İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, bundan tam 1 sene önce gözaltına alındı. Partinin genel başkanı Özgür Özel aynı gün, yurttaşlara belediye binasının bulunduğu Saraçhane’de toplanma çağrısı yaptı. İstanbul Valiliği, 19-23 Mart tarihleri arasında dört gün süreyle her türlü toplantı, gösteri ve basın açıklamasını yasakladı. Ancak oylarına ve demokratik haklarına sahip çıkmak isteyen, gençlerin çoğunlukta olduğu binler, daha sonra yüz binler meydanda bir araya geldi.
GEREKÇELİ KARARLAR ORTAK
Ülkenin birçok ilinde düzenlenen protestolarda, aralarında gazetecilerin de yer aldığı bini aşkın kişi gözaltına alındı, onlarcası tutuklandı. Geride bıraktığımız bir senede Saraçhane eylemleri kapsamında hiç tutuklu kişi kalmadı, neredeyse tamamı beraat etti. Açıklanan gerekçeli kararlar ise hep aynı oldu: “Atılan sloganlar eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında, eylemler anayasal hakkın kullanımı kapsamında.”
POLİSTEN SERT MÜDAHALE
Protestolar sürecinde polisin sert müdahalesi tepkilere neden oldu. Elinde Türk bayrağı, Atatürk portresi olan gençler, haber takibi yapan gazeteciler başta olmak üzere çok sayıda kişi gözaltına alındı. Dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, 19-23 Mart 2025 tarihleri arasında yapılan protestolarda 1418 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.
İLK KEZ HÂKİM KARŞISINDALAR
Yüzlerce kişi, “2911 sayılı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmak ve polisin dağılma ihtarına uymamak” suçlamasıyla gözaltına alınırken, çok sayıda kişiye, attıkları sloganlar nedeniyle ayrıca “cumhurbaşkanına hakaret“ suçlaması da yöneltildi. Bu süreçte onlarca genç tutuklu yargılandı, yüzlercesi de Çağlayan Adliyesi’nde yaşamında ilk hâkim karşısına çıkmak zorunda kaldı. Kamuoyunda “Saraçhane davası” olarak bilinen yargılamalarda çok sayıda avukat gençlere destek oldu, ücretsiz şekilde avukatlıklarını üstlendi. Duruşmaların neredeyse tamamında savcılar, gençlerin “tutukluluklarının devamını” talep etse de hâkimler aksi karar vererek tüm sanıklar hakkında tahliye kararı verdi. Şu anda İstanbul’da bu dava kapsamında tutuklu kimse bulunmuyor. Dosyaların neredeyse tamamında da beraat kararı verildi ancak yargılaması tamamlanmamış olanlar var.
GAZETECİLER DE YARGILANDI…
Bir başka gerekçeli kararda ise mahkeme, gazeteci sanıkların olay yerinde mesleklerini icra etmek amacıyla bulunduğunu, avukat sanıkların ise anayasal bir hakkın kullanımı kapsamında alanda yer aldığını belirtti. Öte yandan İstanbul Barosu’nun Valiliğin yasak kararına karşı açtığı dava sonucunda İstanbul 3. İdare Mahkemesi, söz konusu yasağı iptal etti. Mahkeme, Valiliğin il genelini kapsayan ve coğrafi bir sınır belirtilmeyen yasak kararının hukuk devletiyle bağdaşmadığına hükmetti. Kararın gerekçesinde, yasağın demokratik toplum düzeni için gerekli olmadığı vurgulandı.
HUKUK DERSİ
Mahkemelerin açıkladığı gerekçeli kararlar da dikkat çekti. Örneğin Saraçhane eylemleri kapsamında, “cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla tutuklu yargılanan 7 gence verilen beraat kararının gerekçesi açıklandı. İstanbul 19. Asliye Ceza Mahkemesi, eylem sırasında atılan sloganların eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını kaydetti. İstanbul 62. Asliye Ceza Mahkemesi, ”Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla yargılanan toplam 99 kişi için beraat kararı verdi. Mahkeme, toplanma ve gösteri yürüyüşü özgürlüğünün, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin 20., Türkiye’nin taraf olduğu Medeni ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 21. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesinde koruma altına alındığını vurguladı.
