Olaylar Ve Görüşler

Afra Tafra Ama Sadece O Kadar - Av. Şahin MENGÜ

01 Ağustos 2020 Cumartesi

Türkiye, geçen hafta, Giritin güneydoğusu ve Rodosun güneyinde sismik araştırmalar yapmak üzere Oruç Reis araştırma gemisini bölgeye gönderme kararı aldı.

Bunun üzerine, Avrupanın şımarık çocuğu Yunanistan dünyayı ayağa kaldırdı. Deniz kuvvetlerini teyakkuza geçirdi. 18 Türk savaş gemisinin karşılık olarak Aksaz üssünden denize açıldığı, ancak daha sonra üsse geri döndüğü haberleri basına yansıdı.

Gerginliğin tırmanması üzerine, Merkel, Avrupa Birliği dönem başkanı sıfatını da kullanarak, devreye girdi. Yunan Başbakan Mitsotakis ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile telefonda görüştü. (NATOnun ve Avrupa Birliğinin Türkiyenin doğu Akdenizdeki faaliyetlerine karşı olduğu biliniyor).

Tam o sırada, 21 Temmuzda, Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas Atinayı ziyaret etti ve Uluslararası hukuka uyarak Türkiyenin Akdenizdeki tahriklerini sonlandırması gerektiğini, aksi halde Avrupa Birliği –Türkiye ilişkilerinde ilerleme olmayacağını” ifade etti.

TÜRK ULUSUNUN AKLIYLA ALAY EDERCESİNE

Alman basının bildirdiğine göre, aynı günlerde Türkiyenin Berlin Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak Almanyanın tutumu kendisine bildirildi. Yine aynı günlerde Avrupa Birliği sözcüsü Türkiyenin Doğu Akdenizde yapacağını söylediği araştırmaları kınadı ve Türkiye ile Yunanistan ve Kıbrıs” arasındaki anlaşmazlığın görüşmeler yoluyla veya zorunlu olması halinde Uluslararası Adalet Divanı aracılığıyla çözümlenmesi gerektiğini bildirdi.

Yine o günlerde, 23 Temmuzda, Amerika Birleşik Devletlerinin Atina büyükelçisi yaptığı bir açıklamada, Yunanistan ve Kıbrısa ait alanlarda Türkiyenin araştırma yapmasının gerginliği artırdığını, bu çalışmaları durdurması konusunda Washingtonun Türkiyeye açık mesaj verdiğini” bildirdi.

Bu gelişmeler olurken, Çavuşoğlu, 27 Temmuzda, sismik çalışmaların bir ay askıya alınabileceğini açıkladı.

En sonunda, 28 Temmuz günü ise Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın şu açıklamayı yaptı: ....Yunanistan tarafı çok aşırı bir tepki verdi. Sanki biz gidip hemen Meis Adası’nı işgal edecekmişiz gibi Cumhurbaşkanımız, madem bu müzakereler devam edecek bir görelim önümüzü, bir müddet bekletelimdedi. Şimdilik de bir müddet bekletebiliriz.”

Türkiye, Amerika Birleşik Devletlerinden ve Avrupa Birliğinden ağır baskı ile karşılaşınca Oruç Reisi geri çekti. İyi de insan aklıyla ya da daha açıkçası Türk milletinin aklıyla alay etmenin bir anlamı yok. Bu söylediklerinize size oy veren alt kültür grubu inanabilir, ama ne başlamış ve ne de başlayacağı söylenen bir müzakere söz konusu değil ki!

Bütün bu onur kırıcı gelişmeler ve açıklamalar olurken Türkiye, Ayasofya coşkusu ile meşguldü. 

Tabii bu gibi konular kurultayda iktidara yürüdüğünü” iddia eden Cumhuriyet Halk Partisinin ne Genel Başkanı’nı ve ne de dış politika yetkililerini ilgilendiriyormuş ki, bu konuda tek kelime etmediler.

CHPNİN TARİHSEL AĞIRLIĞI

Cumhuriyet Halk Partisinin tarihini biraz bilenler bilirler ki; dünya bu coğrafyada gelişen olaylar hakkında, ister iktidarda ister muhalefette olsun Cumhuriyet Halk Partisinin ne dediğine dikkat kesilirdi.

Bunun en yakın zamandaki örneği; hem Kıbrısa hem de Yunanistana demokrasiyi getirirken, soydaşlarımızın mal ve can güvenliğini sağlayan Kıbrıs Barış Harekâtı’dır.

Cumhuriyet Halk Partisinin onurlu tarihi, Türkiyenin onuru ve çıkarları söz konusu olduğu zaman, Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa Birliği, İngiltere ne der endişesine kapılmadan Türkiyenin haklarını savunmakla geçmiştir.

AV. ŞAHİN MENGÜ


Yazarın Son Yazıları