Ahlaktan söz açıyorsanız?

22 Haziran 2015 Pazartesi

Siyasal ahlaktan söz açıyorsanız eğer; hırsızlıklara, rüşvetlere, gizli pazarlıklara izin vermeyeceksiniz. Siz, eğer ahlaklı iseniz, zaten yapmayacaksınız da, yapanı da bulup cezalandıracaksınız.
Öyle, ‘bu bizdendir, bizim adamımızdır, ortaya çıkarsa iktidarımız zarar görür’ falan demeyeceksiniz.
Eğer bunları yapıyorsanız, yapanı biliyorsanız, bilip de üstünü örtüyorsanız, olur ya, o zaman da ahlaktan söz etmeyeceksiniz.
Entrika yapıyorsanız, tuzak kuruyorsanız, gizli dinlemelerle, gizli kamera kayıtlarıyla dosya tutup tehdit ediyorsanız, olur ya, işte o zaman ahlaktan söz etmeyeceksiniz.
Hukuku kendi cinayetlerinize alet etmeyeceksiniz. ‘İşte bu işin davası görülmektedir, bizimle ilgisi yoktur’ falan demeyeceksiniz. Siz yaptınız, kapalı kapılar ardında pişirip kotardınız. Sonra da ellerinizi yıkar gibi yaptınız.
Ama el yıkamakla kanlı el temizlenmez, bunu bilemediniz.

***

Ustanız Adnan Menderes’in de eli kanlıydı. Gençlerin kanı bulaşmıştı eline. İsmet İnönü’nün başına atılan taşın kanı bulaşmıştı. Halkın din duygularını ilk gıdıklayanlardı onlar.
Kendini sıkıştıran DP grubuna ‘siz isterseniz hilafeti bile getirirsiniz’ diyerek bütün bakanlarının istifa ettiği toplantıdan kendini kurtarmıştı. O da kendi diktatörlüğüne sığınmaya çalışmış ama başaramamıştı. 27 Mayıs ‘Ordu Gençlik El ele’ diyenlerin darbesiyle yıkılmıştı.
ABD’nin Türkiye’ye adım atışı onun dönemindedir.

***

Süleyman Demirel ve Adalet Partisi.
Genç, zeki, enerjik bir yüksek mühendis. Devlet Su İşleri Genel Müdürü. Barajlar kralı. ABD Başkanı Johnson’la fotoğrafı var. Amerikan Morrison firmasının temsilcisi. Hep onun temsilcisi olduğunu hiç unutmadı.
Uluslararası sermayenin iyi yetişmiş sadık ‘keyman’i, ‘anahtar adamı’. Kim olduğunu biliyor. Sınıfsal bilincini hep aklında tuttu. Solu, solcuları, emekçileri, aydınları ‘kafaları ezilecek’ yaftasının altına yerleştirdi.
Zekâsını pragmatizmin (yararcılığın) emrine verdi, taktik becerisini oportünizmin (fırsatçılığın) aralığında kullandı. Demagojiyi sanat düzeyine yükseltti. Saldırgan öfkesini gülümsemesinin ardına gizledi, alacağı intikamı hoşgörü paravanının arkasına sakladı.
Deniz Gezmiş’lerin idamı onun yönettiği bir cinayet törenidir.
Salvador Allende’nin öldürülüşünü ‘eyi oldu eyi’ diye karşılamış, ‘ama efendim, Allende seçimle gelmişti, General Pinochet darbe yaptı’ denince de ‘eyi oldu eyi’yi tekrarlamıştı.
Unutmak mı gerekiyor bütün bunları?
Madımak Oteli’nde yakılan 35 aydın için ‘tahrik varmış orada’ sözlerini unutmak mı gerekiyor?
Tersine, asla unutmamak gerekiyor.
Türkiye’de siyasal ahlakın bozulmasına yol açan zincirin ikinci halkasıdır.

***

Zincirin üçüncü halkası Turgut Özal’dır.
Uluslararası sermayenin adamıdır, dini siyasetin içine sokmuştur. Devletin şirket olduğunu söyleyerek toplumun patronu olmuştur.

***

Dördüncü halka AKP’dir ve liderleri R.T. Erdoğan’dır.
Uluslararası sermayenin İslam ile ittifakını gerçekleştirmişlerdir. Bilinen her şeyi yapmışlardır.
Pervasızca, hiçbir şeye aldırmadan. Kendi çevrelerine her şeyi, her yolsuzluğu örterek, kapatarak her şeyi yaptırmışlardır.
Ama artık, hiç değilse ahlaktan söz etmeyin.
Ahlaktan söz etmeyin. Ayıp oluyor...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Azim ve inat... 14 Haziran 2021
Çamlıca Kulesi... 7 Haziran 2021
Helaliler - haramiler... 24 Mayıs 2021