Yankı Bağcıoğlu: 'Güçlü ordu sadece ateş gücüne sahip olan değil, yaralısını yaşatan ordudur'

Yankı Bağcıoğlu: 'Güçlü ordu sadece ateş gücüne sahip olan değil, yaralısını yaşatan ordudur'

6.04.2026 10:50:00
Güncellenme:
ANKA
Takip Et:
Yankı Bağcıoğlu: 'Güçlü ordu sadece ateş gücüne sahip olan değil, yaralısını yaşatan ordudur'

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, "Askeri sağlık eğitimi veren kurumlar, yalnızca birer okul değil; aynı zamanda bir kurumsal kültür ve aidiyet merkezidir. Bu yapı, personeline hem mesleki yetkinlik hem de 'birlikte görev yapma' bilinci kazandırır. Dışarıdan kısa süreli görevlendirmelerle bu kültürün oluşturulamadığı tecrübeyle görülmüştür. Son gelişmeler göstermiştir ki askeri sağlık sistemi bir lüks değil, bir zorunluluktur. Güçlü ordu, sadece ateş ve manevra gücüne sahip olan değil, yaralısını yaşatan ordudur" açıklamasını yaptı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, yazılı açıklamasında, NATO içinde yüksek harekat temposuna sahip olup buna karşılık askeri sağlık sistemine sahip olmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu belirtti. Bağcıoğlu, "Bu, basit bir organizasyon eksikliği değil, sahada doğrudan hayat ve görev kaybına yol açabilecek stratejik bir boşluktur. Çünkü yüksek harekat temposu, aynı hızda işleyen bir sağlık zinciri gerektirir" ifadelerini kullandı. 

Türkiye'nin çevresinin, savaşlar ve çatışmalarla çevrili olduğunu, yakın coğrafyada yaşanan her krizin aynı gerçeği gösterdiğini belirten Bağcıoğlu, şunları kaydetti:

"Modern savaşta sadece ateş gücü yetmez. Yaralıyı yaşatamayan, onu sahadan çekip stabilize edemeyen bir ordu, uzun vadede gücünü sürdüremez. Her çatışma bir dersse, bu dersin özeti nettir: Savaşta asıl güç, ateş altında yaşatabilmektir.

Yaralı askerine ne kadar hızlı ulaştığı, onu savaş koşullarında nasıl hayatta tuttuğu ve moral gücünü nasıl koruduğu da en az silah kadar önemlidir. Bu nedenle askeri sağlık sistemi, savunma yapısının 'görünmeyen zırhı'dır. Muharebe sahasında saniyeler belirleyicidir. İlk temas anında yaralanan personelin, uçaktan atlamayı başaran pilotun, hareket kabiliyetini kaybetmiş denizaltıdan acil çıkış yapmış denizaltıcının yaşama şansı, sahadaki eğitimli askeri sağlıkçıya, doğru ekipmana ve kesintisiz tahliye zincirine bağlıdır. Bu zincir kırıldığında kayıp sadece bir asker değildir, görev, birlik ve operasyonun tamamıdır. Çünkü çoğu zaman 'altın saat' değil, 'altın dakikalar' vardır. 

"ZOR ARAZİ, YOĞUN TEMAS VE SINIRLI İMKANLAR ALTINDA KLASİK SİVİL SAĞLIK YAKLAŞIMI YETERSİZ KALIR"

Komando ve özel kuvvet operasyonlarında şartlar çok zorlaşır. Bunun örneğini bölgemizde yaşanan son gelişmelerde şahit oluyoruz. Zor arazi, yoğun temas ve sınırlı imkanlar altında klasik sivil sağlık yaklaşımı yetersiz kalır. Ateş altında intikal, müdahale, hızlı karar alma ve yaralıyı koruyarak tahliye etme ancak askeri tıp doktriniyle mümkündür. Özellikle muhasım kontrolündeki bölgelerden personel kurtarma görevinde sağlık uzmanlığına ihtiyaç duyulabilir. Personel Kurtarma Timleri, ileri travma müdahalesi uygular, yaralıyı stabilize eder, tahliye eder ve yaşatır. Denizaltıdan personel kurtarma görevlerinde risk daha da büyür. Paraşütle Arama Kurtarma (PAK) timleri bu alanda kritik bir rol üstlenir. Paraşütle olay yerine intikal eder, ilk müdahaleyi yapar ve yaralının hayatta kalmasını sağlar. Ancak bu kabiliyetler, güçlü ve entegre bir askeri sağlık sistemi olmadan sürdürülebilir değildir."

"ASKERİ SAĞLIK SİSTEMİ BİR LÜKS DEĞİL, BİR ZORUNLULUKTUR"

Yankı Bağcıoğlu, askeri sağlık sisteminin, harekat sahasında ilk müdahale timlerinden başlayan, sahra hastaneleriyle devam eden, hava ve deniz tahliye sistemleriyle desteklenen çok katmanlı bir yapı olduğuna işaret ederek, "Bu sistemin kalbinde ise eğitim vardır. Askeri sağlık personeli; savaş cerrahisi, travmatoloji, KBRN tehditleri, psikolojik dayanıklılık ve taktik tıp konularında özel eğitim alır. Bu eğitim sadece tıbbi değil, aynı zamanda askeridir. Çünkü sahada sağlık personeli gerektiğinde bir asker gibi hareket etmek zorundadır. Bu nedenle askeri sağlık eğitimi veren kurumlar, yalnızca birer okul değil, aynı zamanda bir kurumsal kültür ve aidiyet merkezidir. Bu yapı, personeline hem mesleki yetkinlik hem de 'birlikte görev yapma' bilinci kazandırır. Dışarıdan kısa süreli görevlendirmelerle bu kültürün oluşturulamadığı tecrübeyle görülmüştür. Son gelişmeler göstermiştir ki askeri sağlık sistemi bir lüks değil, bir zorunluluktur. Güçlü ordu, sadece ateş ve manevra gücüne sahip olan değil, yaralısını yaşatan ordudur" ifadelerini kullandı.