Olaylar Ve Görüşler

Geriye gidişin ayak sesleri

21 Mayıs 2019 Salı

12 yıldan beri ülkenin ileriye yönelik adımlara tanık olduğu söylenemez. Tam tersine geriye dönüşün ayak sesleri giderek yükselmektedir. Bu yönetim de öyle veya böyle gidecek, ancak bıraktıkları izleri temizlemek kolay olmayacaktır.

 

Hem Doğu hem de Batı dünyasında yer alan söylence kuşlarının en önemlisi Doğu kökenli ateş kuşunun karşılığı olan Phoeniks’dir.
Söylence kuşları İran mitolojisinde Simurg ya da Anka olarak anılır. İslam sonrasında Zümrüdü Anka, Türk mitolojisinde de Tuğrul diye anılan Phoeniks diğer söylence kuşları ile hem benzerlik, göreceli olarak da farklılık gösterir. Yunan mitolojisinde Phoeniks’in “şark” kökenli olup Habeşistan’daki yüksek dağlarda yaşadığı ve çok uzun ömürlü olduğu belirtilmektedir.
Phoeniks ömrünün son aşamasında olduğunu anlayınca kuru dalları salgıladığı bir yapıştırıcı ile sıvayıp kendine yuva yapar ve üstüne kurulup güneşin kızmasını bekler. Kızgın güneşin yuvayı tutuşturması aşamasında Phoeniks ateşin üstüne atlar ve yanarak yok olur. Küllerinden oluşan yumurtadan yeni bir Phoeniks çıkar. Batı dünyasının Phoneiks mitosunu, öldükten sonra dirilmenin bir simgesi olarak değerlendirmeleri bu söylenceye dayanır.

Küllerinden doğan Cumhuriyet
Phoneiks söylencesi en somut ve en seçkin örneğini Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda sergilemiş, yakıp yıkılan Osmanlı’nın küllerinden yeni, çağdaş ve genç bir Cumhuriyet doğmuştur. Phoneiks örneğinde olduğu gibi çöküp giden bir imparatorluğun içinden çıkıp ateşe atlamaktan çekinmeyen yurtsever insanlar ülkeyi düşmanlardan kurtarıp aydınlık günlere ulaştırmışlardır.
Ancak son 12 yıldır aşama aşama bu genç Cumhuriyet’in köküne yerleştirilen dinamitler etkili olmuş ve ileri gidişin hızı kesilip geriye gidilmeye başlanmıştır. Bu noktada herkesin birbirine sorduğu soru aynıdır: “Bu güzelim ülke niçin bu konuma getirilip olumsuzlukların kucağına itildi.”
Ülkemizin içinde bulunduğu ortam ve koşullar içinde eğitim ekonomi ve adalet birincil ölçekli sorun olarak kabul edilse de sorunun esas boyutları 12 yıl boyunca insanımızdaki değişime yönelik davranışlardır. Ele alınması ve değerlendirilmesi gereken esas nokta budur. Bu olumsuzluğu gidermek önemlidir. Bu olumsuzluk giderildiğinde yani insanımızda ve toplumumuzda gözlenen olumsuz değişikliğin ve geriye gidişin önlenmesi aşamasında tıpkı Phoeniks’in yumurtadan çıkışı örneğinde olduğu gibi yeni bir Phoeniks’in çıkışına tanık olunacaktır.
Adalet ve eğitim kurumlarının, üniversitelerin içinde bulunduğu tablo ortadadır. Üniversitelerden ilköğretim kurumlarına uzatılacak çizgide düşünülen sistem geriye dönüşün işaretlerini vermektedir. Bu nedenle Phoeniks’in önemi ve özlemi duyulmaktadır. Şundan bundan medet ummak yerine kendi küllerinden çıkacak bir Phoeniks’in tıpkı Osmanlı- Cumhuriyet yaklaşımında olduğu gibi görkemli edimlere neden olacağı umulmaktadır. 12 yıldan beri ülkenin ileriye yönelik adımlara tanık olduğu söylenemez. Tam tersine geriye dönüşün ayak sesleri giderek yükselmektedir. Bu yönetim de öyle veya böyle gidecek, ancak bıraktıkları izleri temizlemek kolay olmayacaktır. Ayakkabı kutularında saklanan paralardan pahalı saatlere, vakıf yöntemiyle paraları istif etmeye, havuz medyası oluşturmaktan küçük rüşvetlerin önem ve günah taşımadığını belirtmeye uzatılacak çizgideki insanımızı değiştirip dejenere ettikleri ortadadır.

Yol ayrımındayız
Yalanın en çok kullanılan,en çok söylenen ve en çok tüketilen bir söylem olduğu nokta bütün bu yazılan ve söylenenlerin doğru olduğunu göstermektedir. Yalan söylemeyi yaşamlarının parçası olarak niteleyip uygulayanlar sokaktaki adamdan tepedekilere uzatılacak çizgide yeni bir insan modelini sahneye çıkarmışlardır. Düşündürücü ve kaygı verici olan budur.
Öbür türlü bundan öncekiler gibi gideceklerdir elbette. Ama bu yeni insan tipinin bir kaç yüzlü görünümüyle ülkeye ve topluma verdiği zararı gidermek kolay olmayacaktır
Bunların -Faust örneği- bilgi ve güç elde etme karşılığında ruhlarını satan dilsiz şeytanlar olduğu unutulmamalıdır. Ülke bir yol ayrımındadır.Ya Faust Ya da şeytan...

Abdullah Tekin
E. Öğr. Gör.

 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları