Türkiye'de yaşlılık artık sadece biyolojik bir süreç değil; ekonomik kriz, sosyal izolasyon ve bakım çıkmazı arasında verilen bir hak mücadelesi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verileri, Türkiye’nin demografik yapısındaki keskin değişimi ortaya koydu. Yaşlı nüfus son beş yılda yüzde 20.5 artarak 9.5 milyonu aşarken her dört haneden birinde en az bir yaşlı yurttaş yaşıyor. Ancak bu artışa, derinleşen yoksulluk ve sosyal izolasyon eşlik ediyor. Yaşlı nüfusun yüzde 22.8’i (yaklaşık her 4 yaşlıdan biri) yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Kadınlarda bu oran yüzde 23.6 ile daha yüksek.
18-24 Mart Yaşlılara Saygı Haftası’nda Cumhuriyet’e konuşan Ege Geriatri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Ülgen, “Bugün emekli maaşlarının 20 bin liranın dahi altında kaldığı bir ortamda, yaşlıların toplumsal hayata katılımı, sosyalleşmesi ve kültürel etkinliklere erişimi imkânsız hale geliyor. Yaşlı yoksulluğu sadece bir cüzdan meselesi değil, yaşlının toplumdan koparılması meselesidir” dedi.
''LÜTUF DEĞİL ZORUNLULUK''
Ülgen, kentlerin yaşlı dostu olmadığını ve yapısal sorunların yaşlıları eve hapsettiğini vurgulayarak “dört-beş katlı binalarda asansörün olmaması, o yaşlının sokağa çıkamaması demektir. Sokaklar, kaldırımlar ve ulaşım sistemleri yaşlılar için engellerle dolu. Güvenli yaşam alanları lütuf değil, hak temelli bir zorunluluktur” diye konuştu. Ülgen, yaşlıların sağlıklı gıdaya erişemediğine dikkat çekerek “Bir öğün bile yiyemediklerini, protein yerine hamur işiyle beslendiğini görüyoruz. Bu durum bağışıklık sistemini çökertiyor ve hastalıklara açık hale getiriyor. Toplumun yaşlısını doyuramamasının sağlık gideri maliyeti, verilecek ekonomik destekten çok daha yüksek” uyarısında bulundu.
Ülgen, yaşlı kadınların yaş ve cinsiyet tabanlı yaşadığı çoklu ayrımcılığı ve bakım yükünün kadına yüklenmesini şu sözlerle eleştirdi: “Geleneksel aile yapısı adı altında bakım sorumluluğunu kadına yüklemek, aslında görünmez ve güvencesiz bir kadın emeği sömürüsüdür. Kadın hem kendi yaşlılığında yoksullukla boğuşuyor hem eşine, annesine, babasına bakarken tükeniyor. Bakım sisteminin acilen hak temelli bir kamu hizmetine dönüşmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.