Bir Umrenin Ardından

25 Şubat 2014 Salı

Yıllardır annem kendisini umreye götürmemi ısrarla istiyordu. Daha fazla yaşlanmadan annemizin dileğini yerine getirmek üzere bu konuda deneyimli dostlarımız Yılmaz ve Emine Gelibolu ile ailecek geçen hafta umre yaptık.
Bu umrede yaşadıklarımızı ve gözlemlerimizi sizinle paylaşmak istiyoruz.
Ama öncelikle şunu söylemeliyiz: Oraları ve yaşam biçimini gördükten sonra büyük Osmanlı devletinden sonra çağdaş, laik ve aydınlanmacı bir ülke kurup bize emanet eden Atatürk’e sonsuz minnet duymalıyız.
Umre yapanın sayısı artmış durumda
Türkiye’den umreye giden sayısında 2002’den itibaren ciddi bir artış var. 2012’de umre yapan 700 bin kişi. 2001- 2002’de bu sayı 16 bin.
Bu artışın en önemli sebeplerinden biri likidite bolluğu ve bireysel kredi kullanımlarındaki artış. Diğer önemli sebeplerden biri AKP’nin yarattığı dinsel bir iklim.
Kâbe Allah’ın birliğini ifade ediyor
Kâbei Muazzama Allah’ın birliğini temsil ediyor. Onu tavaf etmek Allah’ta hiçliğe ulaşmak anlamını taşıyor.
Ehram, eşitliği ve ölümde kefeni temsil etmek için giyiliyor.
Tavafta Allah’tan samimi isteklerde bulunmak ve şükretmek de bir ibadet.
Safa Merve de bir sembol
Hz. İbrahim’in, oğlu Hz. İsmail ve karısı Hacer’i Allah’a emanet ederek bıraktığı Merve tepesi denilen yerde Hacer annenin oğluna su bulmak için çırpınışını hissetmek amacıyla Safa Merve yapılıyor.
Biz bu koşuşturma ibadetini yaparken dünyada barışı, çocukların ölmemesini, yoksulluğun bir kader olmamasını hep düşündük.
Kâbe’nin etrafını oteller kuşatmış!
Kâbe’nin etrafını heybetli otel ve iş merkezleri kuşatmış durumda. Kralın sarayı da var. Ayrıca ciddi bir inşaat faaliyeti yürüyor. Alan genişletilip daha büyük binalar yapılacağı söyleniyor.
Oteller ile Kâbe arasındaki alan yoksulların çadırı haline dönüşmüş. Burada yatıyorlar, yemek yiyorlar. Yani açık çadır durumunda...
İş merkezlerinin tüm koridorları da yere oturmuş yemek yiyen insanlarla dolu. Bedevi yaşam tarzı devam ediyor. Çadırın yerini binalar almış...
Buradaki durum ve cami içindeki temizlik ve sağlık koşulları yetersiz. Terleme ve çıplak ayaklar nedeniyle insanların birbirlerine hastalık geçirme olasılığı yüksek.
Teknoloji camilere de girmiş
Kutsal alanlarda insanlar uyuyorlar, yemek yiyorlar ve cep telefonlarını yoğun bir şekilde kullanıyorlar.
Oysa bize öğretilen dünyevi işlerin din alanına karıştırılmaması idi. Demek ki küresel ekonominin din falan dinlediği yok!
Kafamıza takılan hususlar
- Her insan Kâbe’ye gitmeden de gönül bahçesinde Kâbe’yi tavaf edebilir ve Allah sevgisi ile yanabilir. Çokça umreye gitmeye gerek var mı?
- İnsan içindeki yanlış yapma ve suç işleme sapkınlığı olarak nitelendirebileceğimiz şeytanı bulunduğu yerden de taşlayabilir.
- İbadet edenlerin sayısının büyük çoğunluğunun yoksul ve orta gelir grubundan olmasının nedeni nedir? Allah’a sığınarak acılarını gidermeye mi çalışmaktadırlar? Oysa yoksulluk kader olmamalı.
- Zengin petrol ülkesi Suudi Arabistan’ın halkı neden geri kalmış durumda? Neden krallıkla yönetiliyor? Arap Baharı’nın sahibi ABD burada krallığın devamına ne zamana kadar razı olacak?
- Neden Müslüman ülkelerde kan gövdeyi götürüyor?
- Hz. Muhammet temizliğe çok önem verirdi. Hatta her aptes alırken diş temizliğini de hadis olarak vermek istemiş. Buna rağmen modern dünyada bedevi yaşamın sebepleri ne?
- Umreye gidenlerin çoğu dinler tarihi, dini bilgiler ve duaların manası konusunda yeterli bilgiye sahip değil. Çok şeyi yeni öğreniyorlar. Bu da sembolik olan umre ibadetinin ruhuna inmeyi engelliyor...
Son söz
Sen insana ulaşmadan Allah’ı nasıl arıyorsun? (Muhammed İkbal)  


Yazarın Son Yazıları

İnsan Olmak! 4 Mart 2014
Bir Umrenin Ardından 25 Şubat 2014