı, yazıp çizmeli ve çalışmalıdırlar. İşte o otorite Raşidihilafet devletidir.”

‘SUÇA SEVK EDEN LAİK EĞİTİM SİSTEMİ DEĞİL Mİ?’

Hizbuttahrir’in Türkiye propaganda yayını Köklü Değişim’den aynı gün yayımlanan farklı bir yazı da ise “Yüz yıldır bu ülkede laik eğitim sistemi hâkimdir ve okullarımızda ‘ilke ve inkılaplar’ adı altında değerlerimizden uzaklaşan nesiller yetişmektedir. Bu gencecik çocukları profesyonel bir tetikçi soğukkanlılığıyla bu suça sevk eden kimdir? Yıllardır sıralarında diz çürüttükleri laik eğitim sistemi değil midir? İslam’ın eğitim metodu artık gündemimizi hiç olmadığı kadar işgal etmelidir. Sokaklarımızın ‘Suffa’ ahlakı ile ahlaklanması ve o yüksek eğitim modelinin tozlu raflardan indirilmesi ivedi bir zorunluluktur” ifadeleri kullanıldı.