Liderler ve Sistemler

11 Ağustos 2014 Pazartesi

?Demokratik ülkelerde liderler sistemi değiştirecek kadar baskın olamazlar, öne çıkamazlar. Ancak olağanüstü koşulların yaşandığı durumlarda liderler öne çıkarlar.
Bu durumda Hitler, Mussolini, Franco, Salazar, Tito, Stalin, Makaryos gibi liderler görülür. Bunların önemli kısmı “düzen normalleşmeye başlayınca” tasfiye edilmişlerdir.
Avrupa ve ABD Franco’yu önce desteklemişler “sistemin bölgesel ve küresel güçler açısından normalleşmesinden sonra yine sistem tarafından, usulca tasfiye edilmişlerdir.”
? Batı ülkelerinde iktidarları (ve liderleri) sistem belirler; Clinton, Reagan, Bush, Berlusconi, Sarkozy, Cameron bunlar arasında sayılabilir.
Sistem, işi bitenleri yine kendisi gönderir. Bu genel kuralın iki istisnası vardır: Gandhi ve Atatürk; ikisi de “sisteme rağmen ve karşı” olarak 20. yüzyıla damgalarını vurdular.
?Atatürk Batı sisteminin ve düzeninin dayatmalarına, Sevr Antlaşması’na karşın ülkeyi Lozan’a ulaştırabilmiş olağanüstü bir liderdir.
Bazı yöntemleri bugünkü koşullar içinde eleştirilebilir ama o günün koşullarında parçalanmaktan ve yok olmaktan kurtulabilmek için başka bir yol kesinlikle bulunmuyordu.
Atatürk Lozan’a ulaşıp Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra ne yaptı? Dünyada hiçbir ülkenin bu kadar sürede gerçekleştiremediği devrimleri (ve reformları) yaptı. Pek çok sömürgeleşmiş ülkeye örnek bir lider oldu.
? Gandhi’ler, Bin Bella’lar onun izinden yürüdüler. Gandhi sömürgeleşmiş Hindistan’ı bağımsızlığına kavuşturdu.
Atatürk devrimci bir lider olarak Latin Amerika ülkelerinde de örnek oldu.
Bugün (ve dün) Türkiye’de Atatürk’e ve devrimlerine karşı çıkanlar, Sevr ve beyaz bayrağı çoktan çekmiş Osmanlı düzenini özleyenlerdir. Bu yolla kendilerine güç ve çıkar sağlamaya çalışanlardır.

Bugünkü liderlik durumu

Bugün Erdoğan çıkardığı kanunlar ve yaptığı uygulamalarla “sistemi belirlemeye ve değiştirmeye çalışan bir konumdadır.” Belki de “Erdoğan sistemi” diye bir tanımlama yapmak sosyolojik açıdan daha doğru olur.
Erdoğan belki de tarihte, “Tayyipçilik” diye anılacak bir düzeni oluşturma çabasındadır. Bu düzenin ana özellikleri nelerdir?
? Mutlak olarak bir kişinin yönetime tüm ayrıntılarına kadar egemen olduğu bir düzen (ve sistem).
?Dinin, yaşam tarzında ve hükümet icraatlarında en ayrıcalıklı kaynak (ve düzen) olarak benimsendiği bir anlayış.
Bir tek şahsın bütün uygulamalara egemen olduğu bir anlayışın Batılı anlamda, bir hukuk devletinde yerinin bulunmadığı, tartışılmayacak kadar nettir.
“Kimilerinin” bunu, “Atina demokrasisinin, İslam dinini esas alan oligarşik bir versiyonu” olarak tanımlamaları ise herhalde “abesle iştigal” olur.
Türkiye’deki bu tek kişiye bağımlılık olgusu, “bazı radikal İslami çevreler” tarafından destek görse de Batı tarafından reddedilmektedir.

İşin değişen boyutları
Bir tek kişinin (ve gerisindeki oligarşinin) İslam esaslı egemenlik anlayışı Türkiye’de şu sonuçları doğurmaya başladı:
?Yahudi ve Hıristiyan düşmanlığının zemine yaydırılması.
? Sünni - Şii (ve Alevi) düşmanlığının yaygınlaştırılması.
? Irkçılığı tahrik eden bu kutuplaşmaların din, mezhep ve ırk ayrımcılığı doğrultusunda kutuplaşmaları ülkeyi “geri dönülmesi zor boyutlara götürmekte oluşu.”
?Bütün bunlara ek olarak iktisadi paylaşımın (bölüşümün) uçurum boyutlarına varması. 700.000 liralık kol saatini normal sayan zihniyet ile 70 liralık saati bile olmayan insanların yan yana getirilmeleri.
70 liralık saat hediye edilenin, oyunu 700.000’lik saat kullananlara vermesi.
Azgelişmiş ülkelerin asker ve din odaklı iktidarlar tarafından yönetilmeleri, gelişmemişliğin sonucudur. Tabii küresel güçlerin dış onay ve destekleri ile birlikte.
Mesele sadece milli gelirin büyüklüğü değildir; S. Arabistan, Katar ya da Abu Dabi’de milli gelir yüksek, para boldur. Ama demokrasi yok, özgürlük yok, kadın-erkek eşitliği yok, hukuk devleti hiç yok.
“Kral”ın rejimi, “Şeyh”in rejimi, “Şerif”in rejimi var. Kişiler rejimi belirliyorlar.
Devlet değil sanki babalarının çiftliğini yönetiyorlar. Küresel güçler bu çiftliklerden yararlandığı sürece…
Bu satırlar yazılırken seçim sonuçları belli değildi. Hangi sonuç olursa olsun yapılan değerlendirmeler geçerliliğini koruyacaktır.  


Yazarın Son Yazıları