Olaylar Ve Görüşler

Kenan Evren’in yüzde 92’si

22 Mayıs 2015 Cuma

1982 yılında Adıyaman Sincik’te öğretmen olarak görev yapıyordum. 7 Kasım 1982 tarihinde Kenan Evren’in anayasası ile birlikte cumhurbaşkanlığı onaylanıyordu...

O zaman nahiye olan Sincik’te, bir ortaokul, bir de ilkokul olmak üzere iki okul vardı. Sincik o zaman Kâhta ilçesine bağlıydı. Okullara tek müdürlük bakıyordu. Mesleğimin ikinci yılı bitmişti. Okul müdürlüğü de hasbelkader bana teslim edilmişti. İki okulda bazen sekiz, bazen on - on iki öğretmen görev yapıyorduk. Sincik’in Abuzer Altıntel adında bir ağası vardı.

‘Hayır’ oyuna baskı!
Bu onaylamada ben de sandık başkanıydım. Zarflar şeffaftı.
Azıcık ışığa tutup bakınca, zarfın içindeki oyun EVET veya HAYIR olduğu görülüyordu.
Sadece EVET veya HAYIR denilecek oylamada, hayır diyecekler üzerinde yoğun bir baskı vardı.
Evren’in anayasasına ve cumhurbaşkanlığına hayır denmemesi için, Abuzer Ağa oylamadan önce açık bir şekilde birkaç defa, “Aman ha oylamada – HAYIR çıkmasın” diye biz öğretmenlere ve kendi köylülerine telkinde bulundu.
Abuzer Ağa telkinlerinin sessiz dinlenmesine, öğretmenler tarafından “Olur, baş üstüne ağam” denmemesine içerliyordu. Bu içerlemesi ses tonundan ve yüzünün aldığı şekilden, ten renginden belli oluyordu.

Sadece üç!
Benim başkan olarak görevli olduğum sandıkta oy kullanacak seçmen sayısı, 308 (üç yüz sekiz) idi. Tamı tamına 300 (üç yüz) oy kullanılmıştı. Sandıkları açma ve oy sayım saati geldiğinde sandıklar açıldı ve oylar sayıldı. Kullanılan oylar içinde sadece 3 (üç) adet HAYIR oyu vardı. Geriye kalanların hepsi EVET olarak kullanılmıştı.

Kim o üç hayır?
Abuzer Ağa çıkan üç tane HAYIR oyuna bozulmuştu. Bozulduğunu yerinde debelenerek ve o yana bu yana gezip, homurdanarak belli ediyordu. Oylar sayılıp tutanağa geçirildikten sonra, sandıkların teslimi için yola çıkmadan önce, okulda kurulan sandıkların sonucunu bilmek için birikmiş meraklı kalabalığın içinde, Abuzer Ağa bana dönerek: “Hoca, bu üç HAYIR oyunu kimin verdiğini biliyorum. Bana sorarsalar söylerim. Ona göre, bilesin” dedi. Ben “Kim verdi” diye sorduğumda; “Biri sen, biri hanımın, diğeri de Adanalı hoca” diye karşılık verdi. Ben, “Benimle eşimi doğru biliyorsun, ama diğer arkadaş için bir şey diyemeyeceğim” dedim. Herkes ağayla benim aramda geçen konuşmaya kulak kesilmişti. Ortalıkta bir sessizlik vardı.
Sandık kurulu olarak biz, oy torbasını ve sandıkları teslim için yola çıktık. Kâhta’da ilgili yere (ilçe seçim kuruluna) oyları ve sandığı teslim edip döndük. O kış (1983 kışı) Sincik’e bir bölük askerle, başlarında yüzbaşı rütbesinde bir komutan gelmişti. Herhalde dağ köylerinin asayişini yerinde görmek ve aykırı durumlara göz dağı vermek için böyle bir uygulama yapıyorlardı.

Ses yok
Sincik’e gelen askerler, bir iki gün de olsa, Sincik Sağlık Ocağı’nın odalarında kaldılar. Biz öğretmenleri toplayan komutan, önce hal hatır sorup bir sorun olup olmadığını öğrendikten sonra, tek tek adımızı sordu. “Okul müdürü kim?” dedi.
Adımla birlikte “Benim” dedim. “Hoca bir yanlışlık olmasın, bir durum olursa bu HAYIR’a benzemez” dedi. Tabi ben ses çıkarmadım, çıkaramadım.
Kenan Evren’in anayasası, işte böyle yüzde doksan ikiyle onaylanmıştı. Ne yazık ki halen bu anayasanın mantığıyla Türkiye yönetiliyor. Bu anayasa Türkiye’yi ortaçağın karanlığına sürüklemenin başlangıcı olmuştu.

Umut...
Gelinen nokta bugün burasıdır. Son sandıktan gittikçe teokrasiye yaklaşan diktatörlük çıktı. Bakalım 7 Haziran 2015’te sandıklar ne çıkaracak? Umarız barış, birlik, kardeşlik, kimsenin kimseyi ötekileştirmediği; herkesin aşının, işinin olduğu; demokratik, laik, sosyal hukuk devleti çıkar.  

CENGİZ KARAHAN Emekli Milli Eğitim Müfettişi


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları