Doğal afet tahminlerinde yapay zekâ devrimi: Yıkıcı felaketler artık nasıl öngörülecek?

Doğal afet tahminlerinde yapay zekâ devrimi: Yıkıcı felaketler artık nasıl öngörülecek?

26.06.2026 16:28:00
Güncellenme:
Haber Merkezi
Takip Et:
Doğal afet tahminlerinde yapay zekâ devrimi: Yıkıcı felaketler artık nasıl öngörülecek?

Küresel ısınma ve iklim krizinin tetiklediği şiddetli hava olayları dünyayı giderek daha fazla tehdit ederken, bilim insanları ve risk analistleri çareyi yapay zekâda (YZ) buldu. Uzun yıllardır kullanılan geleneksel ve maliyetli afet modelleri, yerini saniyeler içinde binlerce yıllık hava olayını simüle edebilen üretken yapay zekâ teknolojilerine bırakıyor.

Hükümetler, sigorta şirketleri, bankalar ve enerji devleri, aşırı hava olaylarının yaratabileceği yıkımları ve finansal kayıpları hesaplamak için on yıllardır "felaket modellemesi" (catastrophe modeling) sistemlerini kullanıyor. Ancak bilim dünyasında yaşanan son teknolojik atılımlar, bu alanda kuralları yeniden yazıyor. Uzmanlar, yapay zekânın afet tahminlerindeki kısıtlamaları ortadan kaldırarak insanlığa eşi görülmemiş bir öngörü yeteneği kazandırdığına dikkat çekiyor.

GELENEKSEL MODELLER NEDEN YETERSİZ KALIYOR?

Bugüne kadar felaket risklerini hesaplamada ağırlıklı olarak "fizik tabanlı" modeller kullanılıyordu. Dünyayı sanal hücrelere bölerek hava ve sıvı akışını denklemlerle hesaplayan bu sistemler, muazzam bir bilgisayar işlemcisi gücü gerektiriyor. Bilim insanları, incelenen coğrafi alan büyüdükçe veya hava olayının detayı arttıkça sistemin daha da yavaşladığını ve maliyetlerin katlanarak arttığını belirtiyor. Gözlemlenebilir hava durumu verilerinin yalnızca son 100 yılı kapsaması ise, iklim krizinin getirdiği yeni ve sıra dışı tehlikeleri öngörmede geleneksel modelleri çaresiz bırakıyor.

SENTETİK VERİLERLE GELECEĞİN FIRTINALARI ÇİZİLİYOR

Bu noktada devreye "Üretken Yapay Zekâ" (GenAI) giriyor. İsviçre merkezli reasürans devi Swiss Re bünyesindeki Fathom gibi risk modelleme şirketleri, "difüzyon" (yayılım) adı verilen gelişmiş bir yapay zekâ teknolojisi kullanmaya başladı. Geçmişteki bin yıllık hava durumu verisiyle eğitilen yapay zekâ, bu verileri harmanlayarak 2030 yılı ve sonrası için on binlerce yıllık "sentetik ama fiziksel olarak makul" yeni fırtına senaryoları üretiyor.

Öte yandan, eski sistemlerde 100 kilometrekarelik geniş ve kaba haritalar üzerinde yapılan tahminler, yapay zekânın "görüntü netleştirme" yeteneği sayesinde 10 kilometrekarelik çok daha dar ve spesifik alanlara indirgenebiliyor. Bu granüler (yüksek çözünürlüklü) yapı, şiddetli bir fırtınanın tam olarak hangi mahalleyi nasıl sular altında bırakabileceğini olağanüstü bir doğrulukla hesaplama imkânı sunuyor.

Image

EŞZAMANLI ÇOKLU RİSK ANALİZİ DÖNEMİ BAŞLADI

Yapay zekânın afet yönetiminde yarattığı bir diğer devrim ise farklı felaketlerin birbirleriyle olan etkileşimini aynı anda analiz edebilmesi. Dünyanın en büyük risk analizi şirketlerinden Verisk, geliştirdiği yeni yüksek çözünürlüklü Avrupa risk modeli sayesinde şiddetli yağmur ve kasırga gibi iki farklı afeti tek bir ekranda eşzamanlı olarak modelliyor. Verisk'in ekstrem olay çözümleri baş araştırmacısı Jay Guin, yapay zekânın rüzgar ve yağmurun mekansal değişkenliğini olağanüstü bir hassasiyetle saptadığını ve simülasyonların artık gerçeğe en yakın düzeyde olduğunu vurguluyor.

Buna ek olarak Moody's gibi uluslararası derecelendirme kuruluşları, orman yangınları ve tayfunların yarattığı fiziksel yıkımın boyutlarını ve sigorta maliyetlerini hesaplamak için uydulardan gelen görüntüleri doğrudan yapay zekâya analiz ettiriyor.

SİSTEMİN SINIRLARI VE "HALÜSİNASYON" RİSKİ

Bütün bu teknolojik sıçramalara rağmen uzmanlar, sistemin zaaflarına karşı kamuoyunu ve şirketleri uyarmayı ihmal etmiyor. Fathom'un Baş Bilim Sorumlusu Oliver Wing, yapay zekânın zaman zaman "halüsinasyon" olarak adlandırılan sahte veya fizik kurallarına aykırı veriler üretebildiğine dikkat çekiyor. Wing, yapay zekâ modellerinin mutlaka yetkin bilim insanlarının denetiminde olması gerektiğini belirtirken, yapay zekânın asıl gücünün, insanlık tarihinde henüz hiç yaşanmamış ama iklim kriziyle birlikte yaşanması muhtemel olan "uç riskleri" hesaplayabilmesinde yattığının altını çiziyor.

Sektör temsilcileri, bu yeni teknolojinin Bangladeş ve Brezilya gibi iklim krizine en açık ancak finansal olarak göz ardı edilen yoksul ülkeler için de çok daha uygun maliyetli ve güvenilir afet sigortası modelleri yaratabileceğini belirtiyor.