Hikmet Altınkaynak

Çocuklar için bilim kitapları (II)

03 Aralık 2020 Perşembe

Bilimkurgu yapıtlarının tarihi çok eski olmasına karşın dünyadaki yaygınlığı sınırlıdır. “Bilim kokusu” olan bu türün okurları, düş (hayal) kuranlardır. Öncelikle çocuklar ve gençlerdir. Sanatçılar, bilim insanlarıdır. Eğitimin amacı da zaten genel olarak öğrencilere düş kurdurmak değil mi?

Bilimkurgu dünyasının kraliçesi Ursula K. LeGuin, bilimkurgu için “çağdaş dünyanın mitolojisi” der. Bilimkurguya ısınmak isteyenler önce Gulliver’in Seyahatleri’ni okuyarak başlayabilirler. Jonathan Swift’in bu yapıtı 18. yüzyılın başında (1726) basılmıştır. Ama bu alana damga vuran, 19. yüzyılın sonunda dünyayı sarsan Fransız yazar Jules Verne’dir. Ay’a Seyahat, Deniz Altında Yirmi Bin Fersah vb. kitapları dünyada ve ülkemizde pek çok yayınevi tarafından yıllardır yayımlanmaktadır.

Öte yandan dünyada ve Türkiye’de bu iki yazar dışında büyük ilgi gören başlıca yazarlardan H.G. Wells’in Zaman Makinesi, Dünya Savaşıyor ile George Orwell’ın 1984, Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451 adlı yapıtları da sayılabilir. Elbette tüm bunlara gelmeden, yetişkinlere seslenen Thomas More’un yapıtı Ütopya (1516) unutulmamalıdır. Vedat Günyol, Sabahattin Eyüboğlu, Mina Urgan çevirisinden (İş Kültür Yayınları, 1. Basım 1999) okunmalıdır. Çünkü Ütopya, insanları mutluluğa ulaştıran yolları anlatır. Bunun için kusursuz bir düzenin, ideal bir devletin nasıl olması gerektiğini betimlerken düşünce özgürlüğünün, dinlere karşı hoşgörünün altını çizer.

Orhan Duru

Bilimkurgu sözcüğü, 1950 kuşağı öykücülerinden Orhan Duru’nun kaleminden çıktı. Duru, bilimkurguyu ilk kez 1973’te TDK’nin Türk Dili dergisinde yer alan bir yazısında kullandı. Terim benimsendi. Duru, bu türün ilk örneklerinden birini de Yoksullar Geliyor adlı öykü kitabıyla verdi. Sonraki yıllarda Müfit Özdeş de Son Tiryaki, Bilimkurgu Öyküleri kitaplarıyla bu türün öncülerinden oldu. Şimdi bu alanda dergiler var, çok sayıda usta var.

Birkaç yayınevinin yeni, yerli yabancı kitaplarına da şöyle bir bakalım: Can Çocuk Yayınları, Bilgin Adalı’nın beş kitabını yayımladı: Zaman Bisikleti, Geçmişten Gelen Konuklar, Zamanda Kaza, Uzaylılar Geliyor, Genlerin Şifresi. Altı kitap da Pasi Pitkänen’nin resimlediği, Norveçli yazar Bjørn Sortland’ın İngilizceden Ebru Tüzel’in çevirdiği “Kepler62” dizisi var: Davetiye, Gerisayım, Yolculuk, Öncüler, Virüs, Sır.

Doğan Egmont’un bu alanda beğenilen üç kitabından ilki, ünlü fizikçi Stephen Hawking’in kızı Lucy Hawking ile birlikte yazdığı, Deniz Başkaya’nın çevirdiği George ve Kırılamayan Şifre. “Evrene Açılan Gizli Anahtar” serisinin bir kitabı ile Ryder Windham’ın yazıp Onur Kaya’nın çevirdiği Starwars/Yeni Bir Umut romanı ve Acerakis’in Aris’in Yolculuğu/Dadu adlı yapıtı. Ali Doğanlı’nın resimlediği Aris’in Yolculuğu, Almanya’da yaşayan gazeteci Burak Acerakis’in 5 yaşındaki down sendromlu oğlundan esinlenerek yazdığı ve bu alanda bibliyoterapi olacak bir roman.

Düş kurmak önemli

Uzay yolculuğunu yazan bir başka yazarımız da Aytül Akal. Fom Kitap’tan çıkan üç kitabı var: Gökten Uzaylı Düştü, İmdaaat! Uzaylı Yağıyor, Çılgın Uzaylılar Geldi adlarını taşıyor. Remzi Kitabevi’nden iki farklı kitap: İlki yeryüzünün ilk şairi Homeros’un destanı Odysseia. Russel Punter’in yazdığı senaryoyla Fabiona Fiorin tarafından resimlenmiş ve çizgi roman olmuş. Türkçeye Mercan Baş çevirmiş. İkinci kitap da Mimariyi Keşfedelim, adlı öğretici, düş kurdurucu bir kitap. Tarih boyunca toplumların ev, tapınak, konak, gökdelen, saray vb. yapıları hangi düşlerden yola çıkarak yaptıklarını anlatıyor. Yazarları: Eduard Altarriba ile Berta Bardí I Milà, Türkçesi Fatma Öcal Al.

Aslında birkaç değil, onlarca yazı bile bu alanın özeti olamaz.

Haftaya Türkiye’nin tek bilimkurgu kütüphanesi olan Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi’ne ve yayımladığı bilimkurgu kitaplarına değinmek istiyorum.

Bu salgın günlerinde bilginin, bilimin, bilim kültürünün ne denli önemli olduğunu yaşayarak anladık. Kişiliklerinin büyük ölçüde biçimlendiği çocukluk döneminde çocuklarımızı bilime ve bilimkurgu kitaplarına yönlendirerek gelecekleri için kuracakları düş yolculuklarında onları yalnız bırakmamak, hepimizin görevi değil mi?

Ne demiş Einstein, düş gücü bilgiden daha önemlidir.


Yazarın Son Yazıları

İnatçı Keraban 25 Şubat 2021
Edwin Morgan... 21 Ocak 2021
En uzun yıl biterken 31 Aralık 2020
Tevfik Fikret olmasaydı... 24 Aralık 2020