Rotayı değiştiren kim?

22 Aralık 2015 Salı

Ankara’nın (ve AKP’nin) dış politikası zikzaklar çizmeyi sürdürüyor. Acaba Ankara mı inisiyatif alıp bunları yapıyor? Yoksa değişen (ve değiştirilen) bölgesel ve küresel faktörler, politikasız Ankara’yı önüne katmış sağa sola mı sürüklüyor?
Son 5 yılda değişen bölgesel ve küresel koşullar neler?
-IŞİD adlı Sünni radikal öğenin önce desteklenerek yaratılması ve sonra kontrolden çıkarak canavarlaşması.
ABD, AB, Rusya, İran ve hatta Türkiye, bugün IŞİD’e savaş açmış durumda. Canavarı önceleri el altından hoş gören S. Arabistan ve Katar da ABD’nin zoru ile 34 İslam ülkesine öncülük ediyorlar. IŞİD’i yok etmek S. Arabistan’a bırakılmışsa bölge yandı demektir.
-Rusya’nın Suriye üzerinden bölgeye iyice yerleşmesi ve İncirlik’e alternatif bir üs kurmaya başlaması: Deniz gücünün Akdeniz’e yerleşmesi; bugün bölgede NATO’nun 40, Rusya’nın 17 savaş gemisi var.
-Rusya ve İran’ın Esad’ın arkasında çok sıkı durarak; Irak’ta dizginleri ele alarak eski dengeleri Şiiler lehine değiştirmeye başlamaları...
Bu durum ABD, İsrail ve S. Arabistan’ı çok rahatsız ediyor. 34 İslam ülkeli alternatif güç eski yeşil kuşağın yerine konmak isteniyor.
-Ve son bomba; Ankara’nın Rus uçağını düşürmesi, Türkiye ve Rusya’nın iktisadi, siyasi ve askeri olarak karşı karşıya gelmeleri...
Doğalgazda Rusya’ya yüzde 60 oranında bağımlı olan Türkiye’deki yönetimin, İsrail doğalgazına mecbur hale getirilmesi çok ilginç bir sonuç.
Bölgede S.Arabistan ve Katar gibi 2 ülkeden başka herkes ile sorunlu hale getirilmiş bir Ankara var.
Türkiye diyemiyorum, çünkü halkın çoğunluğu bu yalnızlaştırmaya karşı çıkıyor. “Yönetimin bölgesel Sünni egemenliğine yönelik uygulamaları bu sonucu getirdi.”
Uluslararası ilişkilerin temel kurallarından uzaklaşıldı. Oysa yakın geçmişte Rusya, İran, Irak, Suriye, Mısır, Libya ve Tunus’la çok iyi iktisadi, siyasi, kültürel ilişkilerimiz vardı. Hepsi uçup gitti. İsrail ile de kavgalı olduk. ABD ve AB ile bile sorunlarımız arttı.

Ankara çaresiz mi?
Yüzde 60 dolayında Rusya doğalgazına “bağımlı” olan Ankara, tek çıkış yolu olarak İsrail ile anlaşmak zorunda. Bu zorunluluk Ankara’yı (ve Erdoğan’ı) zorunlu bir tercih değişikliğine getirdi.
Herkes dış politikada satranç ile işi götürürken biz dama taşları ile oynayınca bütün sorunlar üzerimize yıkıldı.
Yukarıdaki satırlarda adını anmadığım bir mesele “anılan bütün öğeleri etkiledi ve etkileyecek”; Kürt sorunu ve Kürdistan meselesi; çapraz ateş altındaki Türkiye düşmanlarını azaltıp dostlarını artırmak zorunda.
Düşünebiliyor musunuz; S. Arabistan ve Katar ile kanka olmuş bir yönetim bu sorunların altından kalkabilir mi?
Gazda İsrail ile anlaşmak zorundaysak Kürt meselesi konusunda da anlaşmak durumundayız. Ankara sorunun çözümünde, elindeki kartların büyük bir kısmını yitirdi.
Rota değişikliğinde dümen, genellikle başkalarının elinde olacak.
Demokrasiyi yerleştirip bütün sorunlarımızı “katılımcı demokrasinin kuralları içinde yürütseydik” bütün bu acı sonuçlarla yüzleşmemize gerek kalmazdı.
Türk halkı Rus, İsrail, İran, Mısır, Yunan ve diğer halklarla dosttur; hiçbir kavgası yoktur, olamaz. Kavgayı çıkaranlar halkı mezhep çatışmalarına, etnik ayrımcılıklara ve silahlı sürtüşmelere götüren siyasiler ve çevrelerindeki diğer ortaklardır.
Bugün Suriye’de öldürülen 350.000 insandan, Güneydoğu’da hayatlarını kaybetmekte olan vatandaşlarımızın tümünden onlar sorumludurlar.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları