Tutuklu gazeteci Alican Uludağ'ın avukatı Abbas Yalçın, "Soruşturmanın İstanbul'da yürütülmesinin hukuki bir dayanağı yok" dedi. Yalçın, tutuklamanın hukuka aykırı olduğunu belirterek, karara itiraz edeceklerini duyurdu.
Uludağ’ın avukatı Abbas Yalçın, yazılı açıklamasında, müvekkilinin soruşturma süreci hakkında bilgi verdi.
ULUDAĞ NASIL GÖZALTINA ALINDI?
Alican Uludağ'ın, 18 yıldır Ankara’da yaşayan, mesaisini Ankara’da adliyelerde ve yüksek yargı birimlerinde icra eden Türkiye’nin en deneyimli yargı muhabirlerinden biri olduğunu belirten Yalçın, şunları kaydetti:
"Alican 18 yıldır olduğu gibi 19 Şubat günü mesaisine başlıyor. Sabah saat 10.00’da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bir basın açıklamasını alıntılayarak bir paylaşım yapıyor. O basın açıklamasında, ‘Casperlar’ olarak bilinen bir yapıya ilişkin soruşturmada elde edilen delillerden bazı kamu görevlilerinin örgütle dirsek teması içinde olduğuna, adli soruşturmalara ilişkin bilgileri örgüt yöneticilerine ilettiklerine dair tespitler yer alıyor.
Alican da bu açıklamayı alıntılayarak mafyanın artık sadece üyelerden ibaret olmadığını, siyasiler, bürokratlar, hakimler ve savcıların da bu yapılarla birlikte hareket edebildiğini ifade eden bir değerlendirme yapıyor. Soruşturma, bu paylaşımın hemen arkasından TCK 301 kapsamında, ‘yargı organlarını aşağılama’ iddiasıyla açılıyor. Bu suç izne tabi olduğu için Bakanlıktan izin isteniyor. Ancak 19 Şubat tarihli bu paylaşım, soruşturmaya hukuki bir görünüm kazandırmanın bir kisvesi. Nitekim bu paylaşımla soruşturmayı yürütmenin mümkün olmadığı anlaşılınca geriye dönük olarak 2025 yılına ait 22 ayrı paylaşım daha dosyaya ekleniyor. Bu kez TCK 299, yani Cumhurbaşkanına hakaret ve TCK 217/A, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlamaları gündeme getiriliyor."
"ANKARA’DAKİ SAVCILIKLAR BU PAYLAŞIMLARA SORUŞTURMA AÇMADI"
Tutuklamaya sevk yazısında suç tarihinin 19 Şubat 2026 olarak gösterildiğini belirten avukat Yalçın, "Bu doğru değil. Dosya içeriğinden anlıyoruz ki ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasına dayanak yapılan paylaşımların tamamı 2025 yılına ait. En yakını yaklaşık dört ay önce atılmış, bazıları bir yıl öncesine dayanıyor. Bir yıl boyunca Cumhurbaşkanının avukatları tarafından herhangi bir şikayette bulunulmamış. Ankara’daki savcılıklar da bu paylaşımlar nedeniyle bir soruşturma açmamış" ifadesini kullandı.
Buna rağmen İstanbul’da ve üstelik bir terör savcısı tarafından resen soruşturma başlatıldığını, savcıya, "Niçin terör savcılığındayız? Müvekkilimiz terör suçu ile mi suçlanıyor?" diye sorduklarında, "Hayır, terör suçu isnadı yok" yanıtını aldıklarını aktaran Yalçın, buna rağmen dosyanın terör savcılığında yürütüldüğünü, soruşturmanın İstanbul’da yürütülmesinin hukuki bir dayanağının bulunmadığını ifade etti.
Avukat Abbas Yalçın, "Gerekçe olarak Cumhurbaşkanı’nın ikamet adresinin İstanbul’da görünmesi söyleniyor. Ancak yılın büyük bölümünü Ankara’da geçiren ve görevini oradan icra eden bir Cumhurbaşkanı bakımından bu gerekçe hukuki bir açıklama değildir" değerlendirmesini yaptı.
"PAYLAŞIMLARIN TAMAMI YAPTIĞI HABERLERE DAYANIYOR"
Uludağ'ın paylaşımlarının tamamının olgusal temele, yaptığı haberlere, yargı kararlarına, resmi açıklamalara ve yürütülen soruşturmalara dayandığını aktaran Yalçın, şöyle devam etti:
"Herkes girip Twitter hesabına bakabilir. Hangi paylaşımın yanıltıcı olduğu, hangisinde hakaret bulunduğu sorulduğunda somut bir cevap verilemiyor. Biz bu paylaşımların hiçbirinde hakaret görmedik. Hakimlik sorgusunda Alican, 'Ben özellikle vize bile almıyorum. Vize başvurusunda bile bulunmuyorum. Çünkü yıllardır hakkımda Twitter’da bir karalama kampanyası var. Kaçtı, kaçacak denmesin diye vize dahi almıyorum' dedi. Buna rağmen evinden alınıp İstanbul’a getirilen bir kişi hakkında kaçma şüphesinden söz edilerek tutuklama kararı veriliyor. Tutuklama gerekçesi şu, evinde yakalanmış olması kaçma şüphesi olduğuna dayanaktır. Suçlamaya konu edilen paylaşımlar dosyada. Toplanacak ya da karartılacak başkaca bir delil de yok ama bir diğer tutuklama gerekçesi delil karartma olarak belirtilmiş.
Biz tutuklamanın hukuka aykırı olduğunu düşünüyoruz ve karara itiraz edeceğiz. Ancak tutukluluk devam edecekse bile bunun Ankara’da bir cezaevinde sürdürülmesi mümkündür. İki çocuğu ve eşi Ankara’da. Ailesinin yüzlerce kilometre yol katederek İstanbul’a gelmek zorunda bırakılması hem kendisi hem ailesi açısından açık bir mağduriyettir. Bu soruşturmanın hiç açılmaması gerekirdi. Bu tutuklamanın hiç olmaması gerekirdi. Ama olacaksa da bu şekilde olmamalıydı. Yürütülen işlemlerin tamamının hukuka aykırı olduğunu düşünüyoruz ve gerekli tüm hukuki başvuruları yapacağız. Alican da ifadesinde 'Halka asla yalan söylemedim. İşimi doğru yaptım. Bundan geri adım atmayacağım, susmayacağım' dedi. Mesajı çok açık."