''TARİHİ BİR DÖNÜM NOKTASI''
Avukat Enes Ermaner, Saraçhane davalarında gazetecilerin de yargılanmasına dikkat çekerek şunları söyledi:
“19 mart 2025 tarihi tüm ülke için olduğu gibi biz avukatlar ve gazeteciler için de tarihi bir dönüm noktası oldu. Basın emekçileri üzerinde giderek artan baskılar sonrası 19 mart sonrası tepe noktasına ulaştı ve gazetecilik faaliyetleri nedeniyle alanda bulunan birçok gazeteci gözaltına alındı ve hatta tutuklandı. Nitekim bu süreçlerin yargılamaya dönüşmesi sonucu birçoğu beraat etti fakat yaşatılan bu hukuksuzluklar yaşanmış olduğuyla kaldı. Bu olayların üzerinden 1 sene geçmiş olmasına rağmen bu hukuksuz yargı pratikleri malesef hala yaşatılmaya devam ediyor. Yargılanmasına başlanan İBB davasında da iddianamenin ortaya çıkması ve ifadelerin başlaması sonrası dosyanın tümüyle hukuki delil ve dayanaktan yoksun olduğu açık bir şekilde ortaya çıktı. Dilerim ki bir sonraki yıl dönümünde artık bu hukuksuzlukları artık yaşamıyor konuşmuyor oluruz.”
''HUKUK SKANDALLARI YAŞANDI''
Yargılama sürecinde çok sayıda gönüllü avukat emek harcadı. Onlardan birisi de avukat Atahan Öztürk’tü. Cumhuriyet’e konuşan Öztürk şöyle dedi: “Geride kalan bir yıl içerisinde Saraçhane ve toplumsal dosyalar içerisinde “hukuk skandalı” olarak değerlendirebileceğimiz birçok husus yaşandı tabii ki. Saraçhane dosyalarını bütün olarak incelememiz gerekiyor. Sanık olarak dosyada bulunan kişilerin ‘mağdur’ olarak kabul edilip duruşmadaki sorgulardaki beyanlarda da savunma yapmadıkları, yaşadıkları mağduriyetleri anlattıklarını kabul etmemiz gerekiyor. Bu açıdan süje olarak mağdur beyanları dosyaların temelini oluşturmaktadır. Hukuki açıdan ise maalesef ki dosyalar savcılık aşamasında özensiz, kötü niyetli ve eksik hazırlanarak iddianame hazırlanıyor. Bu iddianamelerin iade edilmesi gerekirken mahkemeler tarafından kabul edilerek yargılama aşamasına geçiliyor. Bu durum ise şu ana kadar dosyalarda beraat kararı verilmesini zorunlu bir unsur olarak bizlere gösteriyor. Dosyaların savcılık aşamasında yapılması gereken hiçbir işlem yapılmıyor, şüphelilerin lehine olan delillerin toplanmadığını ve delil toplama faaliyetinin ise kolluk tarafından verilen kısıtlı bilgi üzerinden yapıldığını görmekteyiz. Bu eksik araştırma kovuşturma aşamasında mahkemenin delil toplamasına sebep oluyor ve kovuşturma sırasında ilgili eylemlerin suç teşkil etmediği yönünde karar verildiğini görüyoruz. Bu bizim düşünce özgürlüğümüzü, ifade özgürlüğümüzü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkımıza kimlerin neden ve nasıl saldırmakta olduğunu göstermektedir. Her zaman ifade özgürlüğünü, düşünce özgürlüğünü, toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarını korumaya çalışacağız.”
''ALET OLAN İLERİDE YARGILANACAK''
Saraçhane davalarında gönüllü olarak gençlerin avukatlığını üstlenen Kerim Bütün, Cumhuriyet’e konuştu. Bütün, şunları söyledi: “Biz toplumsal davaların takipçisi avukatlar olarak sistematik engellemelerle karşılaştık. Birçok müvekkilimizle 12 saat boyunca Emniyet kapısında beklediğimiz halde görüşemedik. Demokratik hakkını kullanan yurttaşların çıplak arama, kaba dayak ve hakaret gibi sistematik hak ihlallerine, işkencelere uğradığı bir süreci yaşadık. Çağlayan Adliyesi’nde önce serbest bırakıldığı açıklanan sonra tutuklananlara tanık olduk. Yine bu süreçte gözaltına alınan öğrencilere ifade işlemi sırasında ‘Türkiye laikliktir laik kalacak’ sloganı atıp atmadığı dahi soruldu. 18 yaşındaki gençlere ‘devletin gücü’ gösterilmeye çalışıldı. Gezi Parkı korkusuyla Taksim’de gerçekleşen ‘Duran insan’ eylemine bile dava açıldı. Ben de nasibini alanlardanım. Hakkımda üç ayrı adli soruşturma açıldı. Benim dışımda da birçok meslektaşım haksızlığa uğradı, darp edildi, tutuklandı. Bu dönemde avukatlık yapmak adeta suç sayıldı. Tek bir cümleyle söylemek gerekirse hukuk siyasetin bir enstrümanına dönüştürüldü. Bunu engellemek için uğraştık, uğraşmaya devam edeceğiz. Yargıçlık ve savcılık görevleri sırasında buna alet olanların yargılanacağına eminiz...”