Bölünmüş Yollarla Gururlananlar!

25 Mart 2014 Salı

Geçen hafta bölünmüş yollar ve bölünmüş millet diyerek AKP dönemi ile geçmiş dönem ekonomisini karşılaştırmaya başlamıştık. Bugün rakamlara kaldığımız yerden devam ediyoruz.

İşsizlik ve yoksulluk artmış durumda
1980-2002 arasında işsizlik oranı yüzde 8.3 iken AKP döneminde yüzde 10.9 ortalamaya ulaştı.
Her 5 gençten 1 tanesi işsiz.
İşgücü verimliliği oldukça düşmüş durumda. Çok çalışma var; ancak verimlilik azaldı.
41 milyon kişi ancak iki günde bir sofrasına et koyabiliyor.
25 milyon kişi eskiyen elbiselerini yenileyemiyor.
62 milyon kişi ev ihtiyaçlarını karşılamaktan yoksun

Zenginlerimizin sayısı AKP döneminde arttı
Zenginlik kötü bir şey değil elbette. Girişimci para kazanmak amacıyla hareket etmeli. Kâr onun en büyük hedefidir. Bu kapitalizmin ve oyunun kuralının gereğidir.
Hakça dağıtılan gelirden emeği ve zekâsı sayesinde(tabii ki şans da önemli) zengin olanlara diyeceğimiz yok.
Yolsuzluk ve rant ekonomisinden yararlanarak zengin olanlar gelir dağılımının adil olmasını engelliyorlar.
Yolsuzluk ve rant ekonomisine sebep olan önemli etkenlerden birkaçı şöyle:
?Arsa spekülasyonu...
?Kazançların kaynağının sorgulanmaması...
? Kamu İhale Kanunu’nda 30’dan fazla değişiklik yapıldı. İstisnalar (t) harfine geldi...
Bağımsız kurumlar ve Merkez Bankası bağımsızlıklarını koruyamamış durumdalar. Günlük siyasetin içine girdiler. 4 Hazine garantisi verilen projeler rant elde edilmesini kolaylaştırıyor. Hazine 173 projeye 89 milyar dolarlık kefalet vermiş durumda.
17 Aralık ile başlayan süreçle öğreniyoruz ki bu dönemde yolsuzluk ekonomisi oldukça büyümüş ve bundan yararlanarak zenginlerimiz artmış.
Türkiye’de 2007’de dolar milyarderi sayısı 26, 2013’te 43. Fransa’da 24, İtalya’da ise 23. Kişi başına milli gelirde ise Fransa bizim 4, İtalya ise 3 katımız. Bu da bir çelişki gibi görünmekte.

Borçlanmadaki artış korkutucu düzeye geldi
2002’de devletin iç borcu 95 milyar dolar, 2012’de bu rakam 229 milyar dolara çıkmış durumda.
Türkiye’nin dış borcu 2002’de 130 milyar dolar iken 2012’de 337 milyar dolar. 2013 itibarıyla 380 milyar dolar.
1 yıl içinde ödenecek kısa vadeli dış borç tutarı da oldukça yüksek; 240 milyar dolar...
AKP döneminde ödenen toplam faiz tutarı 101 milyar dolar. Öncesi 11 yılda ödenen 56 milyar dolar. İki katı bir faiz ödenmiş.

Döviz açık pozisyonunda da kritik düzeye gelindi
2012’de özel sektörün döviz açık pozisyonu (varlıklar-borçlar) 18.5 milyar dolarken 2012’de bu rakam 142.4 milyar dolara çıktı.
Ülkenin açık pozisyonu 85 milyar dolardan 426 milyar dolara yükseldi.
2012’de her 100 dolar (kısa vadeli borç+cari açık) için 166 dolar rezerv vardı. 2012’de bu rezerv tutarı 81 dolara düştü.

Bugün geldiğimiz noktada cari açık tehlikesi devam ediyor!
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde Kırılganlığımız cari açığımızdır. Şu anda sürdürülemez durumdadır. Geçen sene açıkta altının etkisi büyük. Çok altın ithalatı yaptık. Avrupa krizi bizim cari açığı yükseltti. Bizim en büyük ticaret ortağımız krizdeydi. Oraya satışımız kötü gitti. Enerji fiyatları inanılmaz düzeyde arttı. Çin bozdu. ‘Arap Baharı’ vardı. Bu faktörler cari açığını çok öteye taşıdı” diyerek kırılganlığımızı işaret etti.

Döviz rezervleri eriyor!
2013’ün haziran ayında 44 milyar doları aşan döviz pozisyonunun 2014 Şubat sonunda 33 milyar dolara gerilediği görüldü
Hemen 210 milyar dolar para bulmak lazım...
Bölünmüş yollarla gururlananlar ekonominin büyük bir krize sürüklendiğini ve bunun uyguladıkları bol para ekonomisinin ve gerilim yaratan siyaset anlayışının sonucu olduğunu ya görmüyorlar ya da halkın gözünü boyadıkları için rahatlar.
Kriz geliyor...   


Yazarın Son Yazıları

İnsan Olmak! 4 Mart 2014
Bir Umrenin Ardından 25 Şubat 2014