Ceylan Adanalı Kabadayıoğlu

Merkezi sınav kalkarsa eğitim kalelerimiz yıkılır

18 Eylül 2017 Pazartesi

Sayın Cumhurbaşkanının “TEOG’u artık istemiyorum” söylemi Türkiye’nin gündemine bomba gibi düştü.

Tüm dünyada ülkelerin eğitim politikaları o ülkelerin gelecekteki sosyo-ekonomik yapısını yönlendiren yegane unsurken bizim ülkemizde eğitime dair reform denebilecek kararlar yazık ki anlık açıklamalarla alınabiliyor.

Zaten bu yüzden dünya ülkeleri ortalama 8-14 yıl boyunca sade, değişmeyen, bir o kadar da etkin müfredatıyla aynı eğitim sistemini kullanıyorken biz 11 yılda 13 eğitim reformu yaparak rekora koşuyoruz.

* * * * *

Konu TEOG sınavı değil.

Geçen yıla kadar 120 sorusunu kusursuz hazırlayamadığımız bir sınav olan TEOG’un; Skandal yanlışlarıyla her yıl milyonlarca öğrenciye ve veliye ızdırap çektirdiği zaten yıllardır tartıştığımız bir gerçek.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın TEOG’un öncesini ve sonrasını iyi planlayamadığı, hata üstüne hata yaptığı, yaptığı yanlışları yama usulü kapayarak daha da büyük yanlışlara sebebiyet verdiği ve her sene çığ gibi büyüyen sorunlar yumağında adeta gitgide kaybolduğu da bir gerçek.

Kaldı ki bütüne bakıldığında; bu yıl TEOG Nisan sınavında 17binden fazla öğrencinin tam puan yapması, öte yandan bu yıl üniversitelerde 214 bin kontenjanın boş kalması, ülkemizde diplomalı işsizlerin sayısının 7milyonu bulması gibi gerçekler varken TEOG kalkmış ya da kalmış ne önemi var?

* * * * *

Konu liselere girişte etkin, kalıcı, projelendirilmiş ve merkezi bir seçme sisteminin olmaması durumunda yaşayacaklarımız.

Farzedelim ki TEOG kalktı ve liseye girişte her okul kendi alım kriterlerini belirleyerek kendi öğrencisini seçmeye başladı.

Bu kriterlerden biri okul başarısı, diğeri ise mülakat.

O durumda; Başta son yıllarda başarısızlığı tescillenen imam hatipler olmak üzre çoğu liselerde önüne geçilemez ve kontrol edilemez boyutta hormonlu not uygulaması başlayacak ve bu liseler kendini aklayacaktır.

Mülakatlar ise, şüphesiz ki torpilli öğrenci alımının önünü sonuna dek açacaktır.

Denetleme mekanizmasının işlevselliğinin mümkün olmayacağı bu sistemde liseye girişte sağlıklı ve adaletli bir seçim süreci yürümeyecek, bir nevi “liseye girişte öğrenci seçme“ kalkmış olacaktır.

* * * * *

Liseye girişte merkezi seçme kalkarsa ne olur?

Liseye girişte merkezi seçme kalkarsa eserleriyle ve fikirleriyle zamanın ötesine geçmiş sanatçılarmızı, edebiyatçılarmızı, müzisyenlerimizi, siyasetçilerimizi yetiştirmiş olan liselerimizin….

Türk bilim, sanat, spor, siyaset dünyasına damgasını vuran pek çok değerli ismi, ticaret dehasını bu ülkeye kazandıran liselerimizin….

Yani ÜLKEMİZİN KALESİ OLAN LİSELERİMİZin kapısı herkese açılır.

Neredeyse herkese!

Notları hormonlu olup gerçekte başarısız öğrencilere de…

Bugüne dek başarısız damgasıyla etiketlenmiş olan İmam Hatipliye de.

* * * * *

Bu liselerimizin kapısı herkese açılırsa ne olur?

Türkiye’nin aydın fikirli modern insanlarını yetiştiren, öğrenciye sadece diploma değil bir kimlik, bir vizyon, bir kültür katan bu liselerimiz yıkılır.

Başka bir deyişle; EĞİTİMDEKİ YIKILMAZ SON KALELERİMİZ OLAN LİSELERİMİZ YIKILIR.
Bir anda değil, yavaş yavaş.

Önce bu okulların yetiştirdiği; kalplerinde Atatürk sevgisi, vatan sevgisi, insan sevgisi, hayvan sevgisi, doğa sevgisi olan öğrencilerin sayısı azalır.

Sonra ülkesinde olan olaylara orantısız zekaları, ince göndermeleri ve mizahları ile tepki vererek zaman zaman tüm dünyanın gündemine oturan gençliğin vizyonu ve profili değişir.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

23 Nisansız çocuklar 23 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